PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : türk siyasi hayatı final



NERGİZ1234
05-06-2013, 02:09
TÜRK SİYASAL HAYATI
////////////UNİTE 5////////////

İDEOLOJİK ÇEŞİTLEMELER VE TOPLUMSAL HAREKETLER

İDEOLOJİ : İçinde yaşadığımız dünyanın, yani toplumsal gerçekliğin nasıl
olduğunu, neden meydana geldiğini ve nereye gideceğini açıklamak isteyen
kavrama denir.

** Her ideoloji toplumsal gerçekliği açıklama için belirli bir sebeb – sonuç
ekseni kurar.
** İdeoloji , bir düşünce dizgisinden beslenir.
** İdeoloji bu nedenle aynı zamanda bir inançlar , norm ve değerler
dizgesidir.
** İdeolojiler her şeyden önce belirli bir dünya görüşünü yansıtır.

***** OSMANLI MİRASI : 19. YÜZYIL İDEOLOJİLERİNİN ORTAYA

ÇIKIŞI
**Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ortaya çıkan fikir akımları
hem TARİHSEL hemde COĞRAFİ ( toprak kayıpları ) koşullarının
ürünüdür. Türkiye cumhuriyetindeki ideolojilere yön veren bir çok akımın
ve ideolojinin temeli atılmıştır.

** İMPRAYORLUK VATANSEVERLİĞİ, elde kalan toprakların
bütünlüğünü korumak ve dağılmasını önlemek için doğmuştur. Bu
ideolojinin amacı Osmanlı sınırları içinde yaşayan bütün milletleri
DİL,DİN, IRK farkı gözetmeksizin aynı hak ve yetkilere sahip kılarak
birlik ve bütünlüğü sağlamaktır.

** MİLLiYETÇİLİK
** OSMANLICILIK
** PANİSLAMİZM
** TÜRKÇÜLÜK
** TURANCILIK

** MİLLİYETÇİLİK : Dünyada ‘’ her milletin bir devlet olması ‘ fikrini
temsil eden milliyetçilik akımı Osmanlı aydınlarının söylemini de
dönüştürmüştür.

** OSMANLICILIK : Osmanlıcılık ideolojisi milliyetçilik ideolojisiyle baş
etmek ve ‘ İmparatorluk vatan severliği ‘ nin sonucu olarak elde kalan
toprakların bütünlüğünü korumak ve dağılmasını önlemek için doğmuştur.
** PANİSLAMİZM : Panislamist düşünce Osmanlı birliğini korumak için
‘DİN’ i merkeze koyan bir ideoloji üretmiş , Panislamizm , Müslüman
liderlerin en çok tuttukları görüş olmuştur. ÖRN: Genç Osmanlılar ‘
TÜRK ‘ kelimesini ‘ MİLLET-İ OSMANİYE ‘ , ‘ MİLLET-İ İSLAMİYE ‘
ile birlikte kullanmışlardır.

** TÜRKÇÜLÜK : Türkçülük akımı milli birlik düşüncesini dil ve kültür
bağlamında ele almıştır.1904 te OSMANLICILIK ve İSLAMCILIĞA karşı
TÜRKÇÜLÜĞÜ savunan YUSUF AKÇURA olmuştur.
** TURANCILIK : Turancılık ideolojisi imparatorluğun parçalanmasına
karşı gelişen bir refleks , Türkçülük bilincini açan bir anahtar olmuştur.

*****CUMHURİYET DÖNEM : RESMİ İDEOLOJİNİN İNŞASI

* Osmanlıdan cumhuriyete giden süreç Milli Mücadele Kurtuluş Savaşı ve
Cumhuriyetin ilanı aşamalarından geçerken ‘ ULUSAL SINIR ‘
kavramının ortaya çıkışıyla ‘ ULUSAL EGEMENLİĞE ‘ doğru
ilerlemiştir.

*** KEMALİZM : Kemalizm Mustafa Kemal’in temelini attığı bir ideolojik yaklaşımdır.
*** KEMALİZM DÖRT TEORİK VARSAYIM ÜZERİNE KURULMUŞTUR…
** Ümmet toplumundan bir ULUS devletine geçiş
** Hükümdar otoritesi üzerine kurulu meşruiyet anlayışı yerine, kanun ve
yasalara bağlı meşruiyet anlayışı
** Teba / Halk – Kral / Sultan ikiliğinden oluşan siyaset yerine ulusun
egemenlik kurduğu bir siyasal alan inşa etmek.
** Dünyayı analiz ederken dini yaklaşımdan, pozitif ( olgusal ) anlayışa
geçmek.

*** Kemalizm terimi 1930 larda kullanılmaya başlamıştır.1934’te
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI , TÜRK KÜLTÜRÜ
VE TÜRKİYE CUMHURİYET’İNİ tanıtmaya yönelik olarak la turquie
Kemaliste ( KEMALİST TÜRKİYE ) dergisini yayımlamaya başlamıştır.
MUSTAFA KEMAL’ in kurduğu bu düşünce sistemi , Cumhuriyet Halk
Partisinin 9 mayıs 1935 te toplanan IV. Kurultay’ ında kabul edilen 1935
Program’ında da ‘ KEMALİZM ‘ olarak geçmiştir.





** ANADOLUCULUK : Anadoluculuk, Türk hümanizmasını
gerçekleştirecek bir ideoloji ve toplumsal harekettir. Burada yeni tarz
MİLLİYETÇİLİK savunulmaktadır.

** MAVİ ANADOLUCULUK : 1940’lar ve 1950’lerde ortaya çıkan Mavi
Anadoluculuk akımına göre ‘ Batılaşma aslında öze dönmek demektir.
Sabahaddin Eyüboğlu – Halikarnas balıkçısı – Melih Cevdet Anday Azra
Erhat akımda yer almışlardır.

İSLANCI ANADOLUCULUK : İslamcı Anadoluculuk 1939 sonrası
dönemde ortaya çıkan bir harekettir.Hüseyin Avni Ulaş , Nurettin Topçu
öncülü etmiştir.

TÜRKÇÜ ANADOLUCULUK : Türkçü Anadoluculuk, Etnik
Anadoluculuk olarak da adlandırılan bu akım, Anadolu’yu dünyaya değil ‘
öze ‘ ve ‘ yerel olana ‘ açılan bir kapı olarak görülür. Fikrin Oğuz Arık’tır.

