PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : :(



darkangel
09-11-2007, 15:59
bunu da yaptılar ya:(nükler santral huzurlarınızda,dunyada sadece bıkac bılınmeyen ulkede kaldı,yararımı ne sadece elektrıkte %2lık tasarruf bukadar,netıce dogal facıa,özellestırme vs.....içler acısı :(:(:(

sirmuzzy
09-11-2007, 16:40
nerede qörülmüş ya facia

cernobilden baska?

tuqce
09-11-2007, 17:22
nerede qörülmüş ya facia

cernobilden baska?

14- 15 yıl falan geçmiş üstünden

ben hatırlamıyorumda

hala etkileri sürüyomuş yaaa :(

Türkiye yide etkilemiş o yıllarda kanser vakkalarında büyük bi artış gözlenmış :(

sirmuzzy
09-11-2007, 17:34
arkadaşımız sadece birkaç bilinmeyen ülkede kaldı demiş.

söyliyim

sadece inşasına devam edilenler;
iran'da, romanya'da, pakistan'da, arjantin'de, finlandiya'da, japonya'da, fransa'da, abd'de 1'er tane, tayvan'da 2 tane, kuzey kore'de ve rusya'da 4'er tane, çin'de 5 tane, hindistan'da 7 tanesi inşa ediliyor..

temiz enerji kaynağı olmadığını söyleyenlere vurgulamakta fayda var,

doğaya en çok saygı gösterilen yerlerden japonya'da 55 tane, kanada'da 18 tane, isveç'te 10 tane, finlandiya'da 5 tane nükleer santral var. çernobil faciası gibi bir felaketi yaşayan ukrayna'da da 15 tane nükleer santral çalışmaya devam ediyor, 2 tane daha yapmayı da planlıyorlar..

bu toplumların hepsi gerizekalı olsa gerek ki başlarına gelecek felaketi bilmiyorlar, biz çok zekiyiz, doğaya da çok saygılıyız ondan 1 tane bile yapmıyoruz, gören de elflerin yeryüzündeki bekçisiyiz zannedecek..

sirmuzzy
09-11-2007, 17:39
bu ülke yılda 28 milyar dolarını enerji ithalatı için dışarıya veriyo.
bu paranın transferinden nemalananlar,

sözüm ona doğa sevdasından para kaldıran greenpeace,

ve sırf muhalefet olsun diye muhalefet eden çiftetelli medyamız karşı diye

bu ülke nükleer enerjiden vazgeçemez

sirmuzzy
09-11-2007, 17:42
kaldı ki

nükleer enerji hidroelektrik santralden ve termik santralden çok daha temiz ve daha ucuz bir şekilde enerji üretir.

bana şimdi rüzgar enerjsii,güneş enerjisi demeyin onlar %50 daha maliyetli.bu ülkenin o kadar parası yok.

ona buna zam gelirken karşı çıkıyosanız, yada her elektrik kesildiğinde sinirleniyosanız nükleer santrale de karşı çıkmayın

sirmuzzy
09-11-2007, 17:44
bu tehlikeli 1 şey de değil. şimdiki teknolojiyle yapılan nükleer tesisler , bulaşık makinasından bile daha az tehlikelidir. maden güvenmiyosunuz bizim mühendislerimize söyliyim insan faktörü büyük oranla yerini teknolojiye bırakmıştır.

şunu da söölim dünyada
yılda trafik kazasından kaç kişi ölüyor 1.2 milyon kişi
peki ya nükleer enerjiden ?? hiç duydunuz mu

hala kalkıp nükleer santral tehlikeli diyene qülecek organ ararım bn

sirmuzzy
09-11-2007, 17:46
bu işin görünmeyen yüzü de var. ülkeler "amacımız enerji üretmek" kılıf olsun diye de nükleer santral kurabilir. niye nükleer silah elde etmenin yolu buralardan geçiyor.kimse de size niye nükleer santral kuruyosun diyeemz

hayat bayram olsa elde etmeyelim nükleer silah ama öle değil işte

sirmuzzy
09-11-2007, 17:51
NÜKLEER ENERJİ ÇEVRE DOSTUDUR NİYE

CO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 2300 milyon ton CO2 emisyonuna engel olmaktadır.

