2005-2010 : kentlerin nüfusu kırsal nüfüsu geçerek %50,6 oldu.
2010- Türkiyede nüfusun yaklaşık %70i kentlerde yaşamaktadır.

Kentlerin Tarihi :
Toplumun örgütlenmesi ve değişmesinde üretimde kullanılan teknolojideki değişmeleri esas alan görüşe göre : Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen topluluklar zamanla yerleşikleşmiş ve tarımsal artı ürünün yaratılmasıyla tarımsal olmayan üretim ve faaliyetlerin yapıldığı ilk şehirler mezepotamyada ortaya çıkmıştır.
Üretim organizasyonun esas alan görüşe göre : Çatalhöyük kazılarında elde edilen bulgulara göre : Şehirleri ortaya çıkaran tarımsal artı ürün değil, kentin agglomerasyon (farklı işleri yapanların aynı mekanda kümelenmesi) şeklinde ekonomik yapılanmadır.
İki görüşte ; toplumların avcı ve toplayıcılık, tarım , sanayi ve sanayi sonrası/postmodern toplumlar şeklinde gelişme gösterdiğini kabul etmiştir.
Savaşçı mezopotamya şehirlerinin etrafı surlarla çevrilerek korunmuşken, çatalhöyük korunmamış bir yerleşimdi.dini normları kadınlar koyuyordu,kalıntılarda buluna kemiklerde hiç darp izi yoktu,dolayısıyla barışçı bir toplumdu.
Çağdaş Kent Kavramlaştırmaları : 19.yy dan itibaren yapılmaya başlandı.

Feminist Bakış açısı terimi : Nancy Hardsock
Feminist Bakış Açısı: Feminist bilginin ve bilmenin, feminist bakış açısıyla mümkün olabileceği ve feminist bakış açısının Dünyayı kadının perspektifinden göstermesi gerektiği düşüncesi,feminist teoriye yapılan en önemli katkılarından birisidir. Feminist bakış açısı terimi ilk olarak, Nancy Hardsock tarafından kullanıldı. Hardsock’a göre (1987) feminist araştırma, tarihsel, teorik ve siyasal süreçlere odaklanır ve kadın çalışmanın konusu olduğu kadar öznesidir. Daha sonra feminist bakış açısı yönteminin kadını tekil varsaydığı, bunun ise orta sınıf, Batılı, beyaz kadının bakışı olduğu, kadınlar arası farklılıkların gözeltilmesi ve çoğulluğun içerilmesi gerektiği şeklinde eleştirilerek, feminist bakış açısı çoğul anlamda uygulanmaya başlandı.
Bilimsel bilginin sadece objektif bilgi olabileceği, çünkü gerçeğin tek olduğu düşüncesi yaygındır ve pozitivist bilim anlayışının temelini oluşturmaktadır.

Weber : şehri bir Pazar yeri olarak tanımlar.
Kır : Tarım,feodal, geleneksel toplumu temsil eder.
Kent : Sanayi, kapitalist, Modern toplumu temsil eder.
Durkheim : Mekanik-Organik iş bölümü
Ferdinans Tönnies : Cemaat – Toplum
Weber : Ortaçağ ( Kır ) - Sanayi Kenti (Kent)
Wirth : Kır- Kent Zıtlığı . Luis Wirth ; bir yaşam biçimi olarak kentçilik = Kır ı kentten ayırdı.

FLâneur(flânör): Kentleri kişisel deneyim olarak ele alan Walter Benjamin, kentleri deneyimlemesini aktarırken şânörü tanımladı. flânör, kenti deneyimlemek için kentte avarece dolaşan kişidir. Değişmekte olan Avrupa kentlerinin seslerini ve görüntülerini deneyimleyerek dolaşan Benjamin’in flânörü hem izleyendir, hem de izlenen. Kentlerin hem içindedir, hem de ona mesafe bırakır.

