PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türban ..



sirmcoktay
30-01-2008, 12:52
Sadece üniversite sadece çene altı 30 Ocak 2008






Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Cemil Çiçek türbanın serbest bırakılmasının sadece üniversitelerle sınırlı kalması için Anayasa'ya "yükseköğretim" sözünü eklediklerini açıkladı.


Çiçek kafalardaki sorulara şu cevapları verdi:







Haber kolay manşet zor


DÜN yazı işleri toplantısına başladığımızda manşetin ne olacağı belliydi.

Tabii türbanın üniversitede serbest bırakılmasını işleyecektik.

Haber vardı, ama manşeti bulmak gerçekten çok zordu.

Ne diyecektik?

Arkadaşlarımızın bir bölümü haklı olarak çok şüpheciydi.

Kafalarında hem sorular, hem de büyük şüpheler vardı.

Sadece bizim mi?

AKP’nin anayasa taslağını hazırlattığı Prof. Ergun Özbudun’un da şüpheleri vardı.

Buraya bir parantez açıp, uzun yıllardan beri tanıdığım Prof. Özbudun’la ilgili görüşümü yazayım.

Özbudun Hocamız, gerçekten iyi bir anayasacıdır ve modern Türkiye’nin ilkelerine inanmış bir insandır.

Onunla her konuda aynı fikirde olmasam bile, samimiyetine ve tarafsızlığına güvenirim.

Nitekim endişelerini en açık dille ifade ediyor.

Etkili de oluyor.

Biz bu konuları tartışırken, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek aradı.

Kafamızdaki bütün soruları sordum.

O da en açık ifadelerle cevapladı.

O cevapları yanda okuyacaksınız.

* * *

Çiçek’le konuşmadan sonra gelip bunu yazı işlerindeki arkadaşlara anlattım.

Çoğunluğu tam ikna olmuş değildi.

Haksız da değiller.

Çünkü ortada öyle büyük, öyle derin şüpheler ve aldatılmışlıklar var ki, bunların giderilmesi zaman alacak.

Ben, türban konusunun anayasaya girmesine şiddetle karşı çıktım.

Bu konu, türban olarak anayasaya girmedi.

Bunu olumlu ve önemli bir adım olarak görüyorum.

Ayrıca türbanı "dini bir simge olmaktan çıkarmaya" yönelik niyeti de dikkate alıyorum.

Son 20 yıla kadar benim annemin de taktığı ve bizim "eşarp takma" olarak bildiğimiz bir baş örtme biçiminin tarif edilmesi de önemli.

Hatta, gülünç falan diye düşünmeyip kanuna da konabilir.

O fotoğraf, üniversite kapılarındaki güvenlik görevlilerinin de işini kolaylaştırır.

Geliyorum asıl noktaya.

AKP ve MHP, bu formülü halka açıklamakla çok önemli bir "dini içtihat" oluşturdular.

Demek ki, inançlı bir kız veya kadın, başörtüsünü anneannemiz gibi de takabilirmiş.

Peki bütün bunlara rağmen hálá klasik türbanla üniversiteye girmeye kalkan olursa?

İşte o zaman onların niyetinin gerçekten bozuk olduğuna inanacağız.

Eğer hükümet de samimiyse, polis onları kapı önünden çevirecek.

* * *

Şimdi Başbakan’dan, MHP Lideri’nden ve hükümet üyelerinden kesin ve açık ifadelerle kamuoyuna şu sözleri vermelerini bekliyorum.

Klasik türbanlılar kesinlikle üniversiteye alınmayacak.

Bu uygulama kesinlikle ilk, orta ve liseye yayılmayacak.

Başı örtülüler devlet dairelerinde kesinlikle çalışamayacak.

Bir de Anadolu şehirlerinde başını örtmeyen kızlara aileleri ve çevreleri tarafından yapılacak baskılar var.

Başbakan onları da şimdiden uyarmalı ve böyle örnekler olduğu zaman kararlı biçimde karşı çıkmalı.

Peki bizler bu sözlere inanacak kadar saf mıyız?

Ben saf değilim ama, Başbakan bizi saf yerine koyuyorsa, bu da onun mertliğini ve Kasımpaşalılığını ilgilendiren bir şey olur.

Ülke yönetmek, samimiyet, dürüstlük ve güven gerektiriyorsa, işte imtihan salonu...

Çiçek: Kanuna fotoğraf koymayı bile düşündük

Klasik türban takan kızlar üniversiteye girebilecek mi?

Kesinlikle giremeyecek. Sadece çenesinin altında bağlayan girebilecek.

Bu ne anlama geliyor?

Bu konuyu tartışırken önce "geleneksel Anadolu başörtüsü" diyelim diye düşündük. Ama Anadolu’nun bazı yerlerinde geleneksel kara çarşaf bile akla gelebilir diye vazgeçtik. Bunun üzerine gülünç gelebilecek bir fikri bile tartıştık. Kanuna başörtüsünün nasıl bağlanacağını gösteren bir fotoğraf koyalım dedik.

İlk, orta ve liselere başı kapalı girilebilecek mi?

Üniversite dışındaki okullara kesinlikle başı kapalı girilemeyecek.

Ama Prof. Özbudun bile bu haliyle geçerse, çarşaflı da girer, ilk, orta ve lisede de başı kapalı okula girebilir diyor?

Tekrar ediyorum. Kesinlikle böyle bir şey olmayacak. Bu endişeyi gidermek için Anayasa’ya "sadece üniversiteyi bağlayacağına" dair bir ifade koyacağız. Ayrıca bu anayasa değişikliğinin ve kanunların tartışmasında söylenen sözler, gerekçeler de olacak.

Ya devlet daireleri? Başı kapalı kadınlar devlet dairelerinde çalışabilecek mi?

Kesinlikle çalışamayacak. Eski uygulama aynen devam edecek.

