PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : O eski film...



duyguuu
12-01-2008, 17:41
Son zamanlarda birkaç sokakta 2-3 cam kırılınca herkes "Biz bu filmi görmüş[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]tük" diye konuşmaya başladı. Ben de eski filmlere düşkün olduğumdan "Neymiş bu film" diye merak ettim ve bandı geri sarıp izle[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]meye başladım.

Görmeyenler varsa kısaca anlatayım. "Eski film" şöyle başlıyor:

Yıl 1968...Üniversiteler ayakta...Öğrencile[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rin ortak bir talepleri var: Yönetime katılmak...Haziran ayında İstanbul Üniversitesi'nde boykot başlıyor. Gençlerin başında Deniz Gezmiş, Bozkurt Nuhoğlu, Cavit Kavak gibi birkaç öğren[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ci var. Üç kişilik "işgal komitesi", bir bildiri ya[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]yınlayarak üniversitede reform istiyor... Sonra da 21 yaşındaki Deniz Gezmiş önderliğinde bir grup rektörlüğe doğru yürüyüşe geçiyor.

Şimdi filmin bu bölü[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]müne dikkat.

Rektör Ord. Prof. Şe[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rif Egeli öğrencileri ayakta karşılıyor, elleri[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ni sıkıyor, "Hoşgeldiniz" diyor ve makamında ka[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]bul edip onları ikna et[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]meye çalışıyor. Deniz Gezmiş, öğrencilerin yu[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]muşadıklarını sezince elindeki sopayla rektörün masasına vurup, masadaki camı kırıyor. Egeli, ses çıkarmıyor. Sonra öğrenciler rektörün arabasının lastiklerini indiriyorlar. Rektör başka bir arabayla okulu terkediyor. Ardından boy[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]kot, işgale dönüşünce Rektör basına bir demeç veriyor ve diyor ki:

"Coşkun hisler biraz yatışıp, problemin öne[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]miyle orantılı rahat konuşma dönemine girilin[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ce sorunların sonuca vardırılmaması için sebep yoktur."

Ertesi gün Abdi ipekçi İstanbul radyosunda yönettiği açık oturuma Rektör Egeli'yi davet ediyor, "Ancak karşınızda üniversite işgal kon[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]seyi temsilcisi olacak" diyor. Rektör kabul edi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]yor, işgalci öğrencilerin temsilcisiyle rektör, uy[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]garca tartışıp, öğrenci isteklerinin kabul edilebi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]lir olduğu konusunda görüş birliğine varıyorlar,

İşgaller yayılınca İstanbul Valisi Vefa Poyraz, gençleri ikna etmek için, önce önderleriyle uz[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]laşmak gerektiğini düşünüp, Deniz Gezmiş'in babasından yardım istiyor. Cemil Gezmiş, bu talebi Deniz'e iletiyor, İşgal Komitesi, Vali'yle görüşme kararı alıyor. Sonrasını Cemil Gezmiş 12 Mart belgeselinde şöyle anlatıyor:

"Deniz'i Cağaloğlu'nda bir berbere soktum. Sakalı uzamıştı. Traş oldu. Vali'nin yanına gittik, içeri girdi. Yarım saat sonra çıktı ve 'Baba işga[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]li kaldıracağız.' dedi'.



* * *



İşte o bahsettikleri "korku filmi" böyle başlı[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]yor.

Peki sonra ne oldu da, bu sıcak tablodan öyle bir kan gölü doğdu?

Ankara'da bazı kulaklar tıkandı, "yolların yü[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rümekle aşınmayacağı" sanıldı. 20 yaşındaki gençlerin üstüne polis sürüldü. Onlar da yolları yürüyüp gittiler. Ta ki idama kadar...

Rüzgar ekenler de, fırtına biçtiler.

Geçen gece Siyaset Meydanı'nda "harç meselesi"ni tartışan öğrenciler, rektörler, gazeteci[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ler, yine o "eski film"den dem vurunca bu sah[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]neleri anımsadım. Şimdi siz söyleyin, bugünkü filmin, yukarıdakiyle bir ilgisi var mı? Öyle vali[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ler, öyle rektörler, öyle gazeteciler görüyor mu[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]sunuz ortalıkta?

