PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Ünite 4



Je Veux
28-11-2013, 01:15
12-13. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı




Anadolu’da kurulan ilk beylikler:

Çaka beyliği (İzmir, 1081-1097)
Dilmaçoğulları Beyliği (Bitlis, 1085-1192)
Danişmendliler Beyliği (Sivas, 1072-1178)
Saltuklu Beyliği (Erzurum, 1072-1202)
Artuklu Beyliği (Diyarbakır ve Mardin, 1101-1409)
İnaloğulları Beyliği (Bitlis, 1103-1183)
Mengücekoğulları Beyliği (Erzincan, 1072-1228)
Erbil Beyliği (Erbil, 1146-1232)
Çubukoğulları Beyliği (Harput, 1085-1097)


Anadolu Selçukluları
Süleyman Şah, Bizanslılardan İznik’i alarak Anadolu Selçuklu Devletini kurmuş ve İznik’i başkent yapmıştır.
Anadolu’daki birçok beyliğin desteğini arkasına alan Anadolu Selçukluları, Anadolu’da Türk birliğinin sağlanmasında önemli rol oynamıştır. Alaeddin Keykubat döneminde (1220-1237) devlet en yüksek dönemini yaşamıştır.
II. Keyhüsrev dönemiyle birlikte çöküş başlamıştır. Malatya bölgesinde Baba İshak önderliğinde çıkan isyan devleti zayıflatmıştır. Ordu isyancılara yenildikten sonra yeniden saldırıya geçmiş ve kanlı şekilde isyanı bastırmıştır (1240). Bu tarihten sonra Moğol kökenli Baycu Noyan Selçuklu ordusunu Kösedağıeteklerinde mağlup etmiştir(1243).
Moğollara vergi vermeye başlayan devlet bir daha toparlanamadı 1308 yılından sonra da tamamen dağıldı.


Anadolu Beylikleri
Selçukluların yıkılmasından sonra Anadolu beylikleri yeniden birlik olmaya başladılar. Moğol tehdidinden uzak kalmak için daha çok kıyı bölgelerde ve Bizans sınırlarında bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar.
Karamanoğulları (Ermenek, 1256-1483)
Ladik Beyliği (İnançoğulları, Honaz/Dalaman, 1261-1368)
Sahip Ataoğulları Beyliği (Afyon, 1275-1341)
Menteşeoğulları (Milas/Muğla, 1280-1424)
Karesioğulları (Balıkesir, 1297-1360)
Germiyanoğulları (Kütahya, 1300-1429)
Eşrefoğulları (Beyşehir/Seydişehir), Saruhanoğulları (Manisa, 1302-1410)
Aydınoğulları (Birgi/Ayasluk/Selçuk, 1308-1426)
Alaiye Beyliği (alanya, 1293-1471)
Hamidoğulları (Isparta, 1301-1423)
Dulkadiroğulları (Maraş, 1339-1521)
Eretnaoğulları (Sivas/Kayseri, 1335-1381)
Çobanoğulları (Kastamonu, 1227-1309)
Candaroğulları (Kastamonu, 1292-1462)
Pervaneoğulları (Sinop, 1277-1322)
Taceddinoğulları (Niksar, 1348-1428)
Kadı Burhaneddin Ahmed Beyliği (Kayseri, 1381-1398)


