PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Ünite 3



Je Veux
28-11-2013, 01:15
Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı


Kısa Tarih
İlk Müslüman Türk devletidir. Kökenleri hakkında net bilgiye sahip değiliz. Ortaya çıkışları hakkında Uygur, Türkmen, Yağma, Karluk, Karluk-Yağma, Çiğil ve T’u-chüe olmak üzere 7 farklı teori vardır. Karluk teorisi daha makbul görülüyormuş. Karahanlı sülalesi, T’u-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olarak Karluk hanedanına bağlanmaktadır. Karluk birliğini meydana getiren iki unsur Çiğil ve Yağma kavimleridir. Karluk Türkleri 747-840 yılları arasında Uygur birliğine bağlıydı. Uygur – Karluk birliği 840 yılında çökünce Bilge Kül Kadır Han Karahanlı Devleti’ni kurup iki oğlunun idaresine verir. Balasagun’da Bazır (Arslan) Han “büyük kağan” sıfatıyla, Taraz’da ise Oğulçak“şerik kağan” sıfatıyla devleti yönetirler. Samaniler 893’te Taraz’ı zaptedince Oğulçak merkezini Kaşgar’a nakleder. Samaniler arasında kargaşa çıkınca şehzade Nasr’ın ülkesinde sığınmasına izin veren Oğulçakbu yolla yeğeni Satuk’un İslam’la tanışmasına vesile olur. Satuk’un İslam’a geçmesinden sonra ülkenin batı toprakları İslamiyet’i kabul eder. Satuk’un oğlu Baytaş, doğu kağanını mağlup ederek ülkenin tamamında İslam’ı egemen kılar (960).
Toprakları paylaşamayan kardeşler yüzünden ilerleyen yıllarda yönetim birliği bozulur. Kaşgar bölgesinde hüküm süren Süleyman Arslan Han zehirlenerek öldürüldükten on yıl kadar sonra yerine geçen oğluTavgaç Ulug Buğra Hasan Kara Han, hem adaletli hem de bilim ve sanata destek olan biriydi. Türk edebiyatının İslam’ın kabulünden sonra ortaya koyduğu ilk ve en önemli iki eser onun döneminde yazılmıştır.
Doğudan gelen Moğol kökenli Kara Hıtaylar 1212 yılında Karahanlı Devleti’ne son verdi.
Eski Türk kültüründe yönler renk adlarıyla anılırdı (Çin etkisi). Buna göre kuzey = kara, güney = kızıl, doğu = mavi, batı = ak idi. Kuzeyde oturan kağan büyük han kabul edilirdi. Kara sıfat olarak büyüklük, yükseklik, yücelik anlamlarını ihtiva eder.


Karahanlı Türkçesi
Orhon ve Uygur Türkçesinin devamı olan bu dönemdeki yazı dilinin merkezi Kaşgar idi. Bu dönem içinHakaniye Türkçesi tabiri de kullanılır.


Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Eserler


Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig
1019/1020 yıllarında Balasagun’da doğduğu tahmin edilir. Eserini 50 yaşlarındayken yazmaya başlamıştır. İbn-i Sina ve Farabi’nin eserlerini bilen Yusuf, eserinden anladığımız kadarıyla çeşitli ilimler hakkında bilgi sahibidir.

Kitabının konusu devlet idaresinin yolları ve gidişidir. Bu bilgiye sahip olmanın yurda ve halka mutluluk getireceğini bilen Yusuf, eserine mutluluk veren/verecek olan bilgi anlamında isim vermiştir.
Has hacip sıfatı, sarayda haciplik / perdedarlık (mabeyncilik) yapmasından ve Buğra Han’ın pek güvendiği, kendisine yakın tuttuğu (has) saray adamlarından olmasından dolayıdır.


