PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : çalışma ekonomisi final 5, ünite



NERGİZ1234
03-06-2013, 22:27
ÇALIŞMA EKONOMİSİ (ÜNİTE-5)
Ücret , kapitalist bir ekonominin en önemli “karşılık”larından biridir.
Ücret:emeğin belli bir süre içinde ödenen karşılığıdır.Emeğin karşılığıyla birlikte ortaya çıkan sorular;Ödenme biçimi , şekli , süresi , diğer ücretlere göre farklılığı.
Emek gücünün diğer [bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]larla değiştirilmesi emek gücünün değişim değerini ifade eder.
İşçinin ücreti , diğer malları satın alabilmesi için gereken değişim değeridir.
Ücret, işçinin emek gücünde kristalize olmuş özel bir [bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]nın fiyatıdır.Bu fiyat emek piyasasında belirlenir.piyasa koşulları ücreti, emeğin bol-kıt oluşuna göre belirler.
ÜCRET TEORİLERİ
Geleneksel(klasik) ve çağdaş(modern) diye iki şekilde sınıflandırılır.
1-Geleneksel Ücret Teorileri
19. yy teorilerini ifade der.Türleri ;Klasik teori, ücret fonu teorisi, artık değer teorisidir.
a) Klasik Teori (emeğin tunç yasası)
Doğal ücret teorisi Laselle tarafından insafsız bir tunç kanunu olarak nitelendirilmiştir.
A. Smith, D.Ricardo, R. Malthus, Turgot gibi aynı dönemde yaşamış düşünürlerin ücretler konusundaki görüşleri temel olarak emek arzı ve talebi arasındaki nüfus sorunu ile açıklanmaktadır.Ücretlerin yükselmesi nüfusun azalması ile ilişkilendirilmiştir(emeğin tunç yasası).
Emeğin tunç yasasına göre insanlığın temel sorunu doğurganlıkla üretim kapasitesi arasındadır.
Malthus: Mevcut durumu nüfus artışıyla gıda malları üretimi arasındaki farklılığın artışı ile açıklamaktadır. Bu, nüfus artışını sınırlanmazsa ücret daha aşağıya iner demektir.
Turgot : Ücret düzeyinin sadece yaşam için gerekli olan malların alımı dışında sosyal ve kültürel düzeydeki ihtiyaçları karşılayacak düzeyde olması gerektiğini savunur.
Ricardo: Bu düşünürler içindeki en tutarlı ve en sistematik olanıdır.Emeğin değerini belirleyenin ücret değil bizzat emeğin kendisi olduğunu savunmuştur.Ricardo, emeğin harcanmasıyla ücretin belirlenmesini birbirinden koparan ilk düşünürdür.
Klasik teoriye yöneltilen temel eleştiri, Malthus’un nüfus teorisine dayandırılmış olmasıdır.

b) Ücret Fonu Teorisi
J. Stuart Mill tarafından ileri sürülmüştür.
Bu teoriye göre; ücret düzeyini, işgücü hacmiyle ücretlerin ödenmesine ayrılan ve değişmeyen fon arasındaki ilişki belirler.Bu teorinin sonucuna göre ücret miktarı yalnızca sermayenin büyümesi ve ya işçinin azalmasıyla artar.
Ücret fonu teorisine yöneltilen eleştiri; Mevcut para miktarı sabit değildir. işgücü hacmi esnektir.Bu sınırların kısa dönemde genişlemesi mümkün değildir.
c) Artık Değer Teorisi
Bu teori Karl Marks tarafından hazırlanmıştır.Teorinin temel ilkeleri önceki teorilere oranla daha sistematik ve emek arz talebine dayandırılmadan açıklanmıştır.
Bu teoriye göre; İşçinin çalışma saatinin bir kısmının, işverene karşılıksız olarak aktarılması(sömürü) esasına dayanır.Emek, karşılığını alamadığı çalışma saatleri sayesinde artık değeri yaratır.
Artık Değer: Emeğin yeniden üretimi için gerekli olan değer ile emeğin yarattığı toplam değer arasındaki farktır.
Emeğin değişim değeri, emeğin kendini yeniden üretebilmesi için satın alabileceği malların değerine eşittir.Marks emeğin değil emek değerinin mal gibi alınıp satıldığını ileri sürer.