12-13. yüzyıllarda Gelişen Edebiyat
Karahanlılar (840-1211), Gazneliler (963-1186) ve Büyük Selçukluların (1038-1194) hakim olduğu coğrafyalarda şiir ve şairle düşünceler, Anadolu’da da paylaşılmıştır.
Devletin ileri gelenleri isimlerini yaşatmaları için sanatçılara mal bağışlardı. Selçuklular zamanında sultanların çevresinde şairler bulunurdu. Bu şairlerden öne çıkanlarına melikü’ş-şu’arâ (şairlerin meliki/sultanı) unvanı verilirdi. Bununla beraber kimi devlet adamları da şiir söylemiştir (Alaeddin Keykubat gibi).
11. yüzyıldan sonra şiir iki kutuplu olarak gelişimini sürdürdü. Alaeddin Keykubat zamanında Kâni’î-yi Tûsî saray çevresinin Mevlana ise tasavvuf çevresinin şairi olarak tanındı.
Bu dönemde yazılmış Farsça eserler
Hubeyş (Hüseyn) b. İbrahim et-Tiflisi’nin (öl. 1231) Kâmilu’t-Ta’bîr (rüya tabirnamesidir), Sihhatü’l-Ebdan, Kânunu’l-Edeb, Kıyafetü’t-Tıb, Usulu’l-Melahim (Melhemet Danyal), Beyanu’n-Nücum.
Nizami’nin (öl. 1214?) Mahzenü’l-Esrar adlı mesnevisi.
Sühreverdi-i Maktul (öl. 1191) Pertev-name.
Muhammed b. Gazi’nin Marzuban-name’sinin yeniden yazımı olan Ravzatu’l-Ukul, Beridü’s-Sa’ade.
Er-Ravendi Muhammed b. Ali’nin Gıyaseddin Keyhüsrev’e ithaf ettiği Rahatu’s-Sudur ve Ayetü’s-Sürur (Selçuklu tarihi).
Burhan-i Anevi Kadı Burhaneddin Ebu Nasr b. Mes’ud’un manzum tarih kitabı Enisü’l-Kulub.
Ebu Hanife Abdülkerim’in Mecma’ur-Rüba’iyat.
Necmeddin Daye’nin Mirsadü’l-İbad.
Kani’î Ahmed b. Mahmud et-Tusî’nin manzum Kelile ve Dimne ve 30 ciltlik manzum Selçuklu Şeh-namesi.
Muhammed b. El-Hüseyn al-Mu’ini’nin Beşa’rü-n-Neza’ir.
Sadreddin Konevi, Tabsiratü’l-Mübtedi.
Sa’ideddin Muhammed b. Ahmed Fergani, Menahicu’l-İbad ile’l-Mead ve Şerh-i Kaside-i Ta’iyye.
İbn Bibi, el-Evamirü’l-Ala’iye
Seyfeddin Muhammed, el Fergani’nin Divanı.
Kutbeddin eş-Şirazi, İhtiyarat-i Muzaafferi.
Sultan Veled, Fütüvvet-name ve İşrakat
Ebu Bekr b. Ez-Zeki, Ravzatu’l-Kuttab.
Kerimeddin Mahmud Aksarayi, Müsameretü’l-Ahbar ve Müsayeretü’l-ahyar.
Niğdeli Kadı Ahmed, el-Veledü’ş-Şefik
Yazarı bilinmeyen, Tarih-i Al-i Selçuk
Aziz b. Erdeşir-i Esterabadi, Bezm-ü Rezm
Hoca Dehhani, Selçuklular Şeh-namesi, Karaman Şeh-namesi


Türkler Anadolu’ya oldukça büyük edebi birikimleriyle birlikte geldiler. Zaman içinde Arap-Fars edebiyatından etkilenerek aruza uygun şiirler yazmaya çalıştılar. Türkçe kelimelerin seslerinin aruza uydurulmasında yaşanan sıkıntılar zaman içinde Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe içine yerleşmesine neden oldu. Bu durum şiirde kaliteyi arttırdığı gibi anlaşırlırlığı geriletmiştir.
Türklerin Karahanlılar döneminde kullandıkları Uygur alfabesi, Arap ve Farsça alfabeleri kullanmalarını kolaylaştırmıştır.
Hoca Ahmed-i Yesevi’nin takipçileri; Hâkim Süleyman Ata, Zengi Ata, Seyyid Ata ve Şeref Ata Yeseviliği devam ettirdikleri gibi Türkçe eserler vererek halkı aydınlatmaya devam etmişlerdir.
Moğol istilası nedeniyle Anadolu’ya gelen dervişlerin (Yesevi ve Kübrevi dervişler gibi) Anadolu topraklarında Türk kültür ve edebiyatının yerleşmesinde katkıları olmuştur.
Fıkıh âlimi ve hekim olan Ahi Evren (1171-1262, Menahic-i Seyfi’nin yazarıdır) Hoy şehrinden gelerek Kayseri’ye yerleşmiştir. İslami inanç ve fütüvvet ilkelerine bağlı kalarak tekke ve zaviyelerde öğrenci – hoca ilişkilerini düzenleyip esnafı örgütleyen Ahi Evren Anadolu ahiliğinin başını çekmiştir.


