1. Sözcüklerin yanlış yazılmasının, sözcüklere getirilen eklerin yanlış olmasının yazım yanlışı olduğunu;

2. Özel isimlerin hepsinin büyük harfle başlaması gerektiği; aksi taktirde bir yazım yanlışlığı yapılmış olacağını (Yaban, Milliyet gazetesi, Karabaş, Meydan Mahallesi, Kenan)

3. “f,s,t,k,ç,ş,h,p” sert ünsüzleriyle biten bir sözcüğe “c,d,g” yumuşak ünsüzüyle başlayan bir ek getirildiğinde bu ünsüzler eğer “ç, t, k” ye dönüştürülmezse orada bir yazım yanlışı yapılmış olacağını ve bu dönüşümden sonraki ses olayına ünsüz benzeşmesi (sertleşmesi) dendiğini
(kitapcı: yanlı ~kitapçı: doğru ve aynı zamanda bir ünsüz benzeşmesi vardır)

4. “p,ç,t,k” sert ünsüzlerle biten kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde bu ünsüzlerin yumuşadığını buna da ünsüz yumuşaması dendiğini, özel isimlerde bu yumuşamanın olmadığını ( ağaç –ı ~ ağacı, Zonguldak’ı )

5. Özel adlara, sayılara, kısaltmalara getirilen çekim eklerinin kesme işaretiyle ayrılması gerektiğini; aksi taktirde bir yazım yanlışlığı yapılmış olacağını (Ayşe’yi, TDK’nin,5’te)

6. Bağlaç olan “de, da” nın ayrı yazıldığını, kesinlikle “te,ta” biçimi olmadığını, cümleden çıkartıp cümleyi yeniden okuduğumuzda cümlenin yapısının bozulmadığını (Sana kitap da alacağım.) ;

7. Özel isimden sonra gelen “de, da” bağlacının kesinlikle kesme işaretiyle ayrılmayacağını( sizinle Ahmet de gelecekti.);

8. “ki”nin çekimli bir fiilden sonra geliyorsa bağlaç olduğunu ve mutlaka ayrı yazılması gerektiğini (duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini)

9. “ki” eklendiği isimi sıfat yapmışsa yani önündeki isme “ hangi” sorusunu yöneltebiliyorsak o -ki’nin sıfat yapan “-ki” olduğunu, sıfat yapan –ki’lerin genellikle –“da ,-de” ekinden sonra geldiğini ve bitişik yazıldığını (duvardaki resim: hangi resim; üzerindeki elbise: hangi elbise? );

10. “ki” eğer bir ismin yerini tutmuşsa ve “ki” den sonra “ler” çokluk ekini getirebiliyorsak o “ki”nin ilgi zamiri olduğunu ve bitişik yazılması gerektiğini (Seninki geliyor ~ Seninkiler geliyor);

11. “mi” soru edatının her zaman ayrı yazıldığını, hangi ögeden sonra geliyorsa o ögeyi buldurmaya yönelik olduğunu,- ma ,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimiyle karıştırmamak gerektiğini
Siz mi geleceksiniz? : soru ekidir ve özneden sonra geldiği için özneyi buldurmaya yöneliktir.
Beni niçin dinlemiyor? : Burada –me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir ve bitişik yazılmalıdır.

12. Büyük ünlü uyumuna “kalınlık –incelik uyumu” , küçük ünlü uyumuna ise “düzlük –yuvarlaklık uyumu” dendiğini;

13. Belgisiz zamir ve sıfatların iki sözcükten oluştuğu durumlarda bitişik yazılması gerektiğini (birkaç insan, biraz sevgi, birtakım medya…);

14. “Etmek, olmak” yardımcı fiilleriyle oluşmuş birleşik fiillerde isim unsurunda bir ünlü düşmesi ya da ünsüz türemesi olmuşsa bitişik, olmamışsa ayrı yazılması gerektiğini
(reddetmek, emretmek, terk etmek);

15. Birleşik fiillerde isim unsuru tek başına kullanılamıyorsa düşüm olmasa dahi bitişik yazılması gerektiğini (defetmek, defol, vazgeçmek …);

16. Ünlü daralması sorulunca önce –yor ekini arayacağımızı kelimeden –yor’u çıkartınca daralma olup olmadığını anlayabileceğimizi, daralma olabilmesi için mutlaka –yor ekinin olması gerektiği; ancak her –yor ekinin olduğu yerde daralma olmayabileceğini (bekliyor ~ bekle-yor: ünlü daralması var) ( seviyor ~sev-iyor: daralma yok );

17. Dilimizde sadece “de-” ve “-ye” fiillerinde -yor eki olmadan da daralma olabileceğini. (diye, yiyecek);

18. Virgül ve noktalı virgülden sonra gelen sözcüklerin –özel isim değilse- küçük harfle, diğer noktalama işaretlerinden sonra gelen sözcüklerin büyük harfle başlaması gerektiğini (Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik; ancak çok basit bir sanatı unuttuk: İnsanca yaşamayı…)

19. Sıfat ve isim tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına virgül getirmenin bir noktalama yanlışlığı olduğunu;

20. -ip, -ıp, -up, -üp bağfiil (zarf fiil) ekini almış fiillerden sonra virgül getirilemeyeceğini (kitaplarını alıp çıktı) ;

21. “ Mademki, halbuki, sanki, oysaki” sözcüklerinden sonra gelen “ki”lerin bağlaç olduğu halde kalıplaştığı için bitişik yazılması gerektiğini;

22. Dilimizde üç ayrı türde “o” sözcüğünün olduğunu;

23. “O” sözcüğü, bir ismin önüne gelir ve önündeki isme “hangi” sorusunu yöneltebilirsek buradaki “o” nun işaret sıfatı olduğunu ( o insanlarla konuşma)( hangi insanlar?)

24. “O” sözcüğünden sonra –lar ekini getirebiliyorsak buradaki “o”nun zamir olduğunu, bu zamirin eğer bir insanın yerini tutarsa “şahıs zamiri” ,insan dışı bir varlığın yerini tutarsa “işaret zamiri” olduğunu (Onlar mı söyledi? şahıs zamiri) (o çok acı olmuş. :işaret zamiri)