Marks’a göre emeğin değeri; çalışanın kendini yeniden üretmesi, geliştirmesi ve işgücünü muhafaza etmesi için gerekli olan mal ve hizmetin toplumsal olarak (çalışma saati cinsinden) belirlenen değerlerin toplamıdır.
Marks’a göre daima bir yedek işsizler ordusu mevcuttur.
Artık değer teorisine yöneltilen eleştiri: Ücretlerin asgari geçim düzeyini geçemeyeceğini ileri sürmesidir.

2- Çağdaş Ücret Teorileri
20. yy teorilerini ifade eder.Türleri:
*Marjinal Verimlilik teorisi * Pazarlık teorisi *Satın alma gücü teorisi *Etkin ücret teorisi
*Marjinal Verimlilik Teorisi
Tam rekabet koşullarınsa ücretlerin arz ve talebe göre belirleneceğini ifade eder.
Teoriye göre; İlave işçi kullanılması, işçilerin sağlayacağı üretim artış değerlerinin ücretlerine eşit olduğu düzeye kadar devam eder.
Hiçbir işveren işçisine verimliliğinin üstünde ücret ödemez.
Marjinal verimlilik teorisi; Belirli bir istihdam düzeyinde ücretlerin çıkabileceği en yüksek düzeyi , tavanı, belirtir.
Teoriye eleştiriler ; Marjinal verimliliğin ölçülmesi sorunu
Firmaların her zaman kar maksimizasyoncusu olarak görülmesi.(zaman zaman maksimizasyoncu olamaya da bilirler.)
Sermaye/emek ikamesi her türlü üretim alanında geçerli olmadığından kimi durumlarda emeğin marjinal ürün eğrisi çizilemez.
Ücret ve verimlilik arasında korelasyonun bulunmasıdır.
*Pazarlık ve Satın Alma Gücü Teorisi
J. Davidson tarafından ileri sürülmüştür.İşçi ve işverenin ayrı birer taraf olduğunu ve ücretlerin iki taraf arasında yapılan pazarlık sonucunda belirleneceğini kabul eder.
Teoriye göre;
-Ücretlerin alt ve üst sınırları vardır.
-Fiili ücret bu iki sınır arasında bir yerde bulunur.
-İşçiler ne yüksek, işveren en düşük limitten pazarlığı başlatır.
-Ücret düzeyi tarafların pazarlık güçlerine göre bu iki limit arasında bir yerde belirlenir.
-Cari ücret düzeyini belirleyen etken, İşverenin emeğe olan gereksinim düzeyi ile işçinin geçinmek için bir işe sahip olma zorunluluğunun derecesidir.
Pazarlık durumunda işverenin ödemeye niyetli olabileceği en yüksek ücret:
^İşletmenin kazanç düzeyine
^rekabet gücüne
^ücretler çok yükseldiğinde neden olabileceği satış kayıplarının büyüklüğüne bağlıdır.
En düşük ücret düzeyi ise:
^^işçilerin hayat standartlarının indirilmesindeki eğilime karşı koyacak direnme gücüne ve sendikaların örgütlenme gücüne bağlıdır.
Sanayine üretilen malların büyük çoğunluğu işçiler ve onların aileleri tarafından tüketilir.
*İçerdekiler-Dışarıdakiler Modeli
Bu model ücretlerin saptanmasına ilişkin genel bir değerlendirme yapar.
İçsel işgücü piyasalarıyla ilişkilendirilmesi haline ücretlerin düşük ve ya yüksek oluşunu açıklayabilir. İçsel işgücü piyasalarında ücretin belirlenmesi ekonomik faktörlerden ziyade idari kural ve süreçlere göre gerçekleşir. Firmalar bazen yeni işçi kiralamayı belirli alt kademeler işçin yaparken diğer tüm pozisyonlara firma içinden çalışanlar kaydırılarak yapar. Bu durumda içerdekiler firmada istihdam edilen işçilerdir.
Dışarıdakiler, işe başvuran ve piyasadaki ücret ve iş güvenliği koşullarına tabi olan işsizlerdir.
Firma, üretken ve güvenilir kişileri saptadığı zaman, onları firma içinde tutmayı hedefler. İşçiler, tüm kariyerlerini firmada geçirecekleri beklentisiyle kiralanır.
İçsel emek piyasalarını oluşturmanın telem nedeni; İşe alam ve eğitimin firmalara önemli maliyetler yüklemesidir.