Arapça ce Farsça kullanımın yaygınlaşması Türkçenin geri plana itilmesi, dilin işlenmemesi edebi verimin önünü tıkamıştır. Karaman Bey’in oğlu Mehmed Bey’in (öl. 1277) Türkçe kullanımı zorunlu kıldığı fermanıTürk yazı dilinin asıl başlangıcıdır.


Anadolu’da Türkçenin Öncüleri
Mehmed Bey’ın fermanından sonra Türkçe eserler ortaya çıkmaya başlar. Eser verenlerin öncüleriGülşehri (öl. 1317?), Yunus Emre (öl. 1320) ve Âşık Paşa’dır (öl. 1332).
İlk eseri Felek-name’yi Farsça yazan Gülşehri, Mantıku’t-Tayr ve diğer eserlerini Türkçe yazmıştır. Türkçeyle övünen Gülşehri’yi Ahmedî (öl. 1413)eleştirmiştir.
Yunus Emre, Türkçeyi gönül dili haline sokmuştur. Yunus’un dili sürekli parlayan, yanıp harelenen, yanardöner bir hal içinde olan akıcı ve yaldızlı bir dildir.
Âşık Paşa, dilin oluşumu, gelişimi gibi konular hakkında da eserler vermekle şairliğinin yanı sıra bugünkü manada dilbilimci sıfatına sahiptir. 10.613 beyti bulan Garib-name adlı mesnevisi 14. yüzyılın en büyük mesnevisidir. Gözleme büyük önem verir. “Gözden giren elden çıkar” sözüyle sanat hakkındaki görüşlerini özetlemiştir.


Anadolu’ya ilk yerleşenlerden olan Oğuz Türkleri, Anadolu’nun Türkleşmesi için Türk destanları, Dede Korkut hikâyeleri, Ebu Müslim ve Battal Gazi gibi kahramanların menkıbelerini önemli birer manevi destek aracı olarak kullanmışlardır. Bunun sonucunda da 13. yüzyıldan itibaren Danişmend-name, Battal-name, Ebu Müslim gibi destanlar ortaya çıkmaya başlar.
Fuad Köprülü, Ahmed Fakih’in Çarh-name’sini, Anadolu’da 13. yüzyılda yazılan ilk Türkçe eser kabul etmiştir.
Şeyyad İsa’nın Salsal-name ve İbni Ala’nın Danişmend-name adlı eserleri 14. yüzyıl başlarında yazılmış ancak günümüze ulaşamamıştır.
Yunus Emre’nin Divan ve Risaletü’n-Nushiyye’si, Gülşehri’nin Mantıku’t-Tayr’ı, Âşık Paşa’nın Garib-name’si ve Tursun Fakih’in Gazavat-ı Bahr-ı Umman ve Sanduk adlı eserleri 14. yüzyılın diğer önemli Türkçe verimleridir.


Haliloğlu Ali’nin 1303’te hece vezniyle yazdığı Kıssa-i Yusuf, Fahreddin bin Mahmud İbni’l-Hüseyn’in yazdığı Behçetü’l-Hadayık fi Mev’izeti’l-Halayık, 13 yüzyılda yazılmış karışık dilli (hem Doğu Türkçesi hem de eski Anadolu Türkçesi özellikleri bulunan) eserlerdir.
Şeyh Ali b. Muhammed’in 1303’te istinsah ettiği Behcetü’l-Hada’ik (vaaz kitabıdır, Anadolu’da yazılmış ilk Türkçe eser olarak da kabul edilir), 11. yüzyıl Türkçesi ile 13. yüzyıl Türkçesi arasında köprü vazifesi gören değerli bir eserdir.