*** BATICILIK, ÇAĞDAŞLAŞMA VE MODERNİZM
Batıcıların programı olarak da bilinen ve 1912 yılında içtihat dergisinde
yayınlanan ‘ pek uyanık bir uyku ‘ adlı makalede yer alan görüşlerin
önemli bir kısmı Cumhuriyet devrinde hayata geçirilmiştir. ‘ fes
kaldırılacak ve yeni bir başlık kabul edilecek , tekkeler ve zaviyeler
kaldırılarak ve yeni bir başlık kabul edilecek, tekkeler ve zaviyeler
kaldırılarak gelirleri eğitim bütçesine eklenecek, sarık, cübbe vs giymek
hakkı yalnız din adamlarına verilecek, yaşlılar için ameli okullar
açılacak,arazi ve evkaf kanunlarından başlanarak bütün kanunlar ıslah
edilecekti.

** MUHAFAZAKARLIK : Muhafazakarlık mevcut hukuki durumu (
statüko ) korumak, toplumdaki radikal değişimlere kuşkulu yaklaşma
şeklinde tanımlanır.

Kültürel Muhafazakarlık : Kültürel muhafazakarlıkları diğer
muhafazakarlık türlerinden ayıran en büyük özellik düşüncelerini siyasal
değil kültürel düzlemde ifade etmeleridir. Kültürel muhafazakarlar olarak
Mustafa Şekip Tunç, İsmail Hakkı Baltacı oğlu, Peyami safa, Ziyaeddin
Fahri Fındıkoğlu, Yahya Kemal ve Ahmet Hamdı Tanpınar önemli
isimlerdir.

İslamcı Muhafazakarlık : İslamcı Muhafazakarlığı diğer muhafazakarlık
türlerinden ayıran en büyük özellik düşüncelerinde dini duygu ve anlayışa
daha çok yer vermelidir.Sait Halim Paşa Ahmet Cevdet Paşa, Namık
Kemal, Ali Suavi, Ahmet Mithat Efendi başta olmak üzere bir çok
milliyetçi düşünürü etkilemiştir.Cevdet paşa gibi bir çok İslamcı
muhafazakar olmakla birlikte , Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl
Kısakürek gibi isimler günümüze etki etmiştir. Kısakürek, 2000
‘li yıllarda siyasi ağırlık kazanan ‘Muhafazakar Demokrat ‘ kesimi
derinden etkilemiştir.Mehmet Akif Ersoy Ümmet kavramının önüne
almaktan yanadır.

** Milliyetçi Muhafazakarlık : Milliyetçi muhafazakarlıkları diğer
muhafazakarlık türlerinden ayıran en büyük özellik, düşüncelerini siyasal
ve kültürel düzlemde ifade etme yolunu tercih ederek, milli duyguları daha
çok önemsemeleridir.


**** SİYASAL İSLAM :
** Siyasal İslamcı akımın birinci nesli, bağımsız seçimler yoluyla siyasal
iktidarın meşruiyetini sağlayan ve genel çerçevesiyle modern siyasal alanı
kuran 1908 devrimi / II.Meşrutiyet ile başlamakta ve Cumhuriyet
döneminde çok partili hayata geçiş ile sonlanmaktadır. İkinci nesli miili
partisinin faaliyete geçmesiyle başlamaktadır.12 Eylül 1980 askeri darbesi
sonrasında siyasal ve toplumsal alanda belirli bir güç kazanan bir ideoloji
vardır. TÜRK – İSLAM SENTEZİ.

***** SOL VE SOSYALİZM :

** Solculuk mevcut sosyal hiyerarşiyi , eşitsizliği kaldırmak isteyen ve
zenginliğin ve imtiyazların adaletli dağılımını destekleyen bir politik
hareketidir.

Türkiye’ de sol ideoloji milliyetçi ve muhafazakar ideolojiyle şu
bakımlardan ters düşer. Evrenselcidir ve seküler bir toplumsal yapıyı
savunur. Dolayısıyla sol yaklaşımın odağında din, ırk, milliyet, cinsiyet vb.
kavramlar yerine insan, eşitlik ve emek kavramları vardır.

***** LİBERAZLİZM :

Tarihsel olarak 17. yy’ da ortaya çıkan libarizm, devlet müdahalesinden
uzak serbest piyasa sistemini temel alır.

***** TOPLUMSAL CİNSİYET FEMİNİZM :
** Bu yaklaşım endüstriyel kapitalist toplumlarda mevcut erkek egemen
yapıları sorgulayan bir yaklaşımdır. Türkiye’ ye 1981 – 1984 arasında
yazko dergisi bünyesinde küçük bir grup kadının tartıştığı, öğrendiği, o
zamanlar yayınlanan Somut gazetesinin bir sayfasında dile getirdiği bir
kavram olarak gelmiştir.

//////////ÜNÜTE 6 ////////////
***** DİN – DEVLET – LAİKLİK
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye, Osmanlı
İmparatorluğu’ndan çok farklı ilkere daya bir devlet haline gelmişti.
** Türkiye Cumhuriyetini kuranlar, Osmanlı imparatorluğu’nun
gerilemesininj en önemli nedeni dinsel tutuculuk olduğuna inandıkları
için LAİKLİĞİ, modernleşme sürecinin en temel en temel unsurlarından
birisi olarak görmekteydiler.


** Aydınlar ve devlet seçkinleri, Osmanlıların sorunlarına dair çözüm
önerilerinde, genel olarak BATICILIK, MİLLİYETÇİLİK ve
İSLAMCILIK akımları etrafında kümelenmekteydiler.
** Türkiye Cumhuriyeti fikri birdenbire orataya çıkmamış, özellikle 19.
yüzyıldan itibaren gelişen Osmanlı modernleşmesinin yarattığı düşünce
akımlartından beslenmiştir.
*** OSMANLI GELENEKLERİ İÇERİSİNDE, ŞERİAT HUKUKUN
DIŞINDA ÖRF HUKUK VEYA KANUNNAMELER ADI VERİLEN
DEVLETE AİT BİR HUKUK ALANI MEVCUTTU***
*** TEMEL KAVRAMLAR
Sekülerleşme, toplumsal ve kültürel alanların, dinsel kurum ve
sembollerin hakimiyetinden uzaklaşması anlamına gelmektedir.
Türkiye’ deki laiklik anlayışıı, devletin farklı dini yorumlar karşısında
tarafsız olmasını değil bir dini yorumu aktif biçimde öne çıkarmasını
getirmiştir.