Ya bir kız çıkıp, "Benim başı örtülü üniversiteye gitmeme izin verdiniz. Ben doktor oldum. Hastanede çalışamayacak mıyım" derse?

Şunu açıkça ifade ediyorum. Başı örtülü biçimde üniversiteye giden bir kız, ilerde devlet dairesinde çalışabileceğini düşünmesin. Böyle bir şey olmayacak.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in söyledikleri böyle.

sirmcoktay
30-01-2008, 12:56
bence alenen saçmalık..
dini semboller yasak olmalı

ne türban, ne haç , ne başka birşey

ünivde türbanlı okuyacak
sonra gidip memur olunca acacak yok boyle bır mantık..

suankı sıstem devam etsın
okadar ınsan magdur durumdayken
askerı ucretle ev gecındırmeye calısırken
devlet neyle ugrasıyor
mıllet neyle ugrasıyor

darkangel
30-01-2008, 12:58
bence alenen saçmalık..
dini semboller yasak olmalı

ne türban, ne haç , ne başka birşey

ünivde türbanlı okuyacak
sonra gidip memur olunca acacak yok boyle bır mantık..

suankı sıstem devam etsın
okadar ınsan magdur durumdayken
askerı ucretle ev gecındırmeye calısırken
devlet neyle ugrasıyor
mıllet neyle ugrasıyor

haklısın...
ama önce tum bu dedıklerını kavrayabılecek bılınclı ınsanlar varolmalı...özgür iradeli,kavram endişesi taşımayan bireyler!

sirmcoktay
30-01-2008, 13:03
Turban Olayina Okadar Takildilar Ki
Secim Propagandalari Zaten Turban Di
Bi Kac Partinin..
Yok Boyle Bir Durum

Din Konusunda Cok Bilincli Olmasamda

Kural Varsa
Devlet Dairesinde Turban Takilmicak Diye
Ve Bayanlar Takmiyorsa Sirf Bu Yuzden
Zaten Gunah Olmazz.

Zaten Din Neden Var
Insan Refahi Huzuru Icin Degilmi??
Kurallarin Var Olma Sebebi Ile Ayni Degil Mi =?

sirmcoktay
30-01-2008, 13:07
Kanuna Basortu Baglama Sekliyle Ilgiili Fotograf Koyalim
Koyun Ne Duruyorsunuz : )
Resimli Anayasa : )
KUŞE KAGIDADA BASIN BARI

mumyac
30-01-2008, 13:23
Din Konusunda Cok Bilincli Olmasamda

Kural Varsa
Devlet Dairesinde Turban Takilmicak Diye
Ve Bayanlar Takmiyorsa Sirf Bu Yuzden
Zaten Gunah Olmazz.

Zaten Din Neden Var
Insan Refahi Huzuru Icin Degilmi??
Kurallarin Var Olma Sebebi Ile Ayni Degil Mi =?

olur kardeşim olur,günah olmaz mı

sirmcoktay
30-01-2008, 13:35
benım mantıgıma yatmıyor..
sen ıs yerınde calısmak zorunda oldugun ıcın
namaz saatlerını kacırıyorsun
ama zamanın olsa kılacaktın

bence aynı ssey

sirmcoktay
30-01-2008, 13:36
gercı dınde mantık aranmaz ama bırazda akılcı olmak gerekır
tamam dın onemlı ama huzur ortamı saglanmadan
dınını kımse yasayamazk ı

darkangel
30-01-2008, 13:37
sımdı ama sırmcoktay senı anlıorum ama bısıler karıstı cumlelrınde:)ınsan refahı ve huzuru ıcın varsa takmamalılar dedın ya orda sankı turbanlı arkadaslarımız huzursuzluk yaratıo gıbı oldu....bıze yıllarca turbanlı öcü,acık ahlaksız dıe lanse edıldıgınden neyın ne oldugunu bılemıoruz...suan ıstenılen noktaya ulaşıldı sağ sol kalmadı artık açık-kapalı var hadı yıyelım bırbırmızı:mad:sen ben yerken bırbırımıızı kapıtalıstlerde senın benım babamın emeklı maaşını yesın su ev elektrık hava vergısıylen kanımızı emsın cok acı ve utanc verıcı:mad:

sirmcoktay
30-01-2008, 13:44
sımdı ama sırmcoktay senı anlıorum ama bısıler karıstı cumlelrınde:)ınsan refahı ve huzuru ıcın varsa takmamalılar dedın ya orda sankı turbanlı arkadaslarımız huzursuzluk yaratıo gıbı oldu....bıze yıllarca turbanlı öcü,acık ahlaksız dıe lanse edıldıgınden neyın ne oldugunu bılemıoruz...suan ıstenılen noktaya ulaşıldı sağ sol kalmadı artık açık-kapalı var hadı yıyelım bırbırmızı:mad:sen ben yerken bırbırımıızı kapıtalıstlerde senın benım babamın emeklı maaşını yesın su ev elektrık hava vergısıylen kanımızı emsın cok acı ve utanc verıcı:mad:

evet eksık olmus
soyle anlatmak ıstedım;
huzur ve refah ortamını geren eylemler bunlar
ben kımse basortu taksın takmasn demıyorum
sadece suan konumuzun bunlar olmaması gerektıgını savunuyorum



( turbanlı arkadaslar huzursuzluk yartıyor gıbı degıl. suan bu konuyu gundeme getırmelerı yangına korukle gıtmek demektır.. yanı kac yıldır oyle boyle dogru yanlıs bı sıstem var nıye kurcalıyorsun..??
bırılerı senı sectık bak dedıklerını yapmadın dıyecek dıyemı korkuyorsun ?
zaten dedıklerının hıc bırını yapmıyorsun kı merak etme bı tanesını yapmıs olmakla kendını aklayamazsın.. )

eÜp_07
30-01-2008, 13:48
olum hanginizdiniz başörtüne evet diye hatırlamıyom sametmiydi senmiydin:D