İçerdekilerin ücretleri, işsizlerinkini aşsa bile, firma piyasadan işçi kiralamayı istemez; İçerdekilerin ücret konusundaki bu avantajları, sendikalara toplu pazarlıkta yararlanabilecekleri önemli fırsatlar sunar.
Dolayısıyla içerdekiler-dışarıdakiler modeli, işlem maliyetlerinin ve işçilerin heterojenliğini vurgulayarak, sendikalar için örgütlenme açısından önemli roller olduğunu ileri sürer.
*Etkin Ücret Teorisi
Bu teoriye göre işçilere çeşitli nedenlerle piyasa ücretinin üstünde bir ücret verilmesi durumunda emek verimliliği artacaktır. Çalışanların fiziksel ve moral sağlıkları onlara ödenen ücretlerle yakından ilişkilidir.
ÜCRET FARKLILIKLARI
Ücretin fark oluşturabilmesi ve bu konuda bir değerlendirme yapabilmek için en az iki ücret düzeyi bulunmalıdır.Bireyin beceri düzeyi ve yapılan işler arasındaki farkın elde edilecek gelire yansıması beklenir.
Klasik bir çevrede rasyonel bireylerin tekrarlanan argümanı; daha çok gelir, en az maliyettir.
Ücretlerin neden farklı oluştuğu bireye ve yapılan işe göre değişir.
Adaletin bir diğer tecellisi benzer iş yapan kişilerin benzer ücret alabilmesidir.Bu, sanayi devriminden bu yana işçi sınıfının önemli taleplerindendir.
“Eşit işe eşit ücret” ilkesiyle ücretler arasındaki farklılıkların ve dengesizliklerin giderilmesi vurgulanmaktadır. Bu ilkeyle hedeflenen, çalışanların yaptıkları işlerle uyumlu ücret farklarının kısmen azalmasıdır.
Asıl sorun birey hangi ücreti referans alacaktır? Smith, rekabetçi çalışma koşullarının aynı olması durumunda ücretlerin eşitleneceğini kabul eder.
Ücretler konusunda teorik-pratik uyuşmazlığının nedeni, varsayımların gerçek hayatta gözlenmeyişidir.
“Rekabetçi ücret teorisi” varsayımlarıyla tutarlı ve geçerli bir teoridir.Bu teoride: piyasadaki bütün işçilerin aynı özelliğe sahip olması(homojen) varsayılır.Gerçek hayatta bu geçerli değildir.
İşçiler: eğitim, çalışkanlık, zeka, tercihler vb. konularda birbirinden farklıdır.
Bir başka varsayım piyasadaki işlerin aynı özellik taşımasıdır.Gerçek hayatta işler: gerektirdiği eğitim düzeyi, firma ölçeği vb. konularda farklıdır. Bu farklılıklar ücretlerin de farklılaşmasına neden olur.
Neoklasik İktisat Düşüncesinde Ücret farklılıkları ve Nedenleri
Ücret farklılıklarının ortaya çıkmasının temelde iki nedeni vardır:
1-İstihdamın özel koşulları 2- Çalışanın özel koşulları.
1-İstihdamın Özel Koşulları
a)yapılan işin taşıdığı risk unsuru
Telafi edici ücret farklılıkları: İşlerin istenmeyen yönlerini tazmin etmek amacıyla çalışanlara yapılan fazla ödemedir.
Telafi edici ücret farklılıklarının uygulandığı nedenlerin başında ölüm ve yaralanma riski gelir.
Ölüm ve yaralanma riskinin yüksek olduğu işler: Dalgıçlık, polislik, maden işçiliği, demir-çelik işçiliği.
Ücretleri farklı hale getiren risk unsurları iki grupta toplanır.
1-Mesleklerin içerdiği risk unsuru:Birey bu unsuru bilerek mesleği tercih eder;askerlik polislik, maden işçiliği
2-Mesleğin getirisi olan kazancına bağlı risk unsuru: Bireyin mesleği icra etmeden önce elde edeceği kazancına ilişkin sahip olduğu bilgiler değişken olabilir.Bu yüzden elde edeceği gelir açısından risk vardır.
Risk özellikleri taraflarca önceden biliniyorsa ücret yüksek olur.
Genel olarak riskli mesleklerin seçiminde emek talep eğrisinin eğimi katı, yani daha dik olacaktır.Bu eğrilerin özellikleri:
1-Riskli mesleklere yönelik emek talep eğrisinin eğimi oldukça dikdir.