SO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 42 milyon ton SO2 emisyonuna engel olmaktadır.

NOx emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 9 milyon ton NOx emisyonuna engel olmaktadır.

Atık kül üretimine neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda 210 milyon ton kül üretimine engel olmaktadır.

Günümüzde nükleer santraller, elektrik sektöründen kaynaklanan sera gazı salımında yıllık olarak yaklaşık %17 azalmaya sebep olmaktadır. Yani bu santrallerin yerine fosil yakıtlı santrallerden elektrik elde edilseydi her yıl 1.2 Milyar ton karbon atmosfere verilecekti

sirmuzzy
09-11-2007, 17:55
GREENPEACE'İN YÜZÜ

Birkaç tane gemisi, muhtelif yerlerde şubeleri ve olağanüstü büyük maddi imkânları var. Şubelerindeki yetkililere 5000 dolar aylık veriyorlar. Ayrıca bu şubeler arasındaki iletişimi sağlamak için ayda 2 milyon dolar ödedikleri bir uydu kanalı var. Varın siz hesap edin bu para nereden geliyor. 10 otobüslük gösterici kafilesini İstanbul'dan Akkuyu'ya götürüp 5 gün zarfında " Akkuyu'ya hayır" şenlikleri (!) tesis edip geri getirmenin masrafı 300-500 bin dolar arasındadır. Bu para birinin cebinden çıkıyor da neden çıkıyor? Aldanmamak lazım.

sirmuzzy
09-11-2007, 17:57
NÜKLEER ENERJİ ÖCÜ DEĞİLDİR

Niçin nükleer enerji Türk kamuoyunda bir öcü gibi gösterilir? Bunu anlatmak için konuya bir misalle gireceğim. Türkiye bugün 1000 Mwe'lik bir nükleer santral tesis etse, bu santralin bir yılda üreteceği elektrik enerjisinin petrol eşdeğeri 1 milyon 600 bin ton petroldür. Kömür eşdeğeri ise bunun üç mislidir. Bir nükleer santralin ömrü 40 sene olduğuna göre bu santral bize ömrü boyunca 64 milyon ton petrol tasarruf ettirecektir. Böyle 10 nükleer santralimiz olsa petrolde yapacağımız toplam tasarruf 640 milyon ton olacaktır. Bir an için dokuz Müslüman ülkenin daha bizim misalimizi izlediğini farzedin. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu dünya petrol ve kömür kartelinin batması demektir. Bu dünya petrol ve kömür kartelleri Türkiye ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin önünü kesmek için tasavvur edilemeyecek bir mel'anet şebekesiyle çalışmaktadırlar. Bunlar nükleer enerjiyi bir öcü gibi göstererek ellerindeki petrol ve kömürün bir an evvel satılmasını sağlayacak tedbirler alıyor ve fanatik çevreci kuruluşları destekliyorlar.

sirmuzzy
09-11-2007, 18:02
bunu da yaptılar ya:(nükler santral huzurlarınızda,dunyada sadece bıkac bılınmeyen ulkede kaldı,yararımı ne sadece elektrıkte %2lık tasarruf bukadar,netıce dogal facıa,özellestırme vs.....içler acısı :(:(:(

Böyle bir teknolojiden kimse vazgeçmez. 1 kilo kömürden 3 kilovatsaat, 1 kilo petrolden 4,5 kilovatsaat elektrik elde edilirken 1 kilo uranyumdan 50 bin kilovatsaat elektrik üretilebiliyor. Bu teknolojiden kimse vazgeçmez."


orda burda "maniac uranyumumuz var kullanamayıruz yazıklar olsun " diyeceğimize nükleer enerjiye destek verelim.