Alın başbakanınızın hayrını görün.Bu ülkeyi kausa sürüklüyorlar.Üniversiteler karışcak.AKP ninde istedigi bu degilmi zaten.Amerika yandaşı bi parti.Oy verenler bu ülkenin kaderiyle oynadılar.yazık atatürk bugünleri görse ne yapardı acaba:(

darkangel
30-01-2008, 13:49
atam keşke hıc kurtarmasaydı tarıh zaten tekerrur edıor....çok sinirlerim bozuldu :mad:

eÜp_07
30-01-2008, 13:51
Sorun kılık kıyafet özgürlüğü degil.Sorun şu bence bugün başını kapamayı serbest kılarsan o ögrenciler yarın farklı derslik bayan hocayla egitim ne bilim farklı şeyler istiycekler neden dinimizce yasak.Bugün bunu yapan hükümet o gün onada evet diyecek.Ve ilkokula kadar iner başörtü.Bir başka günde bi bakmışsınız iran olmuşuz.

sirmcoktay
30-01-2008, 14:49
eyup yanlısın var benım savundugum gorusler arasında akp yer alamaz

eÜp_07
30-01-2008, 14:57
eyup yanlısın var benım savundugum gorusler arasında akp yer alamaz

sametti sanırım:D

sirmcoktay
30-01-2008, 14:58
Türban eylemcileri memnun değil
AKP ve MHP arasında varılan Türban anlaşması, Türban'a özgürlük için Fatih'te her Cuma eylem yapan Özgür-Der'i memnun etmedi. İslami dernek olarak bilinen ve Türban yasağına karşı eylemleriyle tanınan Özgür-Der adına açıklamayı Gelen Başkan Hülya Şekerci yaptı. Şekerci yazılı açıklamasında, ¨ öncelikle iki partinin ortak düzenlemesi başörtüsü yasağını sadece üniversite bazlı ele almakta. Oysa nitelikli bir çözüm ancak eğitim ve çalışma hayatını tümüyle ele almakla mümkün olabilirdi¨ diyerek Türban'ın İş hayatın da serbest olması gerektiği görüşü savunuldu.

Sorun çözülmez

Şekerci'nin derneğin internet sitesinde de yayınlanan açıklamasında, başörtüsü yasağını kaldırmak üzere AK Parti ve MHP'nin ortak teklifiyle Meclis gündemine bugün sunulan düzenleme Meclisin bu köklü sorunda inisiyatif almış olması açısından önemli olmakla birlikte kendi içinde zaaflar barındıran ve yetersiz bir girişimdir. Daha önemlisi sorunu çözme vaadlerine rağmen bu düzenlemeyle sorunun ortadan kalkması zor görünmektedir.¨ denildi.

Sadece üniversite olmaz

Başörtü serbestiyetinin taslağa son anda eklenen ¨sadece yükseköğretim¨ ifadesiyle sınırlandırıldığını düşünen Şekerci, ¨sorun gündemde kalmaya devam edecek görünüyor. Öncelikle iki partinin ortak düzenlemesi başörtüsü yasağını sadece üniversite bazlı ele almakta. Oysa nitelikli bir çözüm ancak eğitim ve çalışma hayatını tümüyle ele almakla mümkün olabilirdi.¨ görüşünü ileri sürdü.

Mahkemeleri karar vermeden eleştirdi

Şekerci aynen şu ifadeleri kullandı: ¨düzenlemenin üniversitelerde dahi yasağı kaldırmaya yetip yetmeyeceği tartışmalı. Anayasa maddeleri arasına soyut birtakım ifadeler ekleyerek meseleyi halledeceklerini sananlar Türkiye'de açık bir yargı despotizminin cari olduğu gerçeğini görmezden geliyorlar gibi.¨denildi.

Hükümetinki askeri çözüm

Açıklamada, türbanın nasıl bağlanacağının tanımlanması da eleştirildi. ¨YÖK yasasında yapılmak istenen değişiklik metninde yer alan “hangi tür başörtüsünün kabul göreceğine ilişkin ifadeler ise tam bir ayıp olduğu iddia edilirken, ¨Üniversite öğrencilerinin başörtülerini çenelerinin altından mı, üstünden mi kapatacaklarını belirlemek kimsenin haddi olmamalı! Ne yazık ki hükümet, çözüm getirme adına bazı askeri mekanlarda uygulanan örtme tarzı dayatmasının bir benzerini yasallaştırmaktadır¨ görüşü savunuldu.

Çarşaf, şalvar ve sarığın ne mahsuru var?

Şekercinin açıklamasının en can alıcı yeri çarşaf ve sarıkla ilgili sorduğu soruydu. Neden bu tür bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmakta? Çünkü ancak bu şekilde çarşafla, poşuyla, sarıkla, şalvarla üniversiteye girilmesini önleyeceklermiş! Ne mahzuru var?¨ diye soran Şekerci, açıklamasını ¨Birilerinin göz zevkini mi bozuyor bu kıyafetler? Doğrusu üniversite düzeyindeki insanların giyim kuşamlarının yasayla düzenlenmesine kalkışılması, daha doğrusu, Meclisin böyle bir şeye mecbur kalması bu ülkenin yargı kurumunun da, akademik çevrelerinin de ne kadar içler acısı bir konumda olduklarını ve despotik zihniyetlerini açığa çıkarmaktadır¨ diyerek sürdürdü.

