PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Babam neden öldürüldü anne ?



Aykut Balaban
25-11-2007, 21:53
Yıl 1978... "Babam neden öldürüldü anne?" Bu soru ile irkildi Sezin Öz... Beş yaşındaki kızı Bengi'nin sorduğu bu sorunun yanıtını veremedi. Doğan Öz'ün eşi Sezin Öz ve kızı Bengi bu sorunun yanıtını hâlâ verebilmiş değiller...

Ankara savcı yardımcılarından Doğan Öz, 24 Mart 1978'de öldürüldü. Kontrgerilla raporunu hazırlayan Doğan Öz'ün katil zanlısı dört kez idama mahkûm oldu ama daha sonra beraat etti. Tıpkı diğer siyasi cinayetlerde olduğu gibi... Ya failler bulunamadı, "faili meçhul" olarak nitelendirildi ya da faili bulundu ama yakalanmadı. Yakalananlar ise "bir şekilde" beraat ettiler!..

1970'li yıllarda işlenen siyasi cinayetlerde yaşamını yitiren binlerce genci bugün sadece aileleri ve arkadaşları hatırlamakta. Öldürülen binlerce gencin yanı sıra yine bu dönemde yaşamını yitiren toplumsal hafızamıza kazınmış isimler de var. Onlar; yazar, sanatçı, bilimadamı, öğretmen, gazeteci, sendikacı, savcı, emniyet müdürü... Onlar Necdet Güçlü, Necdet Bulut, İlhan Erdost, Abdi İpekçi, Kemal Türkler, Bedri Karafakioğlu, Doğan Öz, Ce-vat Yurdakul...

Bu ülkenin aydınlarından söz ediyoruz. Bin bir özveriyle ülkesi için çalışan, üreten, düşünen aydınlık insanlardan söz ediyoruz. Bütün bu emeklerinin karşılığı ise alçakça kurşunlanarak öldürülmek oldu. Türkiye'nin üzerine bir karabasan gibi çöken o yıllar, 12 Mart ve 12 Eylül cuntaları arasında binlerce kişi yaşamını yitirdi.

"Kontrgerilla" ya da "Derin devlet"...
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (uımag) tarafından yayınlanan iki kitaptan söz edeceğiz bu hafta: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayın Yönetmeni Orhan Tüleylioğlu'nun "Neden Öldürüldüler?" adlı kitaplarından...

Katillerinin ya yakalanamadığı ya da uzun ve kahredici bir dava sürecinin ardından serbest kaldığı, ödüllendirildiği, "kahraman" ilan edildiği bir dönemi anlatmaya soyunan Orhan Tüleylioğlu zor bir işi başarmış. Öncelikle olayları nesnel bir bakış açısıyla anlatan, dava dosyalarını, gazete haberlerini, onlar için yazılanları ve bizce en önemlisi o unutamadığımız, unutmayacağımız insanların yakınları ile söyleşiler yapan Tüleylioğlu, yakın tarihimizin karanlık sayfalarını yeniden aydınlatmayı denemiş. Ortaya çıkan fotoğrafı bozmadan bizlere aktaran Tüleylioğlu, iki kitabında bu siyasi cinayetler ve katiller arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koymuş. O dönemde "Kontrgerilla", günümüzde de "Derin devlet" olarak adlandırılan bu "cinayet şebekesi" hakkında önemli bulguları gün ışığına çıkarmış...

Orhan Tüleylioğlu'nun "Neden Öldürüldüler?" isimli iki ciltlik kitabının birincisi; "Babam neden öldürüldü anne?" alt başlığını taşıyor. Şubat 2007'de yayımlanan bu kitapta; Taylan Özgür, Necdet Güçlü, Doğan Öz, Necdet Bulut, Hakan Şenyu-va, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Kemal Türkler, İlhan Erdost cinayetleri konu edinilmiş.

"Bu kan kuramaz!" alt başlığını taşıyan ikinci kitap, Ekim 2007'de yayınlandı. Bu kitapta ise; Kanlı Pazar, Koray Doğan, Orhan Yavuz, Bahçelievler Katliamı, Bedri Karafakioğlu, Akın Özdemir, Abdi İpekçi, Ümit Doğanay, Ümit Kaftancıoğlu, Sevinç Özgüner cinayetleri anlatılmakta...