*** OSMANLI’DAN DEVREDEN MİRAS
Osmanlı gelenekleri içerisinde, şeriat hukukunun dışında örfi hukuk
veya kanunnameler adı verilen devlete ait bir hukuk alanı da mevcuttu
NAMIK KEMAL ( 1840 – 1888 ) : Genç osmanlıların önemli
temsilcilerinden NAMIK KEMAL doga yasasını tanrı yasası sayarak
insanın tanrı vergisi hürriyetleri olduğuna ve bunların
dokunulmazlığına vurgu yapıyor ; İslami kaynaklardan hareketle
hürriyetçi bir duruş oluşturmaya gayret ediyordu. NAMIK kemal’in
liberalizme islami kaynaklardan yola çıkarak yerlileştirmek istediği
görünmektedir.

ZİYA GÖKALP ( 1876 – 1924 ) : İttihat ve terakki cemiyetisinin en
önemli ideoloğu olan Gökalp Cumhuriyet’i kuran kadroları da ciddi
ölçüde etkilemişti. GÖKALP halk islamının hurafelerle dolu olduğunu
ve reforma tabii tutulması gerektiğini savunuyordu ona göre, İslamı
gerçek kimliğine kavuşturmak aklı rehbet edinen aydınların göreviydi
ve devlette bu aydınları yetiştirmek suretiyle dinde reformu mümkün
kılmalıydı.

***** TEK PARTİ DÖNEMİNDEN DEMOKRAT PARTİYE DİN DEVLET İLİŞKİLERİ ( 1923 – 1950 )
** Güncel siyasal gerilimleri ustalıkla kullanan Mustafa Kemal’in saltanatın kaldırılması için yaptığı hamle, mecliste temsil edilen çok
farklı kesimlerden destek alacaktı. Saltanatın kaldırılarak
Cumhuriyet’in kurulmasına destek veren isimler arasında din
adamlarıda mevcuttu.
** İsmet İnönü, tarihimizde 31 mart Vakası ( 1909 ) olarak bilinen
ayaklanmaya şahit olmuş, onu bastıran askerler arasında yer almıştı.

Hem İnönü’de hem de diğer Kemalist kadrolarda köklü bir irtica
korkusunun oluşmasında ve daha sonraki yıllarda bu endişelerinden
kaynaklanan kimi sertlik politakaları izlemelerinde, Osmanlı’nın
çözülme sürecindeki tecrübelerinin rolü azımsanamaz.

** İslam dininin, toplumun semboller dünyasındaki ve özellikle gündelik
yaşamındaki ağırlığı anımsandığında, bu alanda yapılan değişiklikler de
toplumsal yapının laikleşmesi olarak tanımlanabilir.ilk öenmli adım,
naşta fes olmak üzere her türlü başlığın yasaklanması ve memurların
şapka giymelerinin zorunlu hale getirilmesidir.

** Hukuk alanında yapılan en önemli düzenlemelerinden biriside 17 şubat 1926 tarihinde Medeni Kanun’un kabülüdür.
** Mustafa Kemal’in, Ziya Gökalp’in açtığı yolda, akılcı, hoşgörülü,
ilerlemeye karşı olmayan ve mümkün olduğunca Türkçeye dayalı bir
dini hayat arzuladığı ve bunun pratiğe geçirmeye çalıştığı açıktır.


***** DP DÖNEMİ VE 27 MAYIS SÜRECİNDE DİN DEVLET

İLİŞKİLERİ ( 1950 – 1965 )

** Partinin ‘ dine hürmetkar ‘ duruşu, 1950 – 1960 arası seçimlerde
aldığı yüksek oyların en öenmli nedenlerinden birisiydi.
** DP liderleri, sıklıkla kendilerinin de Atatürkçü ve laik olduklarını vurgulamışlardı.
** CHP’ den farklarını da ‘ millete mal olmuş ve olmamış devrimler ‘ ayrımı üzerinden ortaya koymuşlardı.
** DP’nin ideolojik duruşuna muhafazakar modernleşme diyebiliriz.
**DP Cumhuriyet tarihinde ilk kez, 1953 yılında, radyoda dini
konuların ele alındığı bir Ahlak Saati programı başlatmış ve programa
DİP’ten isimler davet edilmiştir.

*****İSLAMİ OLUŞUMLARLA İLGİLİ BİR SINIFLANDIRMA

DENEMESİ

** OSMANLI DÖNEMİNDE Halk İslam’ı şeklinde genel bir ayrım
yapabiliriz. Halk İslam’ı kapsamında Alevilik de sokulabilir. Kadın ve
erkeklerin ibadet ettiği Alevilik Orta Asyalı göçmenler arasında yaygın
olan cinsiyet eşitliğinden etkilenmiştir.

** Osmanlı İmparatorluğu Hanefi mezhebine dayalı Sünni İslam’ı daha
çok benimseyerek medreseler yoluyla resmi din anlayışı haline getirdi.

**Tarikatların özellikle İstanbul gibi büyük kentler deserpilen kolları
kitap merkezli islam anlayışından etkilendiler ve belli yönleriyle Halk
İslamından uzaklaştılar.

** Osmanlı Döneminde etkinliği olan
KADİRİLİK, RİFAİLİK, CERAHİLİK, HALVETİLİK,
MEVLEVİLİK, BE NAKŞİBENDİLİK tarikatları vardı

** Nakşibendiliğin, pasif bir dindarlıktan ziyada, aktif ve mücadeleci bir
müslümanlığı savunması ve modernleşme süreçlerinde de varlığın
sürdürülebilmesi, devlet seçkinleri ve aydınlar arasında olduğu kadar,
toplumun geleneksel kesimleri arasında da etkinlik kurulabilmesini
sağlıyordu.