Düzenleme yetersiz

Özgür-der adına Genel Başkan Hülya Şekerci'nin yazılı açıklamasının sonunda,¨Meclis gündeminde ele alınması beklenen düzenlemeyi yetersiz ve sorunu tüm boyutlarıyla çözmekten uzak bir düzenleme olarak görüyor; eğitimin her kademesinde ve özel, kamusal alan ayırmaksızın çalışma hayatının tamamında başörtüsüne yönelik kısıtlamaların, engellemelerin kaldırılması gerektiğinin altını çiziyoruz¨ diyerek, AKP ve MHP arasındaki uzlaşmayla ortaya çıkan düzenlemeye muhalif olacakları mesajını verdi.


30.01.2008

Kaynak : DHA

sirmcoktay
30-01-2008, 14:59
pes dogrusu alın sıze turbana evetten sonra olacaklar lıstesı

J3_u_L_u_T 33
30-01-2008, 17:35
adana merkez rahatına baksın bu saaten sonra herkezz yapcak bısey yok

~~MoRMeNeKŞe~~
31-01-2008, 02:11
biz burda boşa tartışıyoruz adamlar her yere adamlarını yerleştirmiş istediğini allem edip kallem edip yasalaştırıyorlar türbanın serbest olması demek onlar içindaha fazla oy demek ve eğer her yerde türban serbest olursa bu sefer açık kalan insanlar dışlanacak ya kapanacaklar ya dışlanacaklar yazıkk çağdaşlaşmaktan bahsediyorlar bizi karanlığa sürüklüyorlar acaba ilerde bizide vatan haini olarak görüp vatanımızdan atarlarmııı....!!!!

pembebulut
31-01-2008, 02:54
biz burda boşa tartışıyoruz adamlar her yere adamlarını yerleştirmiş istediğini allem edip kallem edip yasalaştırıyorlar türbanın serbest olması demek onlar içindaha fazla oy demek ve eğer her yerde türban serbest olursa bu sefer açık kalan insanlar dışlanacak ya kapanacaklar ya dışlanacaklar yazıkk çağdaşlaşmaktan bahsediyorlar bizi karanlığa sürüklüyorlar acaba ilerde bizide vatan haini olarak görüp vatanımızdan atarlarmııı....!!!!

arkadaşım demk kapalıların dışlandığını kabul ediyorsun yani öyle mi söylediğinden bu anlaşılıyo

~~MoRMeNeKŞe~~
31-01-2008, 03:07
arkadaşım demk kapalıların dışlandığını kabul ediyorsun yani öyle mi söylediğinden bu anlaşılıyo

kapalılar dışlanıyor demiyorum açık kalan insanlar sanki dinsiz gibi lanse edilecek baskı uygulanacak diyorum...türban dini bir simgeyse kamu alanlarında ve ünv. ne işi var değilmi o zaman ayrımcılığa girmezmi herkes kendi dinini simgeleyen kıyafetle gelsin o zaman!!!!;)

darkangel
31-01-2008, 10:23
arkadaşım demk kapalıların dışlandığını kabul ediyorsun yani öyle mi söylediğinden bu anlaşılıyo

kapalılar dışlanııomu içlenıyormu sence bı onemı kaldımı bırbırmıze gırdık daha nekadar açık ve net olabılır herşey:mad:

mumyac
31-01-2008, 10:52
kapalılar dışlanııomu içlenıyormu sence bı onemı kaldımı bırbırmıze gırdık daha nekadar açık ve net olabılır herşey:mad:

birbirimize girdiğimiz falan yok dark,sadece herkes fikirlerini rahatca söylüyoruzz:)bu özgürlük bence:p

sirmcoktay
31-01-2008, 11:47
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN TÜRBAN İLE İLGİLİ KARARI...
YÖK Yasası'ndaki değişikliğe iptal...
7 Mart 1989
Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in başvurusu üzerine, YÖK Yasası'na ek madde getiren 3511 sayılı yasanın "Yükseköğretim kurumlarında, dersane, laboratuvar, klinik, polikilinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görrünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" şeklindeki 2. maddesini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
3511 sayılı "2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 44 üncü Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek ve Dört Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun", 10 Aralık 1988'de TBMM'de kabul edildi, 27 Aralık 1988'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 3511 sayılı yasanın "Yükseköğretim kurumlarında, dersane, laboratuvar, klinik, polikilinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görrünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" şeklindeki 2. maddesinin, Anayasa'nın Başlangıç Kısmı ile, 2., 10., 24., 174. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle 4 Ocak 1989'da Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Evren, başvurusunda, "sadece İslâmi kurallara göre kadınlar için örtünme (tesettür) hususları gözönüne alınarak, dinî inanç yönünden Yükseköğretim Kurumlarında öğretim yapan bayan öğrencilere eşitlik ve genellik ilkelerini de aşarak lâikliğe aykırı bir biçimde imtiyaz tanınmaktadır" dedi.

Anayasa Mahkemesi, iptal başvurusunu 7 Mart 1989'da sonuçlandırdı ve 3511 sayılı yasanın 2. maddesini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.

Gerekçeli Karardan;

"Laik düzende özgün bir sosyal kurum olan din, devlet kuruluşuna ve yönetimine egemen olamaz. Devlete egemen ve etkin güç, dinsel kurallar ve gerekler değil, akıl ve bilimdir. Din, kendi alanında, vicdanlardaki yerinde, Tanrı-insan arasındaki inanış olgusudur. Kişinin iç-inanç dünyasının düzenleyicisi olan dinin, devlet işlerinde söz sahibi ve çağdaş değerlerle, hukukun yerine geçerek yasal düzenlemelerin kaynağı ve dayanağı olması düşünülemez."

