PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sosyal Güvenlik Ders Notları



Je Veux
28-10-2013, 13:35
Yeni sosyal güvenlik sisteminin temel özellikleri

Sanayi toplumu sosyal güvenlik sistemlerinin kriz içine düşmesi dolayısıyla Dünya Bankası, nüfusun yaşlanması probleminden hareketle yeni bir sosyal güvenlik sistemi önermiştir. Buna göre; bir sosyal güvenlik sistemi hangi şekilde kurulmuş olursa olsun üç temel fonksiyonu gerçekleştirmek zorundadır. Bunlar; gelirin yeniden dağılımını sağlamak, sigorta sağlamak ve tasarruf amacını gerçekleştirmek olarak belirtilmiştir. Dünya Bankasına göre mevcut sistem bu üç amacın birlikte gerçekleştirilmesi için yetersizdir ancak çözüm liberal iktisatçıların önerdiği gibi özelleştirme de değildir. Dünya Bankası üç ayaklı bir sosyal güvenlik sistemi önermektedir. Bu yeni modele göre; birinci ayak sosyal güvenlik kurumları gelirinin yeniden dağılımı fonksiyonunu sağlamak için, kamu tarafından oluşturulacak, ağırlıklı olarak vergilerle finanse edilecek, katılım zorunlu olacak ve herkese asgari bir gelir garantisi sağlayacak. İkinci ayak sosyal güvenlik kurumları sigorta fonksiyonu sağlayacak, sigortalı ve işveren primleri ile finanse edilecek katılım zorunlu olacak ancak özel sektör inisiyatifi ile kurulacak. Üçüncü ayak sosyal güvenlik kurumları ise tasarruf fonksiyonunu gerçekleştirmek için özel sektör tarafından kurulacak, gönüllü katılım esas olacak ve primlerle finanse edilecektir. Finansman yöntemi olarak da tam fon biriktirme yöntemi ile çalışacaktır.


Sosyal güvenlik sistemini kriz içine düşüren faktörler

Günümüz, çağdaş sosyal güvenlik sistemleri esas olarak sanayi toplumunun sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamak için oluşturulmuştur. Bu sistem esasen 1883 yılında Almanya’da Bismark tarafından geliştirilen sosyal sigorta tekniği üzerine kurulmuş, daha sonra vergilerle finanse edilen sosyal yardımlar ve hizmetlerle desteklenmiştir. Sosyal sigortaların ilk kurulduğu dönemden yaklaşık 100 yıl sonra, 1970′li yılların ikinci yarısında mevcut sosyal güvenlik sistemi kriz içine girmiştir. Nüfusun yaşlanması dolayısıyla sosyal sigortaların aktif/pasif sigortalı dengesinin bozulması; daha fazla sayıda kişiye uzun süreler için emekli aylığı ödenmesi dolayısıyla giderlerin artması, sağlık harcamalarının artışı, sürekli ve yüksek oranlı işsizlik, yüksek oranlı enflasyon dolayısıyla sosyal güvenlik fonlarının erimesi gibi sebepler sanayi toplumu sosyal güvenlik sistemini krize sokmuştur. Krizden kastedilen, gelirlerinin azalması, giderlerinin artması dolayısıyla mali dengelerinin bozulmasıdır.

Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, 1970′li yılların ortalarına kadar geçen yaklaşık 30 yıllık sürede altın çağını yaşayan sosyal güvenlik sistemlerinin başarılı olduğu alanlar; millî gelirden sosyal güvenliğe ayrılan payların artması, sanayi sektörü için geliştirilen sistemin zaman içinde bütün çalışanları kapsamına alması, çalışan ve prim ödeyen kişinin yanı sıra eş, çocuk ve ana-babadan oluşan diğer aile bireylerine de sosyal güvenlik garantisi sağlayarak kapsamı genişletmesi, giderek daha fazla sayıda sosyal riske karşı ve yüksek standartda sosyal koruma sağlanması, sosyal yardım tekniğinin gelişerek herkesin kapsama alınması ve sosyal güvenliğin temel bir insan hakkı olarak kabul edilmesi olarak sayılabilir. Sanayi toplumu sosyal güvenlik sistemi, insanların yarın endişesi duymadıkları bir sosyal hayat yaratmıştır. Olumlu gelişmeler yanında sistem özellikle petrol krizi ile başlayan dönemden sonra; artan harcamalara rağmen yoksulluk probleminin çözülememesi, sosyal sigorta tekniğinin boşlukları dolayısıyla kısa süreli çalışanların kapsam dışında kalması, değişen işgücü ve çalışma şekillerinin yeni sosyal güvenlik ihtiyaçlarına cevap verememesi, kadının işgücüne katılma oranlarının artması ve aile yapısının değişmesi gibi sosyal yapı değişikliklerine cevap vermede yetersiz kalması sistemin başarısızlıklarını ve yetersizliklerini oluşturmuştur.