Flâneuse(flânöz): Elizabeth Wilson ve Janet Wolff gibi yazarlar, kamusal alanda her yerde, her zaman avarece dolaşabilen flânörün cinsiyetinin kesinlikle erkek ve kendisininse modern erkeğin prototipi; gözetleyeni gözleyenin flânöz (kadın) olduğunu ve bu yüzden flânözün görünmez olduğunu iddia ettiler. Feminist yazarların flânöre karşılık flânöz tanımlama çabaları çok üretken olmadı. Wolff (2006) daha sonra şânöre ve kamusal alana, kadın ve özel alan üstünde ayrıcalıklı bir yer ayırmak yerine, kadınların ve erkeklerin modern şehirlerde gerçek hayatlarını keşfetmek gerektiğini ileri sürdü. Benjamin’in yürüme eylemini, üretkenlik nosyonuna karşıt olması, kent söylemlerince değersiz görüleni veya görünmeyeni göstermesiyle kentin yazılı olan metinlerine karşı metin yazma eylemi ve kamusal- özel karşıtlıklarına meydan okuma olduğunu iddia ederek olumlar.

Kent hakkı : Henri Lefebvre
Kollektif Tüketim : Manuel Castels
Marksçı : Sınıf çatışması kentteki eşitsizliklerin ana eksenidir. Kentin dönüşmesini belirlyen sınıf çtışması ile sermaye ve mülk sahipliği kentteki dönüşmeyi belirler.
Küresel Kent Kavramı : Saskie Sassen
Çoklu ekonomiler : Marianna Pavlorskaya
Kent Sosyolojisi - Chicago okulu : Park ve Burgerss – şehir adlı çalışmaları var.
Chicago okulu Marks ın kenti ayrışmış mekan olarak kavramlaştırmasından esinlenmiştir.Esas olarak Darwin in fikirleri kent ekolojisi kavramlaştırmasının temelidir.
Yarışma; önce dikey “apartmanlaşma” ,sonra başka bölgeye sıçrama “banliyöleşme” olur.
Burgerss : kenti dairesel bölgeler olarak tanımlar.

Feminist coğrafyacılar mekan kurgularını cinsiyetle ilişkilendirir.Mekan cinsiyetlidir : Mekan : kadınla, Zaman : erkekle
Küresel Kent: Saskia Sassen’ın (2003) küresel kent kavramı, küreselleşme sürecinde mekânın kaybolduğu iddiasına yönelttiği bir eleştiri ve mekânı ekonomik küreselleşme sürecine dahil edilmesi çabasıdır. Sassen’a göre, üretimin yayılması ve karmaşıklaşması eş zamanlı olarak bir yerde toplanan yönetim ve koordinasyonun önemini artırdı ve küresel şirketlerin yönetim ve koordinasyonun belirli (küresel) şehirlerde toplanmasına yol açtı. Bu iki sürecin kesişiminde yer alan New York, Paris, Tokyo, Londra gibi kentlerde kendine özgü bir kentleşme gerçekleşti. Küresel kentler hem dünya ekonomisinin pazaryeri ve finans merkezleri hem de küresel şirketlerin ihtiyacı olan diğer uzmanlaşmış hizmetlerin sunulduğu ve teknolojik buluşların mekânıdır. Küresel şirketlerin ihtiyacı olan mekâna bağlı hizmetlerin çoğu iş piyasasının ve toplumun “Diğer”leri olan kadınlar ve göçmenlerce yapılır. Bu nedenle küresel kentler, hayatta kalma mücadelesinin, göçün, emeğin ve yoksulluğun kadın(sı)laşması süreçleriyle birlikte gelişti.
Değişikliklerin bir nedeni, üretim ile bilgi ve iletişim teknolojilerinin David Harvey’in deyimiyle zaman ve mekân sıkışmasına neden olacak kadar hız kazanmasıydı.