sağlıklı,huzurlu,mutlu yaşayalım

ülkemizin güçlenemsine engel olmak isteyen kesimlerin nükleer enerji hakkında attıkları tonlarca iftiralara inanmayalım

e=mc2 formülünü bulan einstein'in kemikleri bile sızlar sonra

darkangel
09-11-2007, 20:17
Rantiyeciler nükleer santrali unutmuyorlar. Bir süredir, özellikle Akkuyu projesi dondurulduğundan bu yana, nükleer santralden az söz edilir oldu. Ama zaman zaman "etkili" ve "yetkili" kişilerce yeniden sözü edilmeye başladı. "Batı nükleer santral kurmaya ve kullanmaya devam ediyor," yalanlarıyla nükleer santral yanlısı kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Dış dünyayı azıcık da olsa izleyenler gerçeği biliyorlar. Ne Türkiye'de enerji krizi var, ne de batı nükleer santral düşkünü! Hepsi yalan! Başta Elektrik Mühendisleri Odası olmak üzere, ilgili meslek odaları Türkiye'de enerji üretimi krizinin değil, enerji yönetimi krizinin olduğunu vurguluyor. Nükleer enerji santrali donanımını üreten gelişmiş ülkelerin hiçbiri kendi ülkelerinde 1970'lerden bu yana nükleer santral kurmuyor ve kurduklarını da birer birer kapatma kararı alıyor. Alternatif 50'den çok enerji kaynağı varken, hiçbiri düşünülmüyor. Ancak nedense, birilerini oldukça zengin edeceği belli olan nükleer enerji santrali tek çözümmüş gibi gösteriliyor. Nükleer santral çözüm değil, ölümdür. Nükleer santralin kurulması diğer santrallerden daha pahalıdır. Üstelik diğerlerinden farklı olarak 30 yıl içinde yeniden sökülmesi gerekir. Oysa diğer tür santraller sürdürülebilir enerji sağlarlar; kurulmasından sonra düzenli bakımları sürekli kullanımlarını sağlar. Nükleer santrallerin atıklarını yok edecek bir teknoloji keşfedilmedi. Nükleer santraller hem çalışmaları sırasında, hem de sökümlerinden sonra yüzlerce yıl boyunca çevreleri için mutlak zararlı ve tehlikelidirler. En gelişmiş ülkeler bile nükleer santral kazalarını önleyemiyor. Bırakın 16 yıl önceki Çernobil kazasını, 2000'li yılların eşiğinde bile içinde ABD ve Japonya dahil pek çok yerde önemli nükleer santral kazaları yaşandı. Ayrıca Türkiye'nin deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu unutmayalım.

Nükleer santrale karşı çık.
Geleceğine sahip çık.
Hemen şimdi!
Çünkü yarın çok geç olacak.

darkangel
09-11-2007, 20:25
Dünya üzerinde halen 32 ülke nükleer enerji kullanıyor. Bu ülkelerde faaliyette olan 443 nükleer santral yılda toplam 370 bin megavatt elektrik enerjisi üretiliyor.

Bu rakam toplam dünya elektrik enerji üretiminin yüzde 18'ine eşit. Ancak santraller bu üretimi yaparken diğer yandan da her yıl toplam 12 bin ton nükleer atık üretiyor. Bu atıkların tam olarak nerede depolanacakları ise tam bir bilmece. Zira başta Avrupalı ülkeler olmak üzere birçok devlet kendi topraklarında nükleer atık depolamak istemiyor. Bunun nedeni ise nükleer atıkların etrafa yaydıkları radyasyonun çok ölümcül olması ve bir felaketin yaşanmaması için atıkların uzun yıllar büyük bir dikkatle saklanmasının gerekmesi.

Etkisi 293 bin yıl sürüyor

Tuzla ile başa çıkamayan Türkiye, 300 yıl nükleer atıkları kontrol edecek! Tuzla'da yaşanan kimyasal atık olayı akıllarda yeni bir soru yarattı: Henüz kimyasal atık sorununu dahi kontrol edemeyen Türkiye nükleer atık problemini nasıl çözecek?