Kutadgu Bilig’in üç ayrı yazma nüshası bulunmaktadır. İlki Viyana (Herat) nüshasıdır. 1439 yılında Herat’ta Uygur yazısıyla kopyalanmış olan bu nüsha Joseph von Hammer-Purgstall tarafından 18. yüzyılda bir sahaftan satın alınarak Viyana Saray Kitaplığı’na verilmiştir.
Eseri Amadee Jaubert, 1825’te yazdığı makaleyle bilim camiasına tanıtmıştır.
Yazmanın ilk 915 beyti Hermann Vambery tarafından 1870 yılında yayınlanır. Wilhelm Radloff 1891 yılında yazmanın tam çevirisini tıpkıbasımıyla birlikte yayınlar.
Radlof çalışmalarına devam ederken 1896 yılında Kahire’deki Hidiv Kütüphanesi’nde görevli Dr. Moritzeserin Arap harfleriyle yazılmış ikinci nüshasını bulur (Mısır Nüshası). Radloff, her iki kopyayı karşılaştırarak çalışmalarına devam eder.
Kutadgu Bilig’in üçüncü nüshası (Fergana Nüshası) Fergana’da 1914 yılında Zeki Velidi Togan tarafından bulunmuştur. 1942/1943 yıllarında TDK her üç nüshayı da tıpkıbasım olarak yayınlamıştır.
1947 yılında üç nüshayı karşılaştırarak metni yayınlayan Reşit Rahmeti Arat ilerleyen yıllarda çeviri ve indeks çalışmalarına devam etmiş indeksi tamamlayamadan vefat etmiştir.


6645 beyitlik didaktik manzum eser, aruzun fe’ûlün fe’ûlün fe’ûlün fe’ûl vezniyle yazılmıştır.
Şeh-name’nin etkisi eserde açıkça hissedilir. Türk devlet yönetimi geleneği ile hikmetinin Arap ve Fars geleneği ile karşılaştırılabilecek kadar yüksek olduğunu ortaya koymayı amaçladığı eserinde devlet yönetimiyle ilgili söz ve deyişleri Orta Asya’daki Türk hükümdar ve devlet büyüklerinden seçmiştir.
Devlet yönetimi hakkında Antik Yunan’da yazılmış eserler, İslami dönemin görüşlerini bu klasik Yunan düşüncesiyle bağdaştıran Farabi, Yusuf’un yararlandığı kaynaklardır.


Yusuf Has Hacip eserinde dört soyut kavramı kişileştirmiş bunlara uygun adlar vermiştir.
Kün Togdı (Hükümdar) “gün doğdu, doğan güneş” adaleti temsil eder.
Ay Togdı (Vezir) “ay doldu, dolunay” baht, talih ve ikbali temsil eder.
Ögdülmüş (Vezirin oğlu) “övülmüş” akıl ve anlayışı temsil eder.
Odgurmuş (Vezirin kardeşi) “uyanık” dünya işlerinin sonunu temsil eder.
Eserin ilk yarısı bu karakterlerin ilk üçü arasındaki ilişkileri anlatır. Eserin ikinci yarısı Odgurmuş üzerinde yoğunlaşır, sufilik ve İslam mistisizmine dair temaları işler.
Esrerdeki diğer karakterler:
Küsemiş (Ay Toldı başkente geldiğinde ona yardımcı olan kişi).
Ersig (Hükümdarın mabeyncisi)
Kumaru (Odgurmış’ın müridi)


Eser şiir bakımından da oldukça değerlidir. Kutadgu Bilig, halka yönelik değil, aydın kesime yönelik yazılmış şiirlere örnekler içerir.
Yusuf Has Hacip, Türk edebiyatının ilk kaside şairidir. Akla ve bilgiye verdiği önem ve itibarla Türk şairlerinden Âşık Paşa’ya da etki etmiştir.