Kesişimlilik: Kadını homojen bir toplumsal kategori varsayımına Kimberlè Crenshaw’un eleştirisi kesişimlilik kavramıyla oldu. Kimi siyah işçi kadınların maruz kaldıkları ayrımcılıkları ne kadın-erkek eşitliğinden, ne de siyah- beyaz eşitliğinden doğru bakıldığında görmenin mümkün olmadığını gösterdi. Crenshaw’un kesişimlilik terimi kabul gördü, ancak terimin tanımı başka tartışmaları da beraberinde getirdi. Terimin teorileşme süreci devam etmektedir. Ancak kesimşimliliği cinsiyetler içi karmaşıklıklar ve cinsiyetler arası karmaşıklıklar şeklinde anlamak en yaygın olanıdır.
Çoğul ifadeyle kentin altyapıları, feminist yazının kent çalışmalarına yaptığı doğru-dan katkılardan biridir. Çoğul kullanıldığında altyapı kavramı kamusal-özel alan ayrımını sorguladığı gibi üretimin yanında toplumsal yeniden üretimi ve gündelik hayatı da kentin sürdürülmesinin ana unsurları olarak tanımlar.
kentin altyapısı terimi, kentsel hizmetlerin dağıtılabilir ve kullanılabilir olmasına aracılık eden tüm fiziki yapılar anlamına gelir ve sadece şebeke sistemlerini değil, bina, otobüs durağı, araba park yerleri, yeşil parklar, oyun ve spor alanları, arozöz gibi hizmet sunum ve alımına aracılık eden tesis ve araçları da kapsar.
Batıda kentlerin nasıl yerler olması gerektiği üzerinde etkili olan üç ayrı fikir gelişti (Le Corbusier, Wright ve Howard’ın). Bunların her biri, geniş çaplı, müdahaleci ve kapsamlıydı ve rasyonellik inancı üzerine kurulmuştu. Düzenlilik, kolay hareketlilik, konutun iş yerinden ayrılması ve inişi çıkışı olmayan hayat koşulları olasılıkları üzerinde şekillenmişti.

2.Dünya savaşı sonrası kent planlamasında kolektif tüketim esas alındı.
1970lerde kent planlamasında şehri küresel pazarın bir parçası yapma hedefi.
Homojenleştirme, normadan farklı olanlar için engelleyici, dışlayıcı, eşitsizleştirici rol oynar.

Hayden, kent plancılarının ve mimarların kenti ve binaları tasarlarken açıkça ifade edilmemiş bir ilkesinin “Kadının yeri evidir.” olduğunu kent kurgusunun geleneksel aileyi norm olarak aldığını ve bu yüzden kentlerin kadınları dışlayıcı eve kapatıcı olduğunu gösterir
Kent plancılarında ideal olan : banliyö ve uydu kentlerde kadınlar erkeklere göre daha izole edilmiş hissederler.

1970’lerin ortalarından beri süre giden neoliberal süreçte, altyapının özelleştiril- mesi ve kentin pazarlanabilir olmasına göre planlanması bilinçli bir seçimdir. Bu seçime karşılık feminist yazarların önerisi:
Yukarıdan aşağı planlama yerine ; şeffaf aşağıdan yukarıya ve katılımcı .
Sermayeye hizmet eden planlama yerine, toplumsal adaleti sağlayıcı.
Farklılaştırmaya ayırarak homojenleştirme yerine , farklı olanların karşılaştırmasını arttırıcı ve toplumsal cinsiyete duyarlı kent planları yapılmasıdır.

Konut : temel insan ihtiyacı olan barınmanın karşılandığı yerdir.

Toplumsal cinsyete duyarlı planlama : ingilterede kurulmuş olan toplumsal cinsiyet ve yapılı çevre veri tabanında bulunan bir çalışma,kent planlamasının her aşamasında sorulması gereken soruları sıralar.
Ekip kimler, ekipteki kadın-erkek temsil oranı,plan kim için yapılıyor,nasıl,öncelik amaç,fikir kimin,değerlendirme,işleyiş nasıldı?

Cowan : banyo çılgınlığı (1920ler) hijyen normları yaygınlaştırdı

Endüstrileşme beklentilerin tersine : kadınların kamusal alandan konuta çekilmelerine aracılık etti ve bakan erkek (evin ekmeğini kazanan) bakılan kadın klişesinin ve geleneksel ail modelinin o dönemde batıda yaygınlık kazanmasına sebep oldu.
Konutun kadını eve bağlayıcılığı özellikle orta sınıf ve evli kadınlar için daha geçerlidir.

Pavloskaya : çoklu ekonomiler kavramı : eşinden boşanan kadın, yasal işi dışında yasal olmayan bir işte daa çalışarak kazancını arttırır. Çok çalıştığı için annesinin yanına taşınırki çocuğuna annesi baksın. Çamaşır makinesi bozulursa tamire hemen para vermektense bir süre b,Biriken çamaşırları temizlemeciye götürür.