** Nakşilik, 14 yy ortalarında Buharalı Mehmet Mahaüddin Nakşibend
tarafından kurulmuştur.
** Günümüz türkiyesinde em etkili olanının İskender Paşa Cemaati
olduğunu söyleyebiliriz.
** Cemaat, Mehmet Zahit Kotku etrafında gelişmiştir.Kotkunun en
önemli önceliği islamın temel bilgilerini yeni kuşaklara aktarmaktı. Nakşibendilikten ilham alan ve farklı kesimlere hitap eden başka
cemaatlerde söz konusu.Bunlardan en etkilileri, ERENKÖY CEMAATİ,
MENZİL DERGAHI, İSMAİL AĞA CEMAATİ.
** Nakşibendiliğin kolları yukarda kısaca özetlenenlerden çok daha fazladır.
ÖRNEĞİN : hazneviler, Türkiye kürtleri arasında etkili bir başka nalşi
bendi cemaatidir.
** Türki’ de etkili olan bir başka tarikatta KADİRİLİKtir.12 yy da Şeyh
Abdülkadir Geylani tarafından kurulan ve islam dünyasındaki en köklü
tarikatlardan olan KADİRİLİKtir.
** Türkiye ye özgü koşullarda ortaya çıkan islami cemaatler içerisinde
en ilginçlerinden birisi şüphesiz SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN
etrafında gelişen SÜLEYMANCILIKtır.

** Günümüz türkiyesinde nurculuk şemsiyesi altında irili ufaklı çok
sayıda İslami oluşum bulunmaktadır. Tüm bu grupları ortaklaştıran
yön, SAİD NURSİ nin düşünsel mirasından ve hayal tecrübesinden
ilham almalarıdır.

Sıklıkla sürgün edilen SAİD NURSİ , Cumhuriyet rejiminin laiklik
anlayışının boşuklarını maharetle kullanmayı bilmiştir.

NURSİ, devrinin tarikat devri olmadığını vurguladığı gibi kendisini
de şeyh olarak görmeyide red etmiştir.

*** NURCULUĞUN KOLLARI
Özellikle 1970 yılından itibaren yayımlanmaya başlayan YENİ ASYA
gazetesi, AP yanlısı ve komizm karşıtı çizgisiyle dikkat cekecektir.Genel olarak NURCULUĞUN MNP-MSP-RP çizgisinde temsil edilen islamcı
partilere mesafeli durduğu ve DP – AP – DYP – ANAP çizgisindeki
merkez sağ geleneğe destek vermeyi tercih ettikleri söyleneblir.
GÜLEN CEMAATİ , 1970 lerin başında, NUR dershaneleri yerine
IŞIK EVLERİ adıyla yeni bir yapılanmaya gitmiş, 1978 yılındaysa
sızıntı isimli bir dergi çıkarmaya başlamıştır.Bu dergi ‘ bilimsel
kanıtlarla İmanı kuvvetlendirmek ‘ yolunu izleyerek NURSİ nin
mirasımnı canlandırdı.

***** 1965 – 1980 ARASI DÖNEMDE DİN VE DEVLET İLİŞKİLERİ


** Alevilerle İlgili Tartışmalar :
Alevilerin büyük çoğunluğu kurtuluş savaşına destek verdiler. Daha
sonra kurulan laik Cumhuriyet rejiminide benimsediler. Msutafa Kemal
1919’ da Hacı Bektaş postnişini Cemalettin Çelebi’yi ziyaret ederek
desteğini alacaktı.
1960’ların ikinci yarısından itibaren Aleviler ve Sosyalist hareket
arasında sıcak bağlar gelişti. Alevi tarihi, Pir Sultan Abdal gibi önem
şahsiyetler, sosyalist tezler ışığında yeniden yorumlanıyordu. Türkiye

işçi partiside (TİP ) alevilerden destek görmüştür.
Alevilerin büyük çoğunluğu Ecevitliderliğimdeki CHP’ye ve değişik
sosyalist gruplara destek vermeyi tercih ettiler.
***** 1980 – 1997 ARASI DÖNEMDE DİN DEVLET İLİŞKİLERİ

12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştirenlerin en öenmli gerekçelerinden
biriside daha önceleri olduğu gibi irtica yehdidiydi. Darbeden sonra sol,
Milliyetçi ve İslamcı çevrelerden onbinlerce kişi tutuklanarak
yargılandı.
** Refah Partisinin yükselişi

RP, 1991 seçimlerinden önce yürürlüğü lampanya ile sosyal meseleleri
gündeme getirerek kent yoksullarına yönelmişti.

** Baş örtüsü meselesi
Başörtüsü meselesinin gündeme geldiği ilk olay, 1968 yılındaki Hatice
Babacan’ın İlahiyat Fakültesine başörtüsü ile gelme girişimi idi.
1990 larla beraber, türban sorunu ‘ Laik – İslamcı ‘ çatışmasının
ciddi bir sembolu oldu ve dokunulması zor bir tabu haline geldi.


***** 1997 SONRASI DÖNEMDE DİN VE DEVLET İLİŞKİLERİ
28 Şubat 1997 tarihinde yapılan MGK toplantısında, Erbakan
hükümetinden bir dizi kararı uygulaması istendi. 28 Şubat
müdahalesinden sonra Refahyol hükümeti devrildi. Türkiye 2002 ye
kadar koalisyon hükümetleriyle yönetildi.
‘ Milli görüş göleğini çıkardıl ‘ diyen Erdoğan liderliğindeki AKP,
kendisini muhafazakar demokrat olarak tanıttı. Türkiye nin AB ye
üyelik sürecini hızlandıran AKP, özellikle ilk döneminde çatışmacı
siyasetten uzak durdu.

AKP, liderlik tartışmalarında daha çok ANGLO ve SAKSON
modeli olarak bilinen devletin dini alana müdahale etmediği ılımlı bir
laiklik anlayışı savunuyordu. Parti programında, ‘ partimiz dini
insanlığın en önemli kurumların biri, laikliği ise demeokrasinin
vazgeçilmez şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak
görür’^olarak belirtti.

Bu ilkelere rağmen AKP, iktidara geldikten sonra Diyanet işleri
Başkanlığında ( DİB ) yukarıdaki ilkeler doğrultusunda değişiklikler
yapmadı.
Alevilerin uzun süredir dinlerdikleri talepler konusunda DİB
statükocu bir tavır benimsedi .