Nükleer atıklarla ilgili en büyük sorun ise atıkların çevreye çok uzun yıllar aralıksız olarak radyasyon yaymaları. Örneğin, nükleer atık içerisinde bulunan Plutonyum 239 adındaki izotopun ışıma gücünün yüzde 100'den yüzde 99'a düşmesi için 24 bin 400 yıl geçmesi gerekiyor. Bu izotopun radyasyon yaymaması için ise toplam 292 bin 800 yılın geçmesi gerekli. Son rakamlar ortalama bir nükleer santralin yaklaşık 3-5 milyar dolara mal olduğunu gösteriyor. Böyle bir santral yılda yaklaşık 11 milyar kilovattsaat enerji üretiyor.

Diğer yandan aynı santral yılda ortalama 60 metreküp radyoaktif atık açığa çıkarıyor. Atıkların ortadan kaldırılması ise ortalama 38 milyon Euro'ya mal oluyor. Bu teknolojiyi kullanan ülkeler atıkları 70 dereceye varan yüksek ısıları nedeniyle önce santral yakınlarında bulunan soğuk su havuzlarında 'dinlendiriliyor'. Bu dinlendirme 5 yıl sürüyor. Ardından ara depolama safhası başlıyor. Soğuyan radyoaktif maddeler toprak altına gömülmeden önce ışıma oranı düşmesi için genellikle toprak üzerinde bulunan 'ara depolarda' yaklaşık 30 yıl daha bekletiliyor.

Türkiye'nin nükleer santral projesi neleri kapsıyor?

*Nükleer santrallerin yanı sıra nükleer enerji üretim tesislerinde yerli katkının en yüksek düzeye çıkarılması.
*Yerli tasarım ve üretime dayalı araştırma ve güç reaktörleri ile parçacık hızlandırıcılarının kurulması.
*Tıp ve endüstrinin radyoizotop ihtiyacının yerli olanaklarla karşılanması.
*Uranyum zenginleştirme dahil yakıt çevrimi tesisleri kurulması.
*Uranyum ve toryum aranması.
*Nükleer Teknoloji Merkezi kurulması.

darkangel
09-11-2007, 20:32
"Nükleer Santralin Savunulabilir Yanı Yok"
Enerji Bakanı ve Atom Enerjisi Kurumu üyeleri Türkiye'de nükleer santral kurulmasını isterken; MÜ Enerji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uyar "Dünyada nükleer santraller artık inşa edilmiyor. Bilim insanları temiz ve sağlıklı enerjiyi savunmalı" diyor.



--------------------------------------------------------------------------------
BİA Haber Merkezi
27/07/2004 Özge GÖZKE
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa gezisinde nükleer enerji kullanımını destekleyen açıklamaları ve Türkiye'nin nükleer santral kurma projeleriyle ilgili tartışmalar devam ediyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ise Eylül'de meclis genel kurulunda görüşülecek.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre halen dünyada 440 nükleer santral faaliyette. 31'i ise yapım halinde. Litvanya, Fransa ve Belçika gibi ülkeler elektrik enerjisinin yüzde 70'e varan kısmını nükleer santrallerden karşılıyor.

Konunun uzmanlarından Doç. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, "Bu veriler dünyada enerji konusunda ne kadar yanlış yapıldığını kanıtlıyor" diyor. Başta Almanya olmak üzere tüm dünyada nükleer santrallerin kapatıldığını ve yeni santral yapımlarının durduğunu söylüyor.

Uyar, Türkiye'de nükleer santrallerin kurulması çalışmalarını "Avrupa ülkelerinin nükleer santral yapımından vazgeçmeleri varolanları kapatmalarına karşın, eski teknolojilerini satmak için pazar yaratmasına" bağlıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Nükleer Mühendislik Bölümünde yüksek lisansını tamamlayan, halen Marmara Üniversitesi Enerji Anabilim Dalı Başkanlığını yapan Doç. Dr. Uyar, Türkiye'de enerjisi ihtiyacının tamamına yakınının yenilenebilir enerji kaynakları olan rüzgar ve güneş enerjisiyle sağlanabileceğine dikkat çekiyor.