Üniversite gençliği, 30 yıldır hala "yönetime katılma hakkı, söz hakkı" istiyor. Katılmadığı, inanmadığı bir haksız sisteme bir de parasıyla ortak olmak istemiyor. Ve karşısında "çalışın tembeller" diyen gazeteciler, para hesabı yapan rektörler, "asıl amaçları politik" diye ahkam ke[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]sen hocalar buluyorlar.

Elbette asıl amaç politik: Harç, ideolojik bir dayatmadan başka birşey değil çünkü... İçi boş tabela üniversiteleri yaratma fikrini ortaya atan 12 Eylül’ü tartışmadan harç meselesi tartışılabi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]lir mi? Girişinde yasak kitap aranan, sakalı var diye hocalarını kovan, özerkliği budanırken gı[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]kını çıkarmayan bir üniversiteye karşı mücadele elbet siyasi sloganlarla yapılacak. Ve elbet rek[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]tör kapısından kovulan üniversiteli, sesini mey[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]danlarda duyurmaya çalışacak. Ve elbet onlara YÖK kapısında jandarmayla karşılanan öğre[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]tim üyeleri de katılacak; "paralı eğitim"in ar[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]dından "paralı sağlık"ın geleceğini bilen örgüt[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ler de, "sosyal devlet'in kazanılmış haklarını savunma çabasındaki partiler de... Siz daha al[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]mayın gençleri üniversite yönetimine... hocala[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rını kapınızda süngüyle durdurun... Sırça köşk[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]lerinizde enflasyona endeksli harç oranları he[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]saplayın...

Eski bir film ise bu, filmin senaristi sizlersiniz, bunu görmüyor musunuz?

Kendi yazdığınız bir senaryoda onları nasıl fi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]güranlıkla suçlarsınız?



* * *



"Nerde o eski rektörler, hocalar, gazeteciler" derken, "öğrenciler"i de atlamayalım. Siyaset Meydanı'nda 12 Eylül'ü anaokulunda karşıla[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]mış 90 kuşağının temsilcileri de vardı. Jöleli saçlarıyla "clark" çekerek lafa, "Nedir bu 68 kuşağı, hiç anlamadım" diye başlıyorlardı. Ebeveyn ağzıyla konuşup "Dünyayı kurtarma[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ya kalkacağımıza derslerimize bakalım. Bu ül[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]kede devrimciye değil, okumuş insana ihtiyaç var" diyorlardı.

Dinledikçe bir kez daha anladım ki, bu ülke[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]de herşeyden çok "dünyayı kurtarmaya kalkı[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]şan" devrimcilere ihtiyaç var. Hem de 1920'lerden daha çok...

Tarihten biliyoruz ki, çoğu zaman itilip kakılsalar, inançları için süründürülseler de gelecek, gençken dünyaya posta koyabilenlerindir...

Bizim jölelinin "kimdir bu 68'liler anlama[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]dım" dediği toplantıyı, 20'sinde devrim slogan[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ları yazan bir 68'li yönetiyordu. "Eski film"de O'nu okuldan kovanlar kimbilir şimdi neredeler?


CAN DÜNDAR-11.02.1996

duyguuu
12-01-2008, 17:43
Son zamanlarda birkaç sokakta 2-3 cam kırılınca herkes "Biz bu filmi görmüş[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]tük" diye konuşmaya başladı. Ben de eski filmlere düşkün olduğumdan "Neymiş bu film" diye merak ettim ve bandı geri sarıp izle[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]meye başladım.

Görmeyenler varsa kısaca anlatayım. "Eski film" şöyle başlıyor:

Yıl 1968...Üniversiteler ayakta...Öğrencile[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rin ortak bir talepleri var: Yönetime katılmak...Haziran ayında İstanbul Üniversitesi'nde boykot başlıyor. Gençlerin başında Deniz Gezmiş, Bozkurt Nuhoğlu, Cavit Kavak gibi birkaç öğren[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ci var. Üç kişilik "işgal komitesi", bir bildiri ya[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]yınlayarak üniversitede reform istiyor... Sonra da 21 yaşındaki Deniz Gezmiş önderliğinde bir grup rektörlüğe doğru yürüyüşe geçiyor.