***** TÜRKİYE’DE ORDU – SİYASET İLİŞKİSİ
//////////ÜNİTE 7//////////
** Türk siyasal hayatının en belirleyici unsurlarından birisi ordunun siyasal hayata oynadığı roldür.
** Ordunun siyasal hayatta gücünü attıracak düzenlemeleri beraberinde getirmiş olduğu uygulamalar--- Ordunun çeşitli kuruluşlarıyla iktisadi hayatın içinde var oluşu
-- Sıkı yönetim ve olağan üstü hal gibi istisna yönetim tarzlarının
Olağanlaşması
--- Milli Güvenlik Devleti formu
--- Başarılı olmuş askeri müdahaleler

** OSMANLI’NIN SON DÖNEMLERİNDE ORDUYU SİYASAL,
TOPLUMSAL, İKTİSADİ HAYATIN DAHADA MERKEZİNE
TERLEŞTİREN EN ÖNEMLİ OLAY UZUN VE BÜYÜK SAVAŞLARIN
YAŞANMASI


***** TARİHSEL ARKA PLAN
Modern Türkiye tarihinde ordunun oynadığı siyasal rol Osmanlı’nın son
dönemine kadar geri gider. Modernleşme süreciyle birlikte

***** 27 MAYIS 1960 DARBESİ
27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile merkezinden ordunun yer aldığı otoriter
siyasal rejim niteliksel bir sıçrama gösterdi

***** DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ : DARBEYE GİDEN SÜREÇ

**27 Mayıs darbesini anlamak için öncelikle DEMOKRAT PARTİ ( DP )
dönemini anlamak gerekir çünkü 27 Mayıs askeri darbesi açıkça DP
iktidarının, uygulamalarına ve temsil ettiklerine karşı gerçekleştirilmiştir.

** HEGEMONYA : Farklı sınıfsal veya sınıf – bağlantılı toplumsal güçlerin
belirli bir sınıfın siyasi, entelektüel ve ahlaki önderliği altında
örgütlenmesidir. Hegemonya projesi de hakim ve tabi sınıfların yanı sıra
doğrudan sınıfsal olmayan konuların muhatabı toplumsal desteğini almaya
çalışan ulusal – popüler eylem programlarıdır.

***** DARBELERİN GERÇEKLEŞME SÜRECİ, NEDENLERİ VE
MBK’ NİN YAPISI
** DP lideri Menderes’in, iktidara geldikten sonra hep bir tehdit olarak
gördüğü orduyu kontrol altına alma stratejisi yüksek rütbeli
subayları ve komuta heyetini kendine yakın isimlerden oluşturmaktı.
Ancak darbe hiyerarşi dışı bir darbe olarak örgütlendi, dolayısıyla da Menderes’ in stratejisi başarısız oldu.

***** 27 MAYIS İNKİKAP HAREKETİ NİÇİN YAPILDI ?

--- PARTİZAN BİR İDARE KURULMASI VE HUKUK DEVLETİ
VASFININ ORTADAN KALKMASI
--- PLANSIZ BİR YATIRIM POLİTİKASI VE SUİSTİMALLER
--- ENFLASYONİST BİR MALİ POLİTİKA VE HAYAT PAHALILIĞI
--- FİKİR HAYATI ÜZERİNE BASKI VE BASIN HÜRRİYETİNİ
TEHDİT
--- TEK PARTİ DİKTATORYASININ KURULMASI VE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN MEŞRULUĞUNU KAYBETMESİ

**ASKERİ REJİMİN POLİTİKALARI : SOSYAL – MİLLİ GÜVENLİK DEVLETİNİN İNŞASI

** 27 Mayıs askeri rejiminin en temel iki icraatı devlet planlama
teşkilatının ( DPT ) kurulması ve devlet yapısını ve devlet – toplum
ilişkilerini yeniden düzenleyen 1961 anayasasının hazırlanması oldu.

***** 12 MART 1971 MUHTIRASI
Muhtıra Öncesi Dinamikleri

** AP, 10 Ağustos 1970’lebir ekonomik reform paketi açıklandı. Ancak
paket yeni hoşnutsuzluklar doğurdu.Zaten 1969 seçimleri sonrasında
hükümet dışı bırakılan, büyük toprak sahipleriyle tarım sektörünün temsil
kabiliyeti olan AP içi bir kanat sanayileşme merkezli ekonomik model ve
1970 paketinin öngördüğü tanım vergilerinden rahatsız oldu ve AP den
ayrılarak Aralık 1970’de DEMOKRATİK PATİYİ kurdu. Ama asıl mesele
Türkiye toplumundaki siyasallaşma ve toplumsal mücadele pratiğiydi.
MGK toplantılarında ele alınan konulara bakıldığında özellikle 1968’den
itibaren iç güvenliğin, özelliklede işçi grevlerine eylemleri, gençlik
eylemleri, sol cereyanlar gibi başlıklar altında gündemi işgal ettiği görülür.

**Darbeci Klikler Arası Mücadele Ve Muhtıranın İçeriği
Yükselen sol toplumsal ve siyasal hareketlerin ve sosyoekonomik gelişmenin yönetilmediği konusunda neredeyse herkes hem fikirdir.12 mart sürecine giderken ordu içinde her biri müdahaleyi öngören ÜÇ FARKLI AKIMIN OLDUĞU söylenebilir.
--- ORTADOĞU’DA YAŞANMIŞ BAAZ TİPİ BİR DARBE İLE
KAPİTALİZM DIŞI BİR YOLU SAVUNANLARDIR.BU DAÜAN AVCI
OĞLUNUN İDEOLOJİK ÇİZGİSİDİR.SOM AMA KADAR MUHSİN
BATUR VE KARAKUVVETLERİ KOMUTANI FARUK GÜRLERİN
İRTİBAT İÇİNDE.
--- MUHSİN BATUR’UN 27 MAYISÇI MODERNİST – KALKINMACI
İYİMSERLİĞİ DEVAM ETTİREN VE 27 MAYIS REFORMLARININ
HAYATA GEÇİRİLMESİNİ TALEP EDEN AKIMDIR.
--- TAĞMAǒIN REFORMLARI DEĞİL YASA, ASAİŞ, DÜZEN
***** SÖYLEMİ ÜZERİNDEN MUTLAK BİR OTORİTARYANİZMİ
SAVUNAN ÇİZGİSİDİR.

** 12 Mart Ara Rejiminin İcraatları
Muhtıranın ardından, Demirel, bunun anayasa ve hukuk devleti ile
bağdaşmadığını söyleyerek istifa etti. AP hükümetinin istifasından sonra,
26 Mart 1971’de Nihat Erim Başbakanlığında ağırlıkla teknokratlardan oluşan I. Erim hükümeti kuruldu.Aralık 1971 de kurulan 2.Erim
hükümetinin de ömrü Mayıs 1972’ye kadar sürdü .