Korku mekanları : suçtan korku, 1950 lr ve 1960larda öncelikle abd ve ingilterede yapılan sörveylerle ilgi çeken bir konu oldu.
-sınıfsal
-etnik
-ırksal konumlara göre değişir.

Geçn erkekler suça en faza maruz kaln grupken,suça maruz kalma korkusu kadınlarda ve yaşlılarda daha fazla,genç erkeklerde ise daha azdır.
Kadınların kamusal alanda şiddete maruz kalma korkusu daha fazlayken,kadınlrın en fazla şiddete maruz kldığı yer evleridir.
Bu sonuçlardan kadınların korkusunun rasyonel olmdığı sonucuna ulaşıldı.
Kadınların en korktuğu suç tecavüzdür.
18.yy da kamusal alan kadınların tehlike altında olduğu ahlaka aykırı alan olarak kodlandı.
Kimi kadınların korku mekanları kimi başka kadınları ve erkekler için güven mekanlarıdır.
Sert çocuk : imgesini olumlayan performanslarla erkeklik kimliğinin korku mekanlarında üretildiğini gösterir.
DAYin önerisi : erkek ve kadın kimliklrinin baskıcı toplumsal cinsiyet kimliklerini olumlayan sosyal mekanların gözden geçirilmesidir.

Kadınların kente göte dışlanma nedenleri:
-tipik iş arayan göçmenin erkek olması düşüncesi
-kadınların aktör olarak görülmeyip,erkeğe bağımlı görülmesi

Newyork, Chigago ve Filadelfiyaya göç eden Yahudi kadınlar, tekstil endüstrisinin gelişmesine katkı sağlamıştır.
Meksikada göç edenin kadın olması (ilk göçmen) hipermaço yu ortaya çıkardı.
Küreselleşme il göçün kadınsılaşması kavramı ortaya çıktı
Evde iş yapsın diye çalıştırılan kdınlarda gçö sebebi
Feminist çalışmalar göçü ekonomik güçlük nedeniyle değile,yaşamları değiştiren bir bütün olarak kavramak gerektiğini önerirler.
Morokvasic : kadınların 1970lerin ortalarına kdar istatistiki ve sosyal olarak göç içinde yer aldıklarını ama sosyolojik olarak görünmez kaldıklarını,göç teorilerindeyse kesinlikle bulunmadıklarını ifade eder.

Kent ekolojisi teorisinde kent ve kentin unsurları dikey ve yatay olrak hareketlidir. Park ; kişisel hareketi kent yaşamının merkezine koyar ama çok fazla hareketi patolojik olarak görür.
Kadınların hareketliliği işe gidiş,toplu taşımayı kullanma,yaptıkları seyahatlerin kalıplarıyla erkeklerinkinden farklıdır.
Yukon kadınları : dolmuş tipi kadınlara özel servisler,bisiklet ve yaya yollarının arttırılmasını uygulamaya koymuştur.

Otomobilite : kendi(oto) hareketlilik(mobilite) birbirine kentlenen makinelerin,toplumsal pratiklerin ve yarı-özel,hareket eden [bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]l kapsül içinde oturma biçimlerinin bir amalgamıdır.
Otomobiliteyi sağlayan otomobil hem modernitenin (fordizim) hemde küresellşemenin(ford mondeo) simgesidir.
Modernite : fordizm
Küreselleşme : ford mondeo
Otomobil : postmodern kent yaşamının merkezindedir.

Vatandaşlık ; kişi ile devlet arasında kurulan hukuki bir ilişkidir.Vatandaşlık kişilerin devletin üyesi olmakla kzandıkları kamusal bir statüdür.

Aydınlanmdan beri; kent vatandaşlık ve demokrasi birlikte düşünüldü.

Vatandaşlık ilk olarak m.ö 8.yy da antik yunan ın Atina Kentinde polisin asker sınıfının (şehir-devlet) ortaya çıkışıyla kralın hakimiyetini kaybetmesiyle ortaya çıktı.