On yılda 1269 siyasi cinayet!
Tüleylioğlu'nun kitaplarından önce bir başka kitaptan söz etmeliyiz: Avukat Orhan Apaydın'ın Aralık 1978'de Çağdaş Yayınları tarafından yayınlanan "Kim Öldürülüyor, Niçin Öldürüyor?" isimli kitabından... Orhan Apaydın 1968 ile 1978 yılları arasında işlenen siyasal cinayetleri konu edindiği kitabında bir yandan cinayetleri anlatırken diğer yandan da "cinayet şebekesi" üyeleri arasındaki ilişkileri aydınlatmaya çalışmıştı. Bu konuda yazılmış ilk kapsamlı kitap olan "Kim Öldürülüyor, Niçin Öldürü-yor?"un son satırlarını birlikte okuyalım: "Kitabımızın dizgisinin bittiği gün, 10 Aralık 1978 tarihine kadar işlenen siyasi cinayetleri bu kitabımıza alabildik. Derin bir acıyla belirtelim ki cinayetler olanca azgınhğıyla sürüp gitmekte. Yazık! 1968'den 10 Aralık 1978 tarihine kadar (10 Aralık dahil) siyasi cinayetlerin dökümü de, yüreğimiz burkularak belirtelim, şöyle: 1968: 2,1969: 9,1970:19,1971: 22,1972: 22, 1973: 15, 1974: 27, 1975: 37, 1976: 108, 1977: 319,1978: 689. Toplam: 1269."

Ölümün soğuk elini üzerinde hissedenler, toplumsal belleğimizde derin izler bırakan bu siyasi cinayetlerin ardında kalanlar, sevdiklerini yitirdikten sonra neler yaşadılar? Öldürülenlerin anneleri, babaları, kardeşleri, eşleri ve çocukları neler hissettiler? Ülkenin aydınlarını hedef alanların cinayetler sonrasındaki serüvenleri, nasıl olup da "bir şekilde" davalardan, ya az bir cezayla ya da beraat ile kurtuldukları... hepsi bu iki kitabın konusu olmuş.

Kitapları okuduğunuzda aslında belki birer birer yaşadığınız ya da okuduğunuz, duyduğunuz bu siyasi cinayetleri ve ardından yaşanan dava süreçlerini bir kerede bütün açıklığı ile görmek insanı ürkütüyor. Ne çok ölmüşüz! Her ölümle birlikte göz yaşlarımız daha kurumadan, öfkemiz daha soğumadan, şaşkınlığımız henüz geçmeden yeniden ölmüşüz!

Acı ve öfke dolu sesler
ODTÜ öğrencilerinden Koray Doğan, 9 Mart 1972 günü Ankara'da bir polis tarafından sırtından vurularak öldürüldü. Ablası Tülay Doğan, "Neden Öldürüldüler - Bu kan kuramaz!" kitabında; Koray Do-ğan'ın nişanlısının evine gittiğini, evin kapısında vurulduğunu anlatır: "Ancak evin kapısından hızla uzaklaşacağı sırada Mehmet Beyazıt adındaki, Af-yon-Emirdağlı polis silahını doğrultmuş yanındaki arkadaşı polis, adıMehmetTok, 'Dur ateş etme!' dediyse de ateşlediği silahından çıkan kurşun arka kalçasına saplanmış ve Koray orada kaldırıma düş-

müştü. Kalçadan yakın mesafeden saplanan kurşun aort damarını parçalamıştı. Oradan geçen bir taksici olayı görmüş, ancak alıp hastaneye taşımak istememiş, etraftaki apartmanlarda oturanlar da balkonlardan bağırmışlar. 'Hastaneye götürün!' diye. Savcının gelmesi beklendiği gerekçesi ile de bir saate yakın kaldırımda bekletilmişti. (...)

