-Yakındoğu’da kartalla ilgili ilk mitolojik tasavvurlar şöyledir:sümer-Akad-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal, yağmur,fırtına,şimşek ve gök gürültüsü tanrısı Ninurta’nın semboldür.
-Gök gürültüsü,şimşek,fırtınanın sesi eskiler için daima bir öküzün böğürmesi veya bir aslanın kükremesi ya da savaş arabalarının çıkardığı ses gibi algılanmış;zaman içinde yıldırım da güneşin attığı oklar olarak düşnülmüş;böylece Ninurta yağmur,bereket getirici özelliğinin yanı sıra savaş tanrısı olarak da ön plana çıkmaya başlamıştır.
-Ninurta sonradan sabah doğan güneşin veya ilkbahar güneşinin tanrısı hüviyetini alınca, kartal onun sembolü olmuştur.Bu tanrının en önemli sembolü adı İmolugut olan aslan başlı kartaldır.
-Tarih boyunca bütün abidelerde kartal, ‘’yenilmeyen güneş’’ olarak Ninurta’yı sembolize eder.
-İslam edebiyatında, özellikle Divan edebiyatında geceyi ve karanlığı dolayısıyla ölümü aşarak yeniden her sabah doğudan doğan güneş ,bir kartala ve bir kartal türüne mensup baz,şahbaz ,‘’şahin doğan’’ gibi kuşlara benzetilmiş;ayrıca tavus ve horoz da onun sembolleri arasına girmiştir.
-Kartal; Divan şiirinde ukab ve nesr adlarıyla da anılan kartal,öncelikle asil,alıcı bir kuştur.Kartalın Divan şiirindeki en yaygın kullanım alanı ise semavi anlamlarda görülür.
-Divan edebiyatında akşam vaktinde güneş ihtiyar bir adam gibi veya hasta bir kişi olarak tasavvur edilmiştir.
-Yakındoğu mitolojisinde güneş tanrısının doğudan doğuşunu anlatan insan sembolleri şunlardır:
*Omuzlarında ok şeklinde ışıklar fışkıran bir erkek figürü.
*Elinde ışıkları temsil eden testere biçiminde dişli hançer bulunan bir insan figürü.
*Doğarken ve batarken bir ayağını bir dağın tepesine koymuş bir erkek figürü.
-Güneşin Divan edebiyatında hançer ve kılıçla beraber kullanıldığı da çok sık görülür.
-Yazıldığı devrin coğrafya ve kozmografya telakkisine göre hazırlanmış,ansiklopedik bilgiler ihtiva eden,İslami edebiyatların ortak eserlerinden biri olan,Türk edebiyatında tercümeleri Kazvini’den ve İran edebiyatındaki diğer örneklerinden alınarak yapılmış olan eser Acayibü’l-Mahlukat’tır.
-Güneş, kartal olarak batıdaki karanlık sulara ihtiyar olarak daldıktan sonra gökyünün doğu tarafında yeniden gençleşir ve gece boyunca karanlık sularında yürüdüğü okyanusa karşı bir zafer kazanmış olarak yeniden dünyaya geri gelir.Nitekim Divan edebiyatında güneş,’’zafer’’ kavramıyla birleştirilir.
-Yakındoğu edebiyatında hükümdarın kartala benzetilmesi gelenek haline gelmiştir.
-‘’Kartal’’ ve ‘’Güneş’’ motifleri Babil,Asur,Hitit,Fenike,Anadolu,Yakındoğu,Roma İmp. ve Bizans’ta görülmüştür.