Modern toplumlarda vatandaşlığın siyasal çerçvesi : ulus-devletti

Antik Atina şehir devleti ile Ulus devletlerin vatandaşlığı arasında 3 önemli unsur var :
1-egemenle aynı ayrıcalıklara sahip olma talebinde olan sınıflar
2-krala itaat ile ailesel-kabilesel sadakat yerini, devlete sadakat aldı
3-vatandaşlık statüsü elde edenlerin söz sahibi olması veya devlet yönetimine katılabilmeleri

Liberal anlayış vatandaşlığı , haklar üzerinde tanımlar. Cumhuriyetçi , bir deneyim ve uygulama olarak görür.

Klasik anlyışta vatandaşlık : medeni,siyasal ve sosyal haklar (koruma) , özgürlükler ( katılma ) , ve ödevler (sadakat) çerçevesinde ifade edilir.

Marry Wallstonecraft : 1792- kadın haklarının gerekçelendirilmesi : devletin eril iktidarın alanı olduğunu ve erkeklerin haklarını koruduğunu iddia eder.
Bu feminizm anlayışa göre : vatandaşlık erildir, çoğuldur.

Feminist teori ve aktivizm : 18.yy-20.yy 2.yarısına dek.

Kadınların kamual alana eşit katılımı için haklr talep etti.
-siyasi ( seçme ve seçilme, örgütlenme)
-Medeni ( düşünme,seyahat edebilme)
-Sosyal (eğitim, çalışma)

1970lerden itibaren kamusal,özel alan ayrımı sorgulandı. Kamusal alandaki eşitsizliklerin özel alandan kaynaklandığını, eşitliğin sağlanması gerektiği ifade edildi.
Vatandaşlığın topluma tam üyelik anlamına geldiği belirtildi.
Vatandaşlık ; basit haklara sahip olan değil, kimlikleriyle , rolleri , ilişkileriyle hayatı deneyimleyendir. Vatandaşlık yaşanan deneyimleri içerir.

Kent Hakkı : kentte yaşamakla kazanılır.Aynı kentte yaşayanlarla paylaşılır.
Kent hakkı kavramı : vatandaşlığın odağını bireyden toplumsal gruplara yöneltmeyi amaçlamasıyla birey odaklı vatandaşlık anlayışının eleştirisidir.

Kent dostu kentler : kadınların kent hakkı Türkiye’de kadın dostu kentler projeleriyle hayata geçirilmektedir.
İzmir,Büyükşehir, Trabzon, Nevşehir, Kars ve Şanlıurfa illerindeki iki sefer uygulanan projelerin ana ekseni : demokratik katılımdır.
Projeler 3 temel süreç üzerinde yükselir :
1-Yerel demokrasi ve kentsel politikaların oluşturulması
2-yönetimlerarası işbirliği
3-kadınların kentsel hizmetlerden yararlanması

Kenti kullanma hakkı : herhangi bir şehirde yaşayanların , o şehirde yaşama,çalışma,kentin mekanlarını kullanma, o şehri temsil etme gibi, o şehrin mekanlarını tümüyle ve tamamen kullanma hakkıdır.

Fenster : kent hakkı kavramsallaştırmasının toplumsal cinsiyete dayalı iktidar ilişkilerini görmezden geldiği görüşündedir. Fenster’e göre ; kadının kent hakkı 3 lüdür.
-şehri kullanma
-evi kullanma
-katılma

Fenster’e göre : kadınların kararlara katılım ve seçim yapma gücü ne kadar kuvvetliyse kente ait olma hissi o kadar artmaktadır.

Weekerle : kent vatandaşlığı taleplerinin 3 eksen üzerinden yapılabileceği görüşündedir.
-yaşama ve ait olma taleplerini dile getiren kadın kent hareketleri
-demokratik katılım(formel siyasal temsil) kadın komisyonları ve kadın katılımının etkilerinin sorgulanması
-adalet için seferber olma

Kadının kent hakkı kavramı : özel alanın demokrasi ve vatandaşlık anlayışına nasıl dahil edileceğini gösterir.

FLİMMOR KADIN KOOPERATİFİ : sadece kadınların üye olabiliyor.. "ev işlerine hapsolmayalım, istanbula çıkalım" başlıklı sergi düzenlediler.