Uyar'a göre nükleer santrallerin atıkları için dünyada hala sürekli depolama alanları kurulamıyorken, bu atıklar milyonlarca yılda yok olmazken, Çernobil kazası gibi olası bir kaza ya da sızıntıda can kaybı ve geniş bir çevrenin etkilenmesi söz konusuyken; nükleer santrallerin bakım ve güvenlik maliyetleri kuruluş maliyetlerini aşıyorken, nükleer santrallerin bilimsel olarak savunulabilir bir yanı yok.

Uyar, bu koşullarda, nükleer santral kurulmasının konunun uzmanlarınca ayrıntılarıyla tartışılması gerektiğini vurguluyor:

"Çevreye ve insan sağlığına zararı olmayan ve adına uygun olarak doğal kaynakları yok etmeden 'yenilenebilir' olarak kullanılan, maliyeti düşük enerji kaynaklarına yönelmek gerekiyor"

Fosil yakıtların yarattığı sera gazı etkisi ve küresel ısınmaya da dikkat çeken Uyar, Türkiye'nin enerji açığı olup olmadığı, nükleer santrale ihtiyaç duyulup duyulmadığı konularında sorduğumuz sorulara şu yanıtları verdi:

Türkiye'nin enerji ihtiyacında dışa bağımlı olduğu ve nükleer santrale mutlaka ihtiyaç olduğu yolundaki açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye'nin enerji açığı var mı?

Uyar: Enerji kullanımı derken, ulaşım, konut, sanayi ve tarımda ne kadar enerji kullandığınız, bu enerjiyi kullandığınız alet ve makinelerin ne kadar enerji tükettiği akla gelir. Evinizde daha çok enerji tüketen buzdolabını kullanırsanız, daha çok enerji harcarsınız.

Pek çok ülke daha az enerji harcayan teknolojiler kullanırken, küresel sermaye eski teknolojileri satmaya çalışıyor. Ne kadar enerji kullandığınız; ihtiyacınız dışındaki enerjinin etkin kullanılıp kullanılmadığını tartışmanız gerekiyor.

Yedi buçuk milyon dolara düşük enerji tüketen ampulleri üreten bir fabrika kurarsanız ve örneğin İstanbul'da ücretsiz dağıtırsanız, dört buçuk milyar dolar maliyetli bir kömür santrali yapmaktan kurtulursuz. Böylece daha az insan kanser olur, kanser tedavisine daha az para ayırırsınız.

Türkiye'nin bir önceki hükümet döneminden başlayarak yaptığı doğalgaz antlaşmaları 30 yıla varan, uzun vadeli antlaşmalardır. Türkiye, ileriki yıllarda ihtiyacı olmadığı halde doğalgaz alıp, borç ödüyor gibi gözükmemek için, doğalgaz kullanımını desteklemek durumundadır. Bu da, enerjinin etkin kullanımından çok, daha çok doğalgaz tüketiminin yollarının araştırılması anlamına geliyor.

Türkiye, Avrupa ülkelerine daha az enerji tüketen ev aletlerini pazarlıyor. Yani gerekli teknolojiye sahip. Ancak daha az ve temiz enerji kullanmak, kısa ve uzun vadede o ülke için yararlıyken, enerji politikaları, petrol şirketlerinin, nükleer teknoloji uzmanlarının, doğalgaz üreticilerinin kendi çıkarlarına göre düzenleniyor.

Petrol ve kömür gibi fosil yakıtların çevre ve insan sağlığına zararı var mı?

Petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar yandıktan sonra karbon dioksit açığa çıkarıyor ve atmosferde sera etkisi yaratarak dünya ısısının artmasına neden oluyor. Doğalgaz kokusuz ve renksiz olması nedeniyle, akciğerlerin koruma mekanizmalarından daha kolay geçerek nitrit aside dönüşüyor. Ayrıca dünyadaki fosil yakıtlar önümüzdeki yıllarda tükenecek.