ÂB-I HAYAT:
-Âb-ı hayatın kaynağı Gılgamış efsanesine,hatta bu efsanenin de temelinde bulunan Sümer mitolojisindeki daha eski bir motife dayanır.
-Yeraltına inen tanrıça İnanna’yı ölümden geri çevirmek için nedimesi Ninşubur tanrı Enki’den teslim aldığı hayat suyunu ve hayat yiyeceğini taşıyan Galatur ve Kurgarra adlı iki ruhun refakatinde yeraltına iner ve İnanna’nın cesedi üzerine bu iki maddeyi saçarak onu yeniden hayata döndürür.Daha sonra Gılgamış efsanesinde ebedi hayat bağışlayan bitkiyi Gılgamış’tan bir yılan kaçırır.
-Benzer bir hikaye daha sonra İskender ile aşçısı ve Hz.Hızır’ı aramaya çıkan Hz.Musa ile ona refakat eden Yûşa bin Nûn’un başından geçer.İslam edebiyatında İskender ve Hz.Hızır’ın hayat suyunu karanlıklar ülkesinde aramak üzere yola çıktığı,fakat bu hayat suyunu Hızır’ın bulup içtiği ve İskender’in ise içemeden döndğü anlatılır.
-Âb-ı hayat bazı beyitlerde hayati özelliğinden ötürü su,ilaç yerine geçtiği için şarap,söyleyene ve dinleyene iyi ve güzel duygular aşıladığı,ebediyen kulaktan kulağa yaşadığı için söz,dolayısıyla edebi esere benzetilmiştir.

TEMMUZ:
-Mezopotamya’da eski Sümer’de adı Dumuzi (Temmuz) olan fakat değişik bölgelerde ve zamanda Asur,Marduk,Baal,Adonis,Attis,Osiris gibi değişik adlarla adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısı tarih boyunca Yunanistan’da,Anadolu’da,Suriye’de,Lübnan’da,Filis tin’de birbirine esasta benzeyen fakat teferruatta ayrılan ayinler ve merasimlerle varlığını ve etkisini sürdürmüştür.
-Ölen ve dirilen tanrılarla Hz.İsa arasında,etik ve din anlayışındaki büyük ayrılığa rağmen bazı benzerlikler bulunmaktadır.
-ayrıca Hristiyanlıta Hz.İsa’nın ölümü ile ilgili olarak yapılan Paskalya âyinleri ile Yakındoğu’nun ölen ve dirilen tanrıları için yapılan merâsimler ve âyinler arasında da,merasimlerin yapıldıkları zaman ve merasimlerin şekilleri bakımından benzerlikler olduğu görülmektedir.

HATEM-İ TAY:
-Bütün klasik İslam ve Divan edebiyatı şairleri,Arapları Tay boyundan ve meşhur Arap şairi ve reislerinden olan Hatem-i Tay’in cömertliğini bir darb-ı mesel hükmünde kullanırlar ve onun cömertliğini memduhlarının cömertliği le mukayese ederler.

SİMURG/ANKA:
-Kadınla,musiki ile,çeng ve diğer musiki aletleriyle ilişkisi olan efsanevi,mevhum bir kuştur.
-Arap rivayetine göre Anka,esatirdeki yarısı arslan yarısı kartal olan bir kuştur.
-Anka,gece ve gündüz,ilkbahar ve kışa da sembol olmakta,dolayısıyla bereket ve yağmur tanrılarıyla da ilgili görünmektedir.
-Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevi mevhum bir kuş olan Anka,Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçer.
-Divan edebiyatında Anka,Zümrüdüanka ya da Simurg adlarıyla geçen bu efsanevi kuşun Hint mitolojisindeki ‘’garuda’’ kuşu,eski Mısırlıların en büyük tanrılarından biri olarak kabul ettikleri ‘’benu’’ kuşunun bir uzantısı olan ‘’phoneix’’ ve Türklerin milli sembollerinden kartal,karakuş ve tuğrul gibi yırtıcı kuşlarla ilgisi olabileceği söylenmektedir.

HÜMÂ:
-Menşei Mezopotamya’da daha eski devrelere uzanmakla birlikte,bilhassa Asur devriden beri fırtına ve gök gürltüsü,yağmur,aynı zamanda bitki ve bereketlilik tanrısıyla özdeşleşen güneş tanrısının,dolayısıyla tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan hükümdarın da sembolü olur.bu sembol daire içinde kanatlı bir insan figürüdür.
-İslamiyet’te devlet ve iktidarla ,baht ve talihle birleştirilmiş ve İslam edebiyatında Hümâ kuşu ‘’devlet kuşu,talih ve baht kuşu’’ olarak kabul edilmiştir.
-Divan edebiyatında Hümâ kuşunun izafe edildiği kavramlar:hüma-yı aşk,hüma-yı devlet,hüma-yı saltanat,hüma-yı himmet,hüma-yı maksad,hüma-yı kuds,hüma-yı naz,hüma-yı meram,hüma-yı marifet,hüma-yı izzet,hüma-yı hüsn,hüma-yı dil.