2-Riskli işleri tercih edenlerin sayısındaki küçük bir artış ücret düzeyini önemli oranda etkiler.
3-Riskli işlerin ücretleri ile riski az olan işlerin ücretleri arasındaki oran 1’e yaklaştıkça ücretler arasındaki fark azalır.
4-1’den uzaklaştıkça ücret farkı artar.
b)Yapılan işin statüsü ve prestiji
Statü ve prestiji bulunmayan kötü işin yapılabilmesi için mutlaka prestiji olan işin ücretine eşit yada üstünde ücret verilmeli.
Prestiji yüksek olan işin ücreti daha düşük olabilir.
Bir mesleğin prestiji ile diğer mesleğin kazancı iki mesleğin farklı üstünlüklerini eşitleme eğilimi taşır.Bu farklılıklara “eşitleyici farklılıklar” denir.
Prestijli işlerin ücretinin prestiji olmayan işlerin ücretine oranı 1’e yaklaştıkça ücret dışı farklılıklar azalır, uzaklaştıkça artar.
Mesleklerin prestiji bireysel tercihlere göre değişir.
Bir mesleği prestijli yapan toplumsal değer yargılarıdır ve zamanla bu yargılar değişir.(Doktor, mühendis, profesör 30 yıl önce daha prestijliydi.)
Göreli ücreti daha düşük olmasına rağmen bazı mesleklere olan talep, prestijinin yanı sıra sosyal güvencesinin bulunması, istihdam güvencesi gibi unsurlara bağlıdır, mesleğe giriş için arz fazlası oluşturabilmektedir.Örneğin memurluk sınavına olan talep çok fazladır.Burada ücret dışı unsurlardan iş güvencesi ön plandadır.
2-Çalışanın Özel Koşulları
a)Sahip olunan nitelikler
Her meslek farklı bireysel nitelikler gerektirir ve bu niteliklerin kazanılması bireye parasal ve parasal olmayan maliyetler yükler.
Bazı mesleklere sahip olma özel yetenekler gerektirir. Örneğin; beden eğitimi ve spor öğretmenliği, güzle sanatlara dayalı meslekler.
Orta eğitimin yeterli olduğu işlerin sayısı azaldıkça yüksek eğitime yatırım yapanların sayısı artar.
Harcamalar arttıkça mesleklere yönelik ücret beklentisi de artar.
Hipotetik olarak eğitimin seviyesi yükseldikçe kazancın da yükseleceği düşünülmektedir.
Nitelik yani beşeri sermaye arttıkça iki mesleğin ücret oranları arasındaki fark da artacak ve 1’den uzaklaşacaktır.
Ücreti farklı hale getiren bireysel tercihler arasında mesleğin bireye sağladığı boş zaman olanakları da vardır.
Boş zaman ölçütü mesleki seçimlerde talep eğrisinin aşağı yada yukarı kaymasına neden olur.
b)Ücret farklılığı ve bireyin kıdemi
Uzun yıllar çalışan bireyin kıdemi mesleğe yeni başlayandan daha yüksektir. Bu konuda iki tez vardır;
1-Beşeri sermaye unsuruna bağlı olarak bireyin yaşı arttıkça bilgi ve becerisi de artar, yaş ilerledikçe işleri daha yetkin biçimde icra eder.
2-Kıdemin artışı ile ücret artışı arasındaki ilişkiye değinen ampirik(deneysel) çalışmalar.
Yaş ile kıdem arasındaki ilişki 45 yaşa kadar pozitif, 45’den sonra negatif durum alır.
Çalışanın nitelik seviyesi düşük ise yaş ile kıdem arasındaki pozitif ilişki daha zayıftır.
Ortalama olarak 20 yaşındaki bir işçiden;
50 yaşındaki işçi %12, usta işçi %39, teknisyen %76 daha fazla kazanır. Özet olarak :
*Mesleklerin arz fonksiyonlarına şekil veren unsurlar; boş zaman tercihleri, riskten kaçınma derecesi, prestijdir. Bu unsurlar ücretlerin farklı hale gelmesine yol açar.
*Yapılacak ücret karşılaştırmalarında mesleki çeşitliliğin sağladığı çok farklı bileşenlerle birlikte değerlendirilmelidir.
*Göçün parasal ve parasal olmayan maliyetleri , işçilerin ücret farklılıklarını bilseler bile düşük ücretli piyasalardan yüksek ücretli piyasalara geçerek ücretleri eşitlemelerini engeller