Enerji Bakanı Güler, nükleer santral konusunda diğer ülkelerle yarışa gireceklerini söylüyor. Dünyada nükleer enerji kullanımı ne kadar yaygın?

Nükleer santralde de eski, çöp olarak adlandıracağımız teknolojinin diğer ülkelere pazarlanması söz konusu. Avrupa'da ve dünyada artık nükleer santral yapımı durmuş durumda. Başta Almanya olmak üzere pek çok ülke santralleri kapatmaya çalışıyor.

Türkiye gibi Avrupa Birliği'ne uyumdan söz eden, gelişmeyi hedefleyen bir ülkeyseniz, en az çevreyi kirleten, doğaya en çok uyum sağlayan, az maliyetli teknolojilerin kullanılması gerekiyor. Bu maliyetlere toplumsal maliyetler de dahil. Çevreyi kirleten bir teknolojiyi satın aldığınızda, kanser ilaçlarına da müşteri oluyorsunuz. Hem o çöpü alıyor, hem de pisliğini temizlemenin bedelini üstleniyorsunuz.

Türkiye nükleer santral kurmaya karar verdikten sonra, güvenlik altyapısı, bakım, kontrol gibi konularda sürekli teknoloji almak zorunda kalacak. Pazar değeri olmayan eski teknolojinin bu şekilde satılması, diş doktorunun lokanta açıp, müşterilere taşlı pilav vermesine benziyor. Tabii burada yeni santrallerin kurulması, diğer ülkelerdeki santrallerin kapanmasından dolayı işsiz kalan mühendislere de iş imkanı sağlıyor.

Nükleer enerjinin Çernobil'deki kazayı da düşünürsek tehlikesi çok fazla. Bu nedenle güvenliğinin sağlanması için yapılan harcamalar, santral kurma maliyetlerini katlıyor.

Türkiye enerji ihtiyacını hangi kaynaklarla karşılayabilir?

Türkiye'nin toplam elektrik enerjisi ihtiyacını rüzgardan sağlayacak kadar potansiyeli var. ABD'de bir milyon, Avrupa'da 500 bin çatı, güneş enerjisini kullanıyorsa, Türkiye'de bu sistemden çok daha fazla yararlanma şansı vardır.

Marmara Üniversitesi Enerji Anabilim Dalı öğretim üyeleri ve öğrencileriyle, Türkiye enerji, ekonomi, çevre, entegre karar destek modelini oluşturuyoruz. Önümüzdeki 30 yıl içinde Türkiye'nin hangi enerji sistemlerinin kullanabileceğini araştırıyoruz. Bu modelin, mevcut enerji politikalarından farkı, çevreyi en az kirleten ve maliyeti en düşük olan enerjinin kullanımını öngörmesi.

Yenilenebilir enerjinin kullanımıyla ne nükleer santrale ne de fosil yakıtlara ihtiyaç kalmayacak.

Başbakanlığın, çevre kuruluşlarını nükleer enerjinin temiz ve güvenilir olduğu konusunda halkı bilgilendirmesini istediği şeklinde haberlere rastladım. Meslek odalarının, bilim insanlarının, öğretim üyelerinin yapması gereken, ileride büyük bedellere neden olabilecek nükleer santraller konusunda bir tartışma başlatmak.

Bu santrallerin kurulup da kullanılmaması durumunda gelecek maliyeti de yine hazine yoluyla vatandaşlar karşılayacaktır. Enerji Bakanlığı ve hükümet yetkilileri gibi karar vericiler, bu konu tartışılmadan nükleer santral yapımını başlatırlarsa, sorumluluğu da üzerlerine almış olurlar.

"Bilim insanları temiz ve güvenilir enerjiyi savunmalı"

Eneri Bakanı'nın nükleer santralin deprem bölgesinde yapılmasının sorun yaratmayacağına ilişkin açıklamaları gazetelere yansıdı. Nükleer santrali ve enerji politikalarını tek yönden yansıtan haberler yoluyla da bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor.