**** 12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESİ
** 650 Bin kişi gözaltına alınıp 210 bin dava açıldı. 230 bin kişi yargılandı. 7
bin idam istendi,517 idam cezası verilip 50 kişi idam edlidi, 71 bin kişi
TCK’nın 141, 142 ve 163. maddelerinden, 98 bin 404 kişi ‘ örgüt üyesi
olmak ‘ suçundan yargılandı

** 300 kişi bir şekilde öldü.
** 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
** 30 bin kişi ‘ sakıncalı ‘ olduğu için işten atıldı.
** 937 film yasaklandı, 39 ton gazete, dergi, kitap imha edildi.
***12 Elül Rejiminin Devlet, Toplum, Ekonomik İnşası
• 12 Eylül öncesi krizin sebebi olarak iş sınıfının gençliğin, sol
hareketlerin toplumsal ve siyasal mücadelesi görüldüğünden, 12 eylül
darbesinin ve rejiminin temel derdi ‘ sınıf – temelli siyasete son vermek ‘
oldu. Bu, 24 ocak kararlarında somutlanan yeni sermaye birikimi
rejimine geçişinde ön koşuluydu. 12 eylül rejiminin en önemli icraatlarından biri 24 ocak kararlarının mimarı Turgut Özal’ın
ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak atanması ve sonrasında bu
kararların hayata geçirilmesi oldu.

***** 1990’LAR VE NEOLİBERAL MİLLİ GÜVENLİK DEVLETİ
**Neoliberal kapitalizmin siyasetten yönetilmeme krizi anlamına gelen
siyasal hegemonya krizinin yarattığı boşluk, ORDU tarafından dolduruldu.

**Kürt Sorunu Ve Milli Güvenlik Devleti
Özellikle 1992 – 1993 yıllarında kürt sorunun militarizasyonunda bir
eşik aşılmış, düşük yoğunluk savaş stretejisi çervesinde bölgede 1987’den
beri devam eden OHAL yönetiminin yanı sıra, formel- enformel ve legal
-illegal bağlantılarıyla bir savaş aygıtı inşa edilmiştir. Köylerin
boşaltılması koruculuk sisteminin yaygınlaştırılması JİTEM gibi
yapıların kurulması, faili meçhul cinayetler, insan hakları ihlalleri
özellikle ülkenin kürtlerin yoğun yaşadığı çeperinde hayatın bir parçası
haline gelmiştir.diğer yandan merkezde, milli güvenlik devleti siyasetin
yollarını tıkamıştır.1990’larda ordunun pkk ya karşı bir mücadele
yürütüyor oluşu, ulusal düzeyde milli güvenlik kurulunun ve milli
güvenlik ideolojisinin merkeze yerleştiği bir devlet formunun kendini
yeniden üretebilmesine yol açtı.

***** SİYASAL İSLAMCILIK VE 28 ŞUBAT 1997 ASKERİ
MÜDEHALESİ

** Ordunun siyasal alan üzerindeki vesayetini devam ettyirmede
kullandığı iç tehditlerden bir diğeride siyasal islamcı hareketin gelişimi
oldu. Oluşan hegemonya krizinin yarattığı boşluğu refah partisi ( RP ),
siyasal islamcılık siyaseti üzerinden önce 1994 yerel seçimlerinde Ankara ve
İstanbul gibi bu kentleri kazandı, ardındanda 1995 genel seçimlerinden %
21, 38 oyla birinci parti çıktı.

*****AKP DÖNEMİ
***Akp nin Hegemonya Projesi
AKP bu başarıyı neoliberal, muhafazakar ve otoriter bir popülist strateji sayesinde sağladı.
AKP’nin hegemonya projesinin birbirine eklemlediği unsurlar:
** IMF ve DÜNYA BANAKASI menşili neoliberal sermaye birikim
stratejileri ve düzenlemeleri
** Neoliberal kapitalizmin sınırları çerçevesinde yoksulluk yönetişimine
dayalı sosyal polika programı
** Brokratik özellikle askeri vesayet karşı sınırlı siyasal reformculuk ve
bunun kaldırıcı olarak AB üyelik projesi

** Milli irade = çoğunbluk iradesi = seçilmiş hükümet = seçilmiş lider
zincirlemesine dayalı çoğunlukçu demokrasi anlayışı

** İslami toplum ve devlet yaratmaya yönelik islamcılık projesi yerine
mıhafazakar modernleşme stratejisi üzerindemn dini muhafazakarlaşma ve
sünni – müslüman muhafazakar kesimleri siyasi – iktisadi – kamusal
sisteme dahil etme

** ABD Hegomanyasına dayalı dünya siyasal sistemini ve bölge
politikalarını sahiplenme ve bu çerçevede bölgede yeni bir rol oynama **** II. MEŞRUTİYET’TEN 2000’Lİ YILLARA TÜRKİYE’DE
EKONOMİ POLİTİĞİN EVRİMİ

//////////ÜNİTE 8 //////////

*** II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ
Meşrutiyet Liberalizmi

Meşrutiyet ilan edildiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nda liberal düşünce yarım
yüzyılı aşkın bir süredir gündemdedir.Tanzimat’la birlikte liberalizm siyasi ve
iktisadi alanlarda bir çok taraflar bulur.
Meşrutiyet Liberalizminin Sonu

II. Meşrutiyet liberalizmi bir süre sonra muhalefetle karşılaşır. Bu muhalefet
odaklarından biri MİZANCI MURAT BEY’ dir. Ona göre liberal politikası ancak
gelişmiş ekonomiler için söz konusudur. Geri kalmış ülkelerin ancak
himayecilikler bir yerlere gelebileceklerini öne sürer .
**AHMET MİTHAT EFENDİ ise ekonomi ve politik ve hallü’l ukad kitaplarında
ADAM SMİTH’in serbest iktisat fikrini eleştirir.
** MEHMET CAVİT BEY ve dolayısıyla liberal iktisat politkaları, meclis-i
mebusanda eleştirilere maruz kalır.
** ZORHAP EFENDİ serbest dış ticaret politikasının ülke çıkarlarıyla
bağdaşmayağını, iktisadi bağımsızlığın ancak ılımlı bir himayecilikle
gerçekleşeceğini vurgular.