Süleyman Demirel'e, muhalefet lideri İsmet İnönü'ye ve içişleri bakanına telgraf çekildi. Ancak bir cevap dahi verilmedi. Babama içişleri bakanı 'Ne yapalım polisimiz eğitimsiz, bu olaylar oluyor' cevabını vermiş. Vuran polis hakkında yalnızca bir dava açıldı ama yürütülmedi." Koray Doğan'ın göz göre göre öldürülmesine, katillerin izinin sürülmemesine Tülay Doğan'ın haklı tepkisi, tıpkı diğer siyasi cinayetlerde öldürülenlerin yakınları gibi acı ve öfke doluydu...

Öfke dolu bir başka ses, Prof. Cavit Orhan Tüten-gil'in kızı Deniz Tütengil Mazlum'un sesi...Orhan Tüleylioğlu, tüm ülkeyi yasa boğan Prof. Cavit Orhan Tütengil cinayetine, "Neden Öldürüldüler - Babam neden öldürüldü anne?" kitabında yer vermiş.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Cavit Orhan Tütengil, 7 Aralık 1979 sabahı üniversiteye gitmek için otobüs durağında beklerken öldürülür. Deniz Tütengil Mazlum'un yıllar sonra babasının ardından söyledikleri aslında siyasi cinayetlerde yaşamını yitirenlerin yakınlarının duygularını da yansıtmakta: "Babamın öldürülmesinin üzerinden 27 yıl geçti. İnsan sevdiği bir kişiyi normal bir ölümle kaybedince, yıllar içinde acının küllenmesi, anılar si-likleştikçe o kişinin yokluğuna ister istemez alışması doğaldır elbette. Ama, özetlemeye çalıştığım bu kahredici süreç nedeniyle, ben babamın ölümünü hâlâ kabullenemedim. Benim gözümde babam hâlâ kanlar içinde, vurulup düştüğü asfaltın üstünde yatıyor ve kendisine sahip çıkılmasını bekliyor. Üstelik de biliyorum ki, bu duygu, bir aile mirası gibi, bizim çocuklarımızın da peşini bırakmayacak. Bu duygudan sıyrılmanın ve bir anlamda huzura kavuşmanın bir tek yolu olabilir: Türkiye bu ayıptan kurtulur, katledilen tüm insanların katilleri ve onları azmettirenler gerçekten hesap verirlerse, bizler de biraz avunabilir ve ülkemizin çok karanlık günlerinde, payına çok talihsiz şeyler düşmüş insanlar olmayı belki sineye çekebiliriz.

* * *
Bir gün mutlaka...
UĞUR Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara'da evinin önünde düzenlenen bombalı bir saldırıda yaşamını yitirdi. Mumcu, 1970'li yılların ortasında yazdığı yazıda bir "cinayet şebekesi"nden ve bu "cinayet şebekesi"nin yeni hedefi olacak aydınlardan söz etmişti. Ne yazık ki, öngörüleri doğru çıktı ve ülkeyi karabasana çevirecek olan günler bu tarihten sonra başladı. Bir gün mutlaka... Uğur Mumcu ... Bu kaçıncı cinayettir?.. Hiç düşündünüz mü?! ... Bir cinayet şebekesi ülkemizde kol geziyor... Kim bunlar?!... Kim?!... Kimden destek almakta, kimlerin koruyucu kanatları altında körpe vücutlara kurşun yağdırmaktadır?

Her şeye alıştı toplum. Kimseden ses çıkmıyor. "Yüreklerin kulakları sağır" belki de. ... Bu vurdumduymazlık böylesine sürüp durursa, göreceksiniz, kanlı cinayetler toplumun başka kesimlerine de sıçrayacak. Katil çeteleri, namlularını aydınlara çevirecek bundan sonra; gazetecilere, yazarlara ve politikacılara çevirecek. Yasanın susup, namluların konuştuğu günleri yaşıyoruz. Yok... Hesap soran yok ki!...

Cumhuriyet, 28 Aralık 1975.

FEZA KURKÇUOGLU

Testament96
26-11-2007, 00:34
hehehehhehe........Faili meçhuller Adı üzerinde; meçhul ???? :p

Aykut Balaban
26-11-2007, 02:12
İnsan olmak herkesin doğuştan kazandıgı bir özellik olsada, gerçekten insan olmak sonradan kazanılan bir şey sanırım..
Bunu şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum,anlayana tabi..:)

Testament96
26-11-2007, 21:07
Bkz : (Mesaj No 2 ) :D:D:D :p