Atom Enerjisi Kurumlarının görevi, nükleer enerjiyle ilgili sorunlar ve bu konudaki denetimlerdir, nükleer enerjinin çok güvenli olduğunu söylemek değil. Bilim insanları kendi uzmanlık alanlarında doğruları söylemiyorlarsa toplumu savunmasız bırakırlar. Dünyanın terk ettiği, pahalı, pahalı olduğu kadar çevreye zarar veren enerji kaynakları yerine, insanlar ve ülke için en etkin ve temiz enerjiyi savunulmalıdır. (ÖG/BB

darkangel
09-11-2007, 20:39
ben canavar bı cevrecı degılım!yanlız nukleer enrjının yararlarınıda okudum evet olabılr ama bu ulke bole bıseye hazır degıl!!!!!japonyada evet deprem zamanında bıle nukleer santral calısmasını durdurmamışlar fakat orası japonya oranın mıllı gelıryle senınkı bır mı?hukumetın bırmı?GSMH BIRMI?of o bunlar aslında hep gundemı oyalamak ıcın yapılıo

darkangel
09-11-2007, 20:45
165 bilim insanından nükleer karşıtı bildiri
10.03.2007, 19:04

--------------------------------------------------------------------------------

(ANKA) - Çeşitli üniversitelerden bilim insanları yayınladıkları bildiriyle, nükleer santrale karşı olduklarını belirterek, 'Türkiye'ye nükleer santral yapma kararı bilimsel değil, siyasal bir seçim' olduğunu ileri sürdü.
TBMM'de görüşülen "Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı' nedeniyle, aralarında meslek eğitimi, danışmanlık kurumları ve bilirkişiden oluşan 165 bilim insanı 'nükleer karşıtı' bildiri yayımladı. Bildiride, nükleer santral yapmanın bilimsel değil, siyasal bir seçim olduğu öne sürüldü.
Meslek eğitimi, danışmanlık kurumları ve bilirkişilerin oluşturduğu 165 bilim insanı, nükleer karşıtı bildiri yayınladı.
Bildiride, nükleer santrall konusunun toplumun bütün çıkar gruplarını ilgilendiren teknik bir konu olduğu kaydedildi.
Bildiride, nükleer santralin zararı ve etkileri şöyle sıralandı:
'-Nükleer santral kazaları ve atıkları kaynaklı radyasyon, gözlemlenemez olduğu için etkisi geç anlaşılan ve insanlık ve bilim tarihi bakımından yeni; bu nedenle bilimin ve risk altındaki toplum çoğunluğunun yeterince bilmediği riskler grubunda; denetlenemediği için de korkutucu, dünya çapında felaket yapıcı; sonuçları öldürücü, gelecek kuşaklar için çok tehlikeli; kolayca azaltılamayan ve miktarı giderek artan; gönüllü hizmetin olmadığı ve yürürlükteki yasalara uygun olmayan riskler grubundadır.
-Nükleer santral ve zararlı radyasyon konusunda Türkiye'nin hukuk metinlerinde nükleer suç ve cezası tanımlanmamıştır. Riskin kabulüne ve cezaya temel olacak standartlar, insanda ve canlılarda alınmasına izin verilen doz ve kirletici sınır değerleri ve uyulması gereken kurallar eksiklerle doludur. Örneğin yürürlükteki Çevre Yasası'nda zararlı ışınlar ve radyasyon ile ilgili düzenleyici bir madde yoktur. Türkiye'nin bugün itibarıyla izin verilen yıllık radyasyon dozu A.B.D.'nin 4, Almanya'nın 3.3, İngiltere'nin 2 katıdır. Türkiye Çernobil Kazası'nı bu dozların beş katına izin veren bir mevzuatla yönetmiştir.
-Kamu yaşamında iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmanın yolu olan demokrasi ve siyaset, toplumun bütün katmanlarının yönetime katılması ile yapılır. Çevreyi ve sağlığı etkileyen nükleer santral gibi önemli yatırım kararlarında danışma ve karar verme süreçlerine katılıma dair birey hakları, ülkemizde eksik ve engellerle doludur. Önemli kararların oluşumunda ve uygulanmasında bilgili tartışmayı oluşturan; kamuoyunun ve çeşitli sektör ve toplum katmanlarının uygun, doğru ve zamanındaki bilgilendirmesini sağlayıcı, halk katılımını güçlendiren toplantılar ve işleyiş yolları Türkiye'de göstermeliktir ve veya kurumlaşmamıştır.