****Milli İktisadın Kapsamı Ve Kavramsal Çerçevesi
** Svaşlar, isyanlar ve yükselen milliyetçi dalga II. Meşrutiyet liberalizminin
sonunu ittihatçıların Müslüman – Türk unsuru ekonomide etkin ve egemen
kılmaya yönelik girişimleri ile eş zamanlı olarak yine 1. Dünya savaşı sırasında
yabancı sermayeyi denetim altına almaya yönelik, ancak yabancı çevrelerce
yabancı düşmanlığı olarak nitelendirilen bir dizi girişim gündeme gelir. Bu
bağlamda yabancı sirketlerin işlettiği aydın, kasaba, suriye, mudanya demir
yolları ve istinye tersanesi satın alınarak millileştirilir. Zonguldak limanının
satın alınmasına karar verilir. Kabotaj ticaretinde tekel oluşturmuş olan yunan
bayraklı gemilerin bu alandaki üstünlüklerine karşı, kabotaj ticaretinin Osmanlı
gemileri ile gerçekleştirilmesi yani kabotaj hakkının Osmanlı bayraklı gemilere
verilmesi kararlaştırılır.

***** ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ
** İmparatorluktan Cumhuriyete ‘ Milli İktisat ‘ ta Süreklilik
ittihatçılar ile Cumhuriyeti kuran ve bütün bir tek parti iktidarı süresince yani
Kemalistler ile ve hatta ardından gelen demokrat parti ( DP ) iktidarı devrinde
Türkiye’yi yöneten kesimler arasında ideolojik, kadrolar, politika üretme ve
uygulama gibi noktalarda benzerlıkler ve süreklilik vardır.Pozitivizm, tıpkı
ittihatçılar gibi, Kemalistleride etkiler. İttihatçılar ile Kemalistler laiklik, halkçılık
ve inkilapçılık ilkerinde benzerlikler göstermekte ve bu konuda süreklilikten
bahsetmekte mümkün olmaktadır.

** 1923 İzmir İktisat Kongresi
İzmir iktisat kongresi, Ankara hükümeti iktisat vekaleti tarafından düzenlenir.
Ancak kongre düzenleme fikri, İstanbul ticaret kesiminin bir dış ticaret kongresi
düzenleme düşüncesini ve bu yöndeki girişimlerinin etkisiyle ortaya
çıkar.Toplam 1135 kişinin katıldığı kongrede her ilçeyi, korparatizmin bir
yansıması olan mesleki temsil anlayışına göre bir tüccar, sanayici, zanaatkar,
amele, şirket, banka ve üç çiftçi temsilcisi olmak üzere toplamı 8 kişiden oluşan
heyetler temsil eder.

** 1930’ larda Devletçilik Tartışmaları
1930’larda devletçilik ve liberalizm üzerine tartışmalar basın yolu ile
Kadrocular, Ahmet Ağaoğlu ve Ahmet Hamdi Başar arasında yaşanır.1930’larda
devletçiliğin en belirgin niteliklerinden birisi planlı sanayileşmedir. Kapitalist
sistemin kriz içinde bulunduğu bir sırada otoriter ve totaliter rejimler komuta
ekonomileri ile iktisadi gelişme süreçlerinde önemli adımlar atarlar.Hem
koşullar hemde çevresindeki örnekler Türkiye’nin kapitalist sisteme sırtını
dönmeden, diğer sistemin yani sosyalizmin bir aracı ile yani planlama ile
sanayileşme girişiminde bulunmasında etkili olur. Bu gelişme, Türkiye’de
devletçiliğin tanımlanmasında önemli bir husustur.

** Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı
1934’ te uygulamaya konan birinci beş yıllık sanayi planının ( BBYSP ) ana
hedef ve stratejisi ülkenin yer üstü kaynaklarını değerlendirerek ithalata konu
olan özellikle şeker, dokuma ve kagıt başta olmak üzere temel gereksinim
maddelerini yurt içinde üretme – yerel veya bölgesel tarımsal üretime ve doğal
kaynaklara dayanan sanayi üretim birimleri kurma ; kurulacak sanayi
tesislerinin, kuruluş yerlerinin hammadde ve iş gücü kaynaklarına yakın
olmasıdır.

***** ÇOK PARTİLİ SİSTEM
** İkinci Dünya Savaşı Ertesi Devletçiliğin Tasfiyesi

Türkiye 2. dünya Savaşının dışında kalmayı başarır.2. Dünya Savaşı ertesinde
ise Türkiye yönünü açıkça ABD ve batılı müttefiklerine doğru çevirir. Bu yeni
yönelişte kuzeyden belirlenen Sovyet tehdide etkili olur. Türkiye’nin batıya
açılma süreci beraberinde çok partili siyasal yaşama geçişi getirir.
Türkiye Marshall yardımı’ndan yararlanabilmek amacıyla Vaner planı olarak
bilinen 1947 Türkiye kalkınma planında tam biçimini bulan yeni kalkınma
stratejisi, yani tarım ağırlıklı bir kalkınma stratejisine yönelir ancak bu planda
hayata geçmez.

**1948 Türkiye İktisat Kongresi
2. Dünya Savaşı ertesi değişken ülke ve dünya koşullarında devletçiliğin tanımı
ve niteliği yeni biçimler alır.Nitekim savaş ertesi dönemde devletçiliğin
tartışıldığı en özemli zeminlerden birisi 1948 Türkiye iktisat kongresidir.kongrede devletin, bireyin iktisadi özgürlüklerini koruması
gerektiği, özel girişimin temel alınması, devletin ekonomide rehber rolü
oynaması ve sosyal adaleti sağlaması gerektiği ileri sürülür.


***Devletçiliğin DP Liberalizmine Evrimi
* DP liberalizminde devlet önemli bir yere sahiptir. Özel sektörün elini
uzanamadığı yere devlet el at¬malıdır. Ayrıca özel sektörün altından
kalkabileceği alanlardaki devlet işletmelerinin, özel sektöre devri ve devlet
işletmeciğilinin özel girişimlere engel olmayacak biçimde ve eşit koşullarda
rekabetinin sağlanması DP liberalizminin sınırlarını çizer.

***Keynesyen Düşüncenin İlk İzleri

* Tek partili siyasal sistemden çok partiye geçiş süreci ve DP’nin iktidarı
döneminde izlenen iktisat politi¬kalarının düşünsel arka planımda dünyada
iktisat alanında yaşanan önemli bir gelişmenin etkileri vardır. Bu gelişme
kısaca Keynesyen iktisadın yükselişi olarak ifade edilebilir. Keynesyen
iktisat, tam istihdam sorunu ve tasarruf ile yatırım arasındaki ilişki üzerine
öneriler getirmektedir. Buna göre tam istihdamın sağlanması için
gerektiğinde devletin ekonomiye müdahalesi söz konusu olabilir.