"İncelenen kural, kamu kuruluşlarından sayılan yükseköğretim kurumlarındaki bayanların giyimlerini düzenlerken, dinsel gereklere uygunluğu nasıl olursa olsun, başörtüsü kullanımına dinsel inanç nedeniyle geçerlik tanımakla, kamu hukuku alanındaki bir düzenlemeyi dinsel esaslara dayandırmak suretiyle lâiklik ilkesine aykırılık oluşturmuştur. Dinsel kurallardan arındırılmış, akla ve bilime dayanan, dinsel inancı kişilerin vicdanlarına bırakan lâik devlette, hukuk düzeninin dinsel gereklerle sağlanıp sürdürülmesi benimsenemez. Lâik devlet ancak, yurttaşların din ve vicdan özgürlüğünü sağlayıcı ve koruyucu önlemleri alır, bu konulardaki hak ve özgürlükleri güvenceye bağlar. Dinsel eğitim bile lâik devlet anlayışına uygun biçimde yapılır. Tüm devlet kuruluşlarında ve işlemlerinde olduğu gibi öğretim ve eğitimin her düzeyinde lâiklik ilkesine özenle uyulur. Tevhid-i Tedrisat Kanunu bu gereğin belgesidir. Lâiklik ilkesine uygun çalışmalar yapmakla yükümlü üniversitelerde bu çalışmalara katılacakların, hangi statüde olurlarsa olsunlar, dinsel gereklere göre biçimlendirilmemelidir."

".... dava konusu maddenin lâik hukuk düzenine aykırılığı belirgindir. Lâik hukuk düzeni, lâik eğitim-öğretim ve lâik yönetim birbirinden ayrı düşünülemez. Lâik eğitimde dinsel inançlara göre hiçbir ayrım gözetilemez.."

"Lâiklik bir bütündür. Özellikle eğitim-öğretim alanında lâikliğe bağlılık ve saygı, ulusun geleceği açısından da üzerinde önemle durulacak bir konudur. Siyasal alanda dinsel çabalar, dinsel geleneklere uygunluğu aranan düzenlemeler, eylem ve işlemler ne kadar geçersizse, öğretim ve eğitim alanında da din buyruklarıyla ilişki kurulamaz. Demokrasinin güvencesini ve Cumhuriyetin özgün niteliğini oluşturan bu ilkenin büyük bir duyarlık ve özenle korunması Anayasa gereğidir. Dersliklerde ve ilgili yerlerde dinsel inançları simgeleyen belirtilerden uzak kalınması zorunluluğu nedeniyle yükseköğrenim kurumlarında dinsel gereğe bağlanan başörtüleri lâik bilim ortamıyla bağdaştınlamaz."

"Lâikliğin, Türk Devrimi'nin, Cumhuriyetin özü ve ulusal yaşamın temeli olduğu bir gerçektir. "Dinsel inanç gereği" sözcükleri kullanılmasa da Cumhuriyetin niteliklerine yönelik, bu amaç ve anlamdaki dinsel kaynaklı düzenlemelerle girişimler Anayasa karşısında geçerli olamaz. Özgürlükler Anayasa ile sınırlıdır. Anayasa'daki lâiklik ilkesine ve lâik eğitim kuralına karşı eylemlerin demokratik bir hak olduğu savunulamaz. Anayasal ayrıcalığa sahip lâiklik ilkesi; demokrasiye aykırı olmadığı gibi tüm hak ve özgürlüklerin de bu ilke temel alınarak değerlendirilmesi zorunludur."


Anayasa Mahkemesi Kararı
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 1989/1
Karar Sayısı: 1989/12
Karar Günü : 7.3.1989


İPTAL DAVASINI AÇAN: Cumhurbaşkanı Kenan EVREN

İPTAL DAVASININ KONUSU : Resmî Gazete'nin 27 Aralık 1988 günlü, 20032. sayısında yayımlanan 10.12.1988 günlü, 3511 sayılı "2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 44 üncü Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek ve Dört Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun"un 2. maddesiyle 2547 sayılı Yasa'ya eklenen "Ek Madde 16"nın, Anayasa'nın Başlangıç Kısmı ile, 2., 10., 24., 174. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

I- İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ:

4 Ocak 1989 günlü, KAN. KAR. MD.: 39-18/ B-l-89-4 sayılı dava dilekçesinde, iptal isteminin gerekçe bölümü aynen şöyledir:

"Görüldüğü üzere, sadece İslâmi kurallara göre kadınlar için örtünme (tesettür) hususları gözönüne alınarak, dinî inanç yönünden Yükseköğretim Kurumlarında öğretim yapan bayan öğrencilere eşitlik ve genellik ilkelerini de aşarak lâikliğe aykırı bir biçimde imtiyaz tanınmaktadır.

Daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen 16 Kasım 1988 tarih ve 3503 sayılı Kanun ile de, örtünme konusu değişik bir biçimde ele alınarak, "Anayasanın 174 üncü maddesinde yeralan İnkılâp Kanunlarına aykırı olmamak kaydı ile Yükseköğretim Kurumlarında öğretim elemanları ile öğrenciler için kılık ve kıyafet serbesttir. Bu konu ile ilgili olarak kişi veya kurumlarca sınırlayıcı işlem yapılamaz, karar alınamaz." şeklinde düzenlenmişti.

Bu hüküm gerek Anayasal açıdan, gerekse mevzuat yönünden ele alınarak incelenmiş, aşağıda niteliği belirtilen 18 Kasım 1988 tarih ve 1662-8088 sayılı yazımızla bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iade edilmişti (EK: 2).

Bu iade yazısında düzenlemenin, Atatürk İlke ve İnkılâplarına ve özellikle çağdaş düşünce ve lâiklik ilkesine aykırı olduğu üzerinde durulmuş ve konunun hiçbir yasal sınırlama ve kısıtlamaya tabi olmamasının ise, Anayasa'nın özellikle eşitlik ilkesiyle çeliştiği ve bir kısım kişilere imtiyaz niteliğinde hak verildiği görüşü savunulmuştur.

Bilindiği üzere Anayasa'nın 2 nci maddesi Atatürk Milliyetçiliğine bağlılığı belirledikten sonra Başlangıç bölümünde bulunan temel ilkelere de atıfta bulunmuştur.