-Enerji ve nükleer enerji yalnızca sanayi sektörünün değil; tarım, orman, turizm, sağlık gibi tüm sektörlerin içinde bir yerdedir. Yalnızca nükleer enerji ve sanayi sektörünün katkısı ve katılımıyla alınan kararlar ülke ve enerji sorunlarını çözemez.
-Küresel ısınmanın çözümü nükleer santraller değil; başta ABD, Rusya ve Çin olmak üzere tüm dünya ülkeleriyle birlikte ülkemizde de kömür, petrol ve doğalgaz tüketiminin ciddi olarak azaltılması ve bunun için de önce kamu ve özel sanayi kuruluşlarından başlayarak tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzlarımızda zorunlu değişikliklerdir. Küresel ısınmanın çözümü diye nükleer santral yatırımı yağmurdan kaçarken bataklığa saplanmaktır.
-İstatistik önemli bir bilim ve tekniktir. Ülkemiz, en çok görülen, en çok sakat bırakan ve en çok öldüren hastalıklarının; hastalık nedenlerinin, nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unun yaşadığı köy ve beldelerde gerçekleşen ölümlerinin ve toplam kanserlerinin vb. gerçek sayısını hâlâ bilememektedir. Nükleer teknolojiye göre çok daha basit olan istatistik tekniği olmayan bir ülke, nükleer santrallerinden gelecek çevre ve sağlık risklerini izleyemez, değerlendiremez, yönetemez, iletemez, algılayamaz, denetleyemez ve toplumunu radyasyonunun zararlı etkilerine karşı koruyamaz.
-Meclis'teki söz konusu yasa önerisi ile kendisine nükleer santrallerin ruhsatlandırma ve teknoloji seçimi ile ilgili önemli görevler verilmek istenen; ülkemizin nükleer enerjinin yönetimi ve denetlenmesi ilgili temel kurumu durumunda olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun kuruluş ve çalışma ilkelerini belirleyen 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu, 13 Temmuz 1982 tarihli baskıcı bir dönemin yasasıdır. Kurum, çok sektörlü ve çok bilimli kurullara sahip değildir; bilimsel ve idari özerkliği yoktur; nükleer enerjiden yana tek yanlı, bir yaklaşım sergiler ve siyasal etkilere açıktır. Böyle bir kurumun nükleer enerji yatırımları konusunda ruhsatlandırmaya yetkili tek üst kurum olması, yönetsel ve bilimsel anlamda multidisiplinerliğe aykırı ve ülkemiz açısından sakıncalıdır.
-Ülkemizde çevreyi tehdit etme olasılığı bulunan büyük sanayi yatırım ve kuruluşlarına Umumi Hıfzısıhha Yasası gereği Sağlık Bakanlığı tarafından verilen Gayrı Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatı ve Çevre Yasası gereğince Çevre Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Raporu uygulamaları genel toplumu ve ekosistem içindekileri koruyucu değil; göstermeliktir. ÇED, dinamik bir süreç olup bir rapordan öte bilimsel olarak bir fayda-maliyet bütçesidir. ÇED raporu, herhangi bir faaliyetin çevre kaynaklarına olası risklerini ve tahriplerini tahmin ederek bunları en aza indiren bir önlemler projesi ile ilgili ekosisteme zararsız bir faaliyet olduğunu kanıtlamış olmalı ve ilgili ekosistemin yaşayan canlılarının iznini almalıdır. Yani halkı hiçe saymamalıdır. Oysa ÇED, ticari bir iş olarak özel firmalara yaptırılmaktadır. Ülkemizin uygulanmayan mahkeme kararları ile dolu bozuk çevre koruma