Kaşgarlı Mahmud ve Eseri Divanü Lugati’t-Türk
Kaşgarlı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed tarafından hazırlanan Türkçenin ilk sözlüğünün asıl adıhaza kitabu lugati’t-Türk’tür.
Sadece bir tane yazma nüshası vardır. Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi tarafından bulunmuştur (1917). Eserin içindeki dörtlükler hece vezniyle yazılmıştır. Beyitlerin çoğu aruz vezniyle yazılmıştır. Kitabın yazılış amacı Araplara Türkçe öğretmektir.
Divanü Lugati’t-Türk hakkındaki ilk çalışma Kilisli Rifat Bilge tarafından yapılmıştır(1917-1919).
Besim Atalay kitabı Türkçeye çevirdikten sonra(1939-1943) kitap hakkındaki araştırmalar artmıştır.


Divanü Lugati’t-Türk’ün Edebi Değeri ve İçeriği
Ansiklopedik bir sözlüktür. Dönemin Türk boyları, bu boyların kullandıkları Türkçe arasındaki farklılıklar ve sözcükler hakkında bilgi verir. Türk dilinin lehçelere göre dilbilgisi kurallarını açıklar.
Kendi dönemindeki, Türk boylarının üretmiş olduğu edebi malzemeyi incelemiştir. Örneklediği manzum parçalar 764 dizedir. Eserde 289 atasözü yer almaktadır.


Hece Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler
Divanü Lugati’t-Türk’teki 137 dörtlükte 7’li, 8’li ve 12’li hece ölçüsü kullanılmıştır. Bu şiirler; lirik, pastoral, savaş ve kahramanlık şiirleri, destanlar ve ağıtlar şeklinde tasniflenir.


Aruz Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler
Bu şiirlerin konuları savaş kahramanlık, av ve avcılık, aşk, doğa, dini ve ahlaki öğütler ve övgüdür.


Edip Ahmed Yükneki ve eseri Atabetü’l-Hakayık
12. yüzyılda yazıldığı tahmin edilmektedir. 14 bölümden oluşan eserde 40 beyit ve yüz tane dörtlük bulunmaktadır. Eserin tamamı 484 mısradır. Fe’ûlün fe’ûlün fe’ûlün fe’ûl vezniyle yazılmıştır.
Atabetü’l-Hakayık yazıldıktan çok sonra, 15. yüzyılda düzenlenmiş biri eksik 4 nüshası bulunmaktadır. En eski tarihli olanı Semerkand Nüshasıdır. 1444 yılında hattat Zeynelabidin tarafından Uygur harfleriyle kopyalanmıştır.


Atabetü’l-Hakayık ‘ın Edebi Değeri ve İçeriği
Eser, Tanrı övgüsü ile başlamaktadır. Peygamberr, dört halife, Emir Muhammed Dad İspehsalar’a övgüyle devam eder. Bilginin yararı, cehaletin zararı, dilini tutmanın erdemi, dünyanın faniliği, cömertliğin övülmesi, cimriliğin yerilmesi, kabir, harislik, zamanenin bozukluğu gibi konuların işlendiği bölümleri vardır. Didaktik bir ahlak kitabı olan eser işlediği konular bakımından Kutadgu Bilig’e benzer.
Eserin başındaki övgü ve sebeb-i telif kısımları beyit ve kaside, devamı ise aaba/ccdc/eefe biçiminde uyaklanmış dörtlüklerle yazılmıştır.
Kafiye ve vezin bakımından kusurlu olan metinde çok sayıda imale ve zihaf vardır.
Eserle ilgili ayrıntılı tek çalışma 1951 yılında Reşit Rahmeti Arat tarafından yapılmıştır.


Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Kur’an Tercümeleri
Karahanlı Türkçesiyle yapılan ilk Kur’an çevirileri satır-altı tercüme niteliğindedir.
Muhammed bin el-Hac Devletşah eş-Şirazi tarafından 1333-1334 yıllarında intinsah edilen 902 sayfalık tercüme, bilinenlerin en eskisidir.