Anayasa'nın Başlangıç bölümünde yeralan ilkelerden biri de, üç ve yedinci paragraflarda belirlenen, "Atatürk inkılâp ve ilkelerine Bağlılık" ilkesidir.

Gerek 24 Ocak 1925 tarihli "Bilumum Devlet Memurlarının Kıyafetleri Hakkında Kararname", gerekse 1961 Anayasası'nın 153 ve 1982 Anayasası'nın 174 üncü maddesinin Anayasanın hiçbir hükmünün, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden inkılâp kanunlarının Anayasanın halkoyuyla kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaması ve yorumlana-maması biçimindeki amir hükümleri, Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı ilk yıllarda Türk Devletinin ve toplumunun muasır medeniyetler seviyesine çıkarılması doğrultusunda ortaya koyduğu görüş ve düşünüşlerinin açık bir şekilde ifadesinden başka bir şey değildir.

İşte bu görüş ve düşünüşler doğrultusunda çağdaş giyim, Atatürk milliyetçiliği ilke ve inkılâplarının vazgeçilmez bir öğesini oluşturmaktadır.

Atatürk'ün gençlere emanet ettiği ve nitelikleri arasında lâiklik ilkesi de bulunan Cumhuriyetin bu temel taşının yerinden oynatılması ve gençlerin lâiklik ilkesinden saparak teokratik fikirlere yöneltilmesini sağlayacak yasal değişikliklerin yapılmasını maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönündeki Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaştırmaya imkân bulunmamaktadır.

Türk Ulusunun amacı, gayet açık ve net bir biçimde "Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma" biçiminde saptanmıştır. Bu amaçdan sapmaların, Anayasanın amacı, ruhu ve esprisi içinde kabul ve değer görmesi düşünülemez.

Anayasa'mızın 24 üncü maddesinde yeralan vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olma, bunun sonucu ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamama, dini inanç ve kanaatlerden dolayı kınamama ve suçlanamama hükmüdür.

Bu hürriyet, herkesin dilediği dini inanç ve kanaate sahip olabileceğini belirttiği gibi, ayrıca dilerse hiçbir dini inanca sahip olmama hakkını da içermektedir.

Diğer taraftan, inanç hürriyetinin doğal bir uzantısı olarak, ibadet hürriyeti ile de kişinin inandığı dinin gerektirdiği ibadetleri ayin ve törenleri serbestçe yapabilme hakkı tanınmaktadır.

Bu iki hürriyetin de özü, dini inanç ve ibadet serbestliğini ortaya koymaktadır.

Anayasa'nın 24 üncü maddesi hükümleri, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti ile ibadet hürriyeti dışında, bunlara bağlı olarak kılık ve kıyafetle ilgili bir düzenlemeyi içermemektedir. Zira, lâiklik, Devlet hükmü şahsiyeti ile doğrudan ilişkili olup Devletin resmi bir din sahibi olmaması biçiminde de tezahür etmektedir. Bu durumda Devlet kuruluşlarında dini inanış ve düşünce sebebiyle belli kişilere örtü veya türban örtme hakkının tanınması, Anayasanın 24 üncü maddesinde belirlenen din ve vicdan hürriyeti sınırlarını aşan ve lâiklik ilkesi ile tamamen çatışan bir durum arzetmektedir. Kaldı ki, Anayasa'nın 24 üncü maddesinde yeralan hürriyetler dahi Anayasa'nın 14 üncü maddesine aykırı olmamak şartı ile serbesttir.

Türkiye Cumhuriyetinde sadece belli bir dini inançta bulunan kesimin yıllardır oluşturmak istediği Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yaşam biçimi benimsedikleri kılık ve kıyafetle simgelenmekte ve böylece toplumda ayrı bir yeri ve kamplaşmayı ortaya koymaktadır.

Lâiklik ilkesinin gözönüne alınması gereken unsurlarından biri de, Devletin belli bir dini olmaması ve benimsememesi nedeniyle çeşitli dinlerin mensupları arasında kanun önünde ayrılık gözetmemesi, hepsine eşit işlemde bulunmasıdır.

Anayasa'nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında eşitlik ilkesi; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."

Biçiminde dile getirilmiştir. Bu durumda ortada haklı bir neden ve kamu yararı olmaksızın sadece bir dinin, o da çok azınlıkta bulunan bir kesimine yukarıda belirtildiği şekilde hak tanımak, Anayasa'nın lâiklik ilkesi dışında eşitlik ilkesiyle de çelişki meydana getirmektedir.

Ayrıca, yapılan düzenlemede salt bayan öğrencilere bu hakkın tanınıp, diğer öğrencilere ve bilimsel yönden her türlü serbest düşünce ve fikir hürriyetine sahip öğretim üyelerine ve Yükseköğretim Kurumunun idari personeline böyle bir hakkın tanınmaması kendi içindeki eşitsizliği ve çelişkiyi de gözler önüne sermektedir.

Mahkemeniz, Türk Ceza Kanunu'nun 175 ve müteakip maddeleri ile ilgili E. 1986/ l, K. 1986/26 sayılı ve 4 Kasım 1986 tarihli iptal kararında da belirttiği üzere belli din mensuplarına bir takım haklar ve avantajlar sağlamanın Anayasa'nın lâiklik ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurgulamış bulunmaktadır.

Lâikliğin Türk -İnkılâbı yönünden taşıdığı büyük önem gözönüne alınarak 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda 1928 yılında yapılan değişiklikle "Devletin dini, dinî İslâmdır." yolundaki hükmü çıkarılmış ve 1937 yılında 3115 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle de Cumhuriyetin niteliklerini belirleyen 2 nci maddesine "lâiklik ilkesi" ilave edilerek günümüze kadar Anayasa'larda yer almıştır.