HÜDHÜD:
-Hüdhüd,çavuş kuşu, İslam mitolojisine göre Hz.Süleyman’ın emrinde bulunan kuşalrıdan biridir.Hz.süleyman onun vasıtası ileBelkıs’ı bulmuş,Müslüman etmiş ve onunla evlenmiştir.
-Ayrıca Hüdhüd,çölde toprağın altında suyun nerede bulunduğunu çok iyi bilirdi.Hz.Süleyman’ın su bulma vazifesinde kullandığı Hüdhüd’ün adı ‘’Ya’fur’’ ya da ‘’Yagfur’’ dur.
-Eğer bir adam Hüdhüd’ün kanıyla ayaklarını boyarsa,rüyasında fevkalade acayip şeyler görür.
-İran şairi Attar Mantıku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde Hüdhüd’e önemli bir rol vermiştir.Çünkü bütün kuşlar,onun klavuzluğu altında,Smurg’u aramak için yola çıkarlar.
-Ahmet-i Daî,Çengnâme’de, Hüdhüd’ün hem Hz.Süleyman ile hem de Mantıku’t-Tayr ile ilgisini anlatmıştır.
-Çengname:15.yy Osmanlı şairlerinden Ahmed-i Dai tarafından yazılmış,1446 beyitten oluşan,çengi alegorik ve mistik bir biçimde anlatan manzum bir eserdir.
-Mantıku’t-Tayr:Feridüddin Attar tarafından yazılan,Türk edebiyatına bir çok kez çevrilen,tasavvufi,alegorik bir mesnevi olan,31 bölümden oluşan ve 5000 beyiti aşan bir eserdir.Eserin konusu vahdet-i vücûddur.Bazı nüshalarda eserin adı ‘’Makalât-ı Tuyûr’’,‘’Makâmât-ı Tuyûr’’,’’Tuyûrname’’ şeklinde kayıtlıdır.
-Mantıku’T-Tayr mesnevisini Türkçeye tercüme edenler arasında Gülşehrî,Mevlevî Fedaî Dede,Kartovalı Zaîfî Pîr Mehmed,Kadızâde Şeyh Mehmed vardır.Ayrıca Türk edebiyatında bu eser örnek alınarak yazılan eserlerde vardır.Ali Şîr Nevâî’nin Lisânü’t-Tayr’ı ve Derviş Şemseddin’in Deh Mürg’ü bunlardandır.

MİSK:
-Rivayete göre ,gazal-i misk adlı ahu,Tibet tarafnda bulunur.Misk bu geyiğin göbeğinde toplanan kandan elde edilir.
-Siyah renkli ve güzel kokulu olan misk,kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için,eskiden tıpta ilaç olarak kullanılırmış.
-Edebiyatta siyah rengi ve güzel kokusu bakımından misk sevgilinin saçına benzetilir.Bu yüzden zülf,siyah koku kelimeleriyle,geldiği er dolayısıyla da Hıta,Huten ve Çin kelimeleriyle ses benzerliği dolayısıyla da ‘’çın’’(doğru), ‘’hata’’(yanlış) kelimeleriyle beraber kullanılır.

UD-ı KUMÂRÎ:
-Tusî’de,Kamîr şekliyle geçen Hindistan’daki Kumar şehri,İslam ve Divan edebiyatında öd ağacı,amber ve tavus kuşları ile meşhurdur.

FÎL-i MENGELÛSÎ:
-Mengelus adlı yerde haşmetli ve büyk beyaz filler yatiştirilirmiş.Ahmed-i Daî ,Çengname’de atın heybetli görünüşünü daha iyi canlandırmak için onu beyaz Mengelus diilleriyle mukayese eder.

YEMEN AKİKİ:
-Yemen’de çıkan akik taşı Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı için btün akiklerden renkçe daha parlakmış ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtırmış.
-Divan şiirinde dudak renk bakımından akike benzer.O,içinde inciler (dişler) saklayan saf akikten bir kutucuktur.Yine gözyaşları da akik rengindedir.Şiirlerde ,tenasüp yoluyla çıkarıldığı yer olan Yemen ve Süheyl yıldızı ile birlikte kullanılır.