***DP Liberalizminin Sonuçları, DPT’nin Kuruluşu ve Planlamanın

Yeniden Yükselişi
Türkiye ekonomisi 1950 -1953 döneminde hızlı bir büyüme gösterir. 1954’te
ise tarımda haşatın kötü olması ve daraltıcı politikaların sonucu olarak
ekonomi %3 küçülür. Ancak büyüme hızı sonraki yıllarda da dalgalı ve
yüksek bir seyir izlemeye devam eder. 1955 yılında alınan tedbirlerin etkisi
ile fiyat artışlarında bir yavaşlama yaşanmış olsa da 1955 - 1959 yıllarında
fiyat artışları %15’in altına düşürülemez. Fiyat ar¬tışlarına rağmen Türk
lirasının ( tl ) yabancı paralar karşısında değerlerinin aynı kalması bir
yandan ihracatı zorlaştırırken diğer yandan ithalatı cazip hâle getirir. Bu da
dış ticaret açığının büyümesine neden olur.
Planlamanın bir anlamda beyni olan Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT)
kuruluşu 27 mayıs 1960’ta DP hükümetini devirerek yönetime gelen Milli
Birlik Komitesi’nce gerçekleştirilir.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı

1963 -1967 yıllarını kapsayan BBYKP’nin bir bunalım döneminin ardından
gelmesi nedeni ile temelde kararlı ve dengeli bir gelişme yaklaşımı
benimsenir. İBYKP’de ise yanı temel hedefler korunurken büyüme hızı
üzerinde daha fazla durulur. Tarım ve sanayi sektörlerinin dengeli gelişmesi
yaklaşımı terk edilerek sanayi sektörünün ekonominin sürükleyici sektörü
olması öngörülür.

*** Toplumsal Muhalefetin Yükselişi TİP ve Yön Hareketi
1960’ların Türkiye’sinde ekonomi tartışmalarının merkezinde yine devlet ve
devletçilik yer alır. Bu yeni aktörlerin başında özellikle iki oluşum dikkat
çeker. Bunlardan biri Türkiye İşçi Partisi, diğeri ise Yön ha¬reketidir. Türkiye
işçi partisi dış ticaret, bankacılık gibi sektörlerin devletleştirilmesini, toprak
reformunun gerçekleştirilmesini savunur. Yön hareketi Türkiye İşçi
Partisinin meclis dışında kalmasından sonra, sol çevrelerde daha çok ilgi
görür hâle gelir.

***** NEOLİBERALİZMİN YÜKSELİŞİ
***Keynes’ten Friedman Çizgisine Geçiş
Türkiye’de 1960’larda izlenen iktisat politikalarının işlerliği, 1970’lerin
başında patlak veren kriz ile sor¬gulanmaya başlar. OECD Türkiye’ye Yardım
Konsorsiyumu ve uluslararası mali kuruluşlar Türkiye’ye de¬valüasyon
yapması önerisinde bulunur. 1973 yılından itibaren devalüasyonun ihracat
üzerindeki olumlu etkisi, iç fiyatlardaki hızlı artış nedeniyle ortadan
kalkmaya başlar. Dolayısıyla 1980’lerde Türkiye Friedman çizgisinde
politikalarla tanışır. 24 Ocak Kararlan olarak anılan istikrar tedbirleri bu
doğrultuda değerlendiri¬lebilir. Ancak Friedman’ın görüşleri masum ve
demokratik yollarla Türkiye'de egemen olmaz. Tıpkı 1973’te Şili 'de olduğu
gibi 12 Eylül 1980’de de Türkiye’de bir askerî darbe gerçekleşir ve
Friedmancı reçeteler hayata geçmeye başlar

24 Ocak Liberalizmi ve Sonuçları

Türkiye’nin dış ödemeleri 1977’den sonra büyük ölçüde durur. Ancak, zaruri
ilaç ham maddesi, gübre ve petrol için döviz ayrılabilir hâle gelinir. Ödeme
güçlüğü karşısında IMF ile masaya oturulur. 1978’de ilk anlaşma yapılır.
Doların fiyatı t- 19’den t-25’ye çıkar. 1980 sonrası Türkiye ekonomisine
damgasını vuran 24 Ocak Kararları ile ithalatın serbestleştirilmesi; fc’nin
aşırı değerlendirilmesine son veren gerçekçi kur uygulamasına geçilmesi;
ihracatın, yabancı sermayenin özendirilmesi; ihracata sigorta ve finansman
ile ku¬rumsal destek sağlanması; kademeli olarak sübvansiyonların
azaltılması ve fiyat denetimlerini kaldırılması öngörülür. 24 Ocak kararları
kısacası hemen bütün Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan korumacı - mü¬
dahaleci iktisat politikalarının terk edilmesi ve daha liberal bir yapının
kurulması yönünde atılmış adımlardır.

Derviş Programı ve Sonrası

3 Kasım 2002’de gerçekleşen genel seçimin sonucunda yeni kurulmuş olan
AKP, tek başına hükümet kurarak Türkiye’yi yönetmeye başlar. Bu iktidar
Kemal Derviş’in şahsında temsil edilen iktisat politikalarını tereddütsüz sürdüreceğini kamu oyuna duyurur. Türkiye’nin 2004 yılında cari açığı 16
milyar dolara ulaşır. Bu tutar, Türkiye’yi ABD hariç dünyanın en fazla cari
açığına sahip ülkesi durumuna getirir. AKP iktidarı, her yıl cari açığın daha
çok arttığı bir dönem olur. 2006 yılında 31,3 milyar dolar olan cari açık; 2010
yılına göre 30 milyar 446 milyon dolar daha artarak, 2011 yılında 77 milyar 89
milyon dolar olur. Hükümetler ise mali ve siyasi destek kaygıları ile
uluslararası finansörlerin istekleri doğrultusunda sosyal güvenlik
sisteminden ülkenin hem nakde dönüşebilecek birçok iktisadi girişim ve
taşınmazını satmaya uzanan çeşitli çarelere başvururlar. Bu tablo yoksulluk
sınırında yaşayan 20 milyon ve açlık sınırında yaşayan 1 milyon yurttaş
yaratır. Bütün bunlar Türkiye’de izlenen iktisat politikalarının ideolojik arka
planı yani neoliberalizmin bir sonucu olarak yaşanmaktadır.