Atatürk'çü lâiklik anlayışı, 1925 tarihli Kararnamede de yeraldığı gibi, çağdaş giyimi benimseyen, kapalı yerlerde başın örtülmemesini ve kapalı tutulmamasını öngören bir düşünce biçimini de ortaya koymaktadır.

Yapılan düzenlemede, Yükseköğretim kurumlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmanın zorunlu olduğu vurgulandıktan sonra, dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasının serbest bırakılması, çağdaş kıyafet ve görünümden duraksamada bulunmaksızın sapmadan başka bir şey olmayıp, bu dahi kendi içinde çelişki yaratmaktadır.

Çağdaş kıyafet ve görünüm, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı ilk yıllarda belirlenmiş olup, bugüne değin Resmi Daireler yönünden başörtüsü ve türban çağdaş giyim olarak kabul edilmemiş ve değer görmemiştir. Bugün için, yukarıda açıklanan ilkelerden ayrılmayı ve laiklikten, çağdaş kılık ve kıyafetten dolayısıyla muasır medeniyetlerin benimsediği görüş ve düşünüş biçiminden ödün verilmesini gerektiren hiçbir haklı neden ve kamu yararı bulunmamaktadır.

Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan vatandaşlardan meydana gelen Türk Milletinin, değişik statülerinde bulunan bireyleri bir kenara bırakarak, yükseköğretim kurumlarının bayan öğrencileri yönünden özel bir düzenlemeye gitmek, hukuk tekniği ile de bağdaştırılması güç bir düzenleme olduğu gibi, bir kesime imtiyaz tanıyacak nitelik de taşımaktadır.

Bir sureti ilişikte sunulan (Ek: 6) Danıştay 8 inci Dairenin; Esas No: 1984/636, Karar No: 1984/1574, 13.12.1984 Tarihli Kararında; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde bir öğrencinin başörtülü gelmesi nedeniyle bir ay süreyle üniversiteye devamdan yasaklanmasına ilişkin işleme karşı açılan davayı reddeden İzmir l Nolu idare Mahkemesi kararının temyizen incelenmesi sırasında;

"Yeterli öğretim görmemiş bazı kızlarımız hiç bir özel düşünceleri olmaksızın içinde yaşadıkları toplumsal çevrenin gelenek ve göreneklerinin etkisi altında başlarını örtmektedirler. Ancak bu konuda, kendi toplumsal çevrelerinin baskısına veya gelenek ve göreneklerine boyun eğmeyecek ölçüde eğitim gören bazı kızlarımızın ve kadınlarımızın sırf lâik Cumhuriyet ilkelerine karşı çıkarak dine dayalı bir devlet düzenini benimsediklerini belirtmek amacı ile başlarını örttükleri bilinmektedir. Bu kişiler için başörtüsü masum bir alışkanlık olmaktan çıkarak kaçtın özgürlüğüne ve Cumhuriyetimizin Temel İlkelerine karşı bir dünya görüşünün simgesi haline gelmektedir. Davacı yükseköğretim düzeyinde eğitim gördüğüne "göre bu ilkelerin Cumhuriyetimizin kuruluşunda ve korunmasındaki önemini bilmesi gerekmektedir.

Aydın, Uygar ve Cumhuriyetçi gençler yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarının bazı kuralları öğrencilere uygulaması doğaldır. Bu kurallar herkesçe bilinen ve benimsenen Cumhuriyetin kurallarıdır. Bu kuralları öğretmek ve benimsetmekle görevli eğitim kurumlarının bunlardan ödün vermesi düşünülemez.

Bu nedenle Yükseköğrenim görmek üzere okula geldiği sırada dahi başörtüsünü çıkartmamakta direnecek ölçüde laik devlet ilkelerine karşı bir tutum içinde bulunan davacının okuldan uzaklaştırılmasında yasalara aykırılık yoktur.

Bu nedenle 1 No.lu İdare Mahkemesince verilen 25.4.1984 gün, E: 1983/855, K: 1984/477 Sayılı Kararda sonucu itibarı ile bir isabetsizlik görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına .... oybirliğiyle karar verildi." denilmektedir.

Danıştayın bu Kararı dahi örtü ve türban konusunda, laik Cumhuriyet ilkelerinin temel alındığını ortaya koymaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle 10 Aralık 1988 tarih ve 3511 sayılı Kanunun Çerçeve 2 nci maddesi ile 4 Kasım 1981 tarih ve 2547 sayılı Kanuna eklenen Ek 16 ncı madde Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 2, 10, 24 ve 174 üncü maddelerine aykırı görülmektedir."

II- YASA METİNLERİ:

A. İptali İstenen Yasa Kuralı:

3511 Sayılı Yasa'nın 2. Maddesiyle 2547 Sayılı Yasa'ya eklenen, dava konusu kural şudur:

"Ek Madde 16.- Yükseköğretim kurumlarında, dershane, laboratuar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dinî inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir."

B. Dayanılan. Anayasa Kuralları:

1- "Başlangıç

Ebedî Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal Türk Devletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;

Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekâtı sonucunda, Türk Milletinin meşru temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp, Millî Güvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA:

- Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve Onur inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;

- Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak; Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

- Milletler iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

- Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

- Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı;

- Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirmek hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

- Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

2- "Cumhuriyetin Nitelikleri

Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

3. "Kanun Önünde Eşitlik

Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

4. "Din ve Vicdan Hürriyeti

Madde 24.- Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinn "talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."

5. "İnkılâp Kanunlarının Korunması

Madde 174.- Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

1- 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

2- 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun;

3- 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Şeddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve ilgasına Dair Kanun;

4-17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

5- 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkanım Kabulü Hakkında Kanun;

6- l Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun;

7- 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;

8- 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun."