Şimdi filmin bu bölü[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]müne dikkat.

Rektör Ord. Prof. Şe[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rif Egeli öğrencileri ayakta karşılıyor, elleri[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ni sıkıyor, "Hoşgeldiniz" diyor ve makamında ka[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]bul edip onları ikna et[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]meye çalışıyor. Deniz Gezmiş, öğrencilerin yu[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]muşadıklarını sezince elindeki sopayla rektörün masasına vurup, masadaki camı kırıyor. Egeli, ses çıkarmıyor. Sonra öğrenciler rektörün arabasının lastiklerini indiriyorlar. Rektör başka bir arabayla okulu terkediyor. Ardından boy[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]kot, işgale dönüşünce Rektör basına bir demeç veriyor ve diyor ki:

"Coşkun hisler biraz yatışıp, problemin öne[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]miyle orantılı rahat konuşma dönemine girilin[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ce sorunların sonuca vardırılmaması için sebep yoktur."

Ertesi gün Abdi ipekçi İstanbul radyosunda yönettiği açık oturuma Rektör Egeli'yi davet ediyor, "Ancak karşınızda üniversite işgal kon[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]seyi temsilcisi olacak" diyor. Rektör kabul edi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]yor, işgalci öğrencilerin temsilcisiyle rektör, uy[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]garca tartışıp, öğrenci isteklerinin kabul edilebi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]lir olduğu konusunda görüş birliğine varıyorlar,

İşgaller yayılınca İstanbul Valisi Vefa Poyraz, gençleri ikna etmek için, önce önderleriyle uz[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]laşmak gerektiğini düşünüp, Deniz Gezmiş'in babasından yardım istiyor. Cemil Gezmiş, bu talebi Deniz'e iletiyor, İşgal Komitesi, Vali'yle görüşme kararı alıyor. Sonrasını Cemil Gezmiş 12 Mart belgeselinde şöyle anlatıyor:

"Deniz'i Cağaloğlu'nda bir berbere soktum. Sakalı uzamıştı. Traş oldu. Vali'nin yanına gittik, içeri girdi. Yarım saat sonra çıktı ve 'Baba işga[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]li kaldıracağız.' dedi'.

İşte o bahsettikleri "korku filmi" böyle başlı[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]yor.

Peki sonra ne oldu da, bu sıcak tablodan öyle bir kan gölü doğdu?

Ankara'da bazı kulaklar tıkandı, "yolların yü[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rümekle aşınmayacağı" sanıldı. 20 yaşındaki gençlerin üstüne polis sürüldü. Onlar da yolları yürüyüp gittiler. Ta ki idama kadar...

Rüzgar ekenler de, fırtına biçtiler.

Geçen gece Siyaset Meydanı'nda "harç meselesi"ni tartışan öğrenciler, rektörler, gazeteci[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ler, yine o "eski film"den dem vurunca bu sah[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]neleri anımsadım. Şimdi siz söyleyin, bugünkü filmin, yukarıdakiyle bir ilgisi var mı? Öyle vali[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ler, öyle rektörler, öyle gazeteciler görüyor mu[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]sunuz ortalıkta?

Üniversite gençliği, 30 yıldır hala "yönetime katılma hakkı, söz hakkı" istiyor. Katılmadığı, inanmadığı bir haksız sisteme bir de parasıyla ortak olmak istemiyor. Ve karşısında "çalışın tembeller" diyen gazeteciler, para hesabı yapan rektörler, "asıl amaçları politik" diye ahkam ke[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]sen hocalar buluyorlar.