III- İLK İNCELEME:

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TUZUN, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmalarıyla 6.1.1989 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

sirmcoktay
31-01-2008, 11:48
arkadaslar hepsını okumazsanız bıle sadece
en bastakı bolumu okuyun onceden yasa neymıs
sonradan nasıl ne gerekcelerle ıptal davası acılmıs bı bakın
hepınız hukuk bılen kısılersınız ..

Nemesis
31-01-2008, 21:56
birbirimize girdiğimiz falan yok dark,sadece herkes fikirlerini rahatca söylüyoruzz:)bu özgürlük bence:p

O özgürlük başka yerlere çekilior.....

pembebulut
31-01-2008, 23:39
hukuk diyiyoruz da bu hukukta bizler için değilmi ülkenin insanlarını mutlu edebilmek ve onları sınırlar içinde özgürce yaçatmak ve haklarını savunabilmek neden kapalı insanlar o üniversite kapısında giremio insanlar üniversite kazanabilmek için onca çaba gösteriyo ve sen kapalısın giremezsin diyo bu nedemektirbilirmisiniz siz benim bir çok kapalı arkadaşım yaşadı bunları yabancı ülkede sana tanınan dini özgürlüğü senin ülken senin devletin sağlayamazsa daha söylenecek ne kalır lütfen biraz duyarlı olalım alın yere düşmekle değer kaybetmez bir türban bi ülkeyi laiklikten birşey kaybettirmez emin olun ama insanlar bunu abarır da vatan mille sornuymuş gibi gösterirse işte o zaman ortalık karışır çözüm harkasin birbirini anlayabilmesidir ama bizim ülke bunu hiç bir zamn yapamıyacakır çünkü insanlar hep köstek olmak için sarf ediyor yapıcı olmak için diil

~~MoRMeNeKŞe~~
01-02-2008, 15:04
Bu sadece türban meselesi değil herkes biliyorki türbanı kullanıp asıl amaçlarını örtüyorlar bugün serbest kılan yarın zorunlu hale getirir lütfen tek taraflı düşünmeyelim onlarında eğitim öğrenim hakkı var tabiki ama biz nasıl kurallara uyuyorsak onlarda uyulmalı inanç din simgeyle gösterilmez herkesin inancı dini kendi içindedir bunu kamulaştırmaya gerek yok bu daha çok çatışmaya neden olur bunun ilerisini ve nelere yolacacağını düşünmeliyizz....

darkangel
01-02-2008, 15:12
Bu sadece türban meselesi değil herkes biliyorki türbanı kullanıp asıl amaçlarını örtüyorlar bugün serbest kılan yarın zorunlu hale getirir lütfen tek taraflı düşünmeyelim onlarında eğitim öğrenim hakkı var tabiki ama biz nasıl kurallara uyuyorsak onlarda uyulmalı inanç din simgeyle gösterilmez herkesin inancı dini kendi içindedir bunu kamulaştırmaya gerek yok bu daha çok çatışmaya neden olur bunun ilerisini ve nelere yolacacağını düşünmeliyizz....

aynen katılmaktayım....

sirmcoktay
01-02-2008, 19:15
gördük serbestken ne oldugunuda gördük ..
anadolu kadınının taktığı baş örtüsü farklı şey
türban farklı..
bunun ayrımını siz benden daha iyi bilirsiniz ...
basortusu serbest olunca bılınkı tabırı caızse kara carsaflılar da unıve devlet daırelerıne gırmeye calısacaktır.. ee bunda ne problem var dersen
otur bıraz dusun derım..
Türkiye'de yaşıyorsun.. iç ve dış tehdit denen bir takım seyler var..
tabı sız aman ozgurlugum canım ozgurlugum savunurken ( sadece bez parcasıyla ) neler olacak ozaman hep beraber gorecegız ..


bez parcası derken yanlıs anlasılmasın ateıstte degılım baska bır ınancımda yok.. elhamdülillah müslümanım . bez parçası dıye nıtelendırdıgım o gostermelık kısılerın kullandıklarıdır.. kapalı fakat cogu acık kızımızdan da genıs kısıler kullanır genelde
kımseyı suclamıyorum kapalıları hedef gostermıyorum .. ama cevremdekı ızlenımlerımde benı hıc yanıltmadı .. emınımkı sızde bunları bılıyorsunuz..

darkangel
01-02-2008, 19:57
gördük serbestken ne oldugunuda gördük ..
anadolu kadınının taktığı baş örtüsü farklı şey
türban farklı..
bunun ayrımını siz benden daha iyi bilirsiniz ...
basortusu serbest olunca bılınkı tabırı caızse kara carsaflılar da unıve devlet daırelerıne gırmeye calısacaktır.. ee bunda ne problem var dersen
otur bıraz dusun derım..
Türkiye'de yaşıyorsun.. iç ve dış tehdit denen bir takım seyler var..
tabı sız aman ozgurlugum canım ozgurlugum savunurken ( sadece bez parcasıyla ) neler olacak ozaman hep beraber gorecegız ..


bez parcası derken yanlıs anlasılmasın ateıstte degılım baska bır ınancımda yok.. elhamdülillah müslümanım . bez parçası dıye nıtelendırdıgım o gostermelık kısılerın kullandıklarıdır.. kapalı fakat cogu acık kızımızdan da genıs kısıler kullanır genelde
kımseyı suclamıyorum kapalıları hedef gostermıyorum .. ama cevremdekı ızlenımlerımde benı hıc yanıltmadı .. emınımkı sızde bunları bılıyorsunuz..


katılıorum vede artık yorum yapmak gelmıyor ıcımden.....

mumyac
01-02-2008, 20:00
ben katılmıyorum ama benimde içimden yorum yapmak istemiyorum

sirmcoktay
02-02-2008, 12:16
katılana canım feda katılmayana elveda dıyecek halım yokk :)