Elbette asıl amaç politik: Harç, ideolojik bir dayatmadan başka birşey değil çünkü... İçi boş tabela üniversiteleri yaratma fikrini ortaya atan 12 Eylül’ü tartışmadan harç meselesi tartışılabi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]lir mi? Girişinde yasak kitap aranan, sakalı var diye hocalarını kovan, özerkliği budanırken gı[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]kını çıkarmayan bir üniversiteye karşı mücadele elbet siyasi sloganlarla yapılacak. Ve elbet rek[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]tör kapısından kovulan üniversiteli, sesini mey[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]danlarda duyurmaya çalışacak. Ve elbet onlara YÖK kapısında jandarmayla karşılanan öğre[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]tim üyeleri de katılacak; "paralı eğitim"in ar[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]dından "paralı sağlık"ın geleceğini bilen örgüt[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ler de, "sosyal devlet'in kazanılmış haklarını savunma çabasındaki partiler de... Siz daha al[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]mayın gençleri üniversite yönetimine... hocala[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]rını kapınızda süngüyle durdurun... Sırça köşk[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]lerinizde enflasyona endeksli harç oranları he[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]saplayın...

Eski bir film ise bu, filmin senaristi sizlersiniz, bunu görmüyor musunuz?

Kendi yazdığınız bir senaryoda onları nasıl fi[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]güranlıkla suçlarsınız?



Nerde o eski rektörler, hocalar, gazeteciler" derken, "öğrenciler"i de atlamayalım. Siyaset Meydanı'nda 12 Eylül'ü anaokulunda karşıla[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]mış 90 kuşağının temsilcileri de vardı. Jöleli saçlarıyla "clark" çekerek lafa, "Nedir bu 68 kuşağı, hiç anlamadım" diye başlıyorlardı. Ebeveyn ağzıyla konuşup "Dünyayı kurtarma[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ya kalkacağımıza derslerimize bakalım. Bu ül[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]kede devrimciye değil, okumuş insana ihtiyaç var" diyorlardı.

Dinledikçe bir kez daha anladım ki, bu ülke[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]de herşeyden çok "dünyayı kurtarmaya kalkı[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]şan" devrimcilere ihtiyaç var. Hem de 1920'lerden daha çok...

Tarihten biliyoruz ki, çoğu zaman itilip kakılsalar, inançları için süründürülseler de gelecek, gençken dünyaya posta koyabilenlerindir...

Bizim jölelinin "kimdir bu 68'liler anlama[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]dım" dediği toplantıyı, 20'sinde devrim slogan[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]ları yazan bir 68'li yönetiyordu. "Eski film"de O'nu okuldan kovanlar kimbilir şimdi neredeler?

~~MoRMeNeKŞe~~
17-01-2008, 14:52
Arkadaşım Deniz Gezmiş'e olan hassasiyetini anlıyorum ama lütfen sadece bu konulara özell açıklamalar sunmaa yanlış anlaşılıyorsunn burdaki siyasett gündemdekileri tartışmamızz... geçmişi unutmamalıyızz ama ısıtıp ısıtıpp önümüzee getirmek bize yarardan çok zarar getirir şuan ki gençlik çatışmak için zaten bir bahane arıyor daha çok duyarlı olacağımızaaa ateşe körükle gidiyoruzzz onları kimse unutmadı unutmayacaktırda ama onların üstünden siyaset te yanlıştırrr!!!!

Testament96
03-02-2008, 06:12
Arkadaşım Deniz Gezmiş'e olan hassasiyetini anlıyorum ama lütfen sadece bu konulara özell açıklamalar sunmaa yanlış anlaşılıyorsunn burdaki siyasett gündemdekileri tartışmamızz... geçmişi unutmamalıyızz ama ısıtıp ısıtıpp önümüzee getirmek bize yarardan çok zarar getirir şuan ki gençlik çatışmak için zaten bir bahane arıyor daha çok duyarlı olacağımızaaa ateşe körükle gidiyoruzzz onları kimse unutmadı unutmayacaktırda ama onların üstünden siyaset te yanlıştırrr!!!!

hehe kapandı gitti bea deniz gezmiş mevzusu :p yeniden doğmus olsa bile ne yazar??;) Şanlı Bayrağım Göklerdee!! o kadar!:D Sağols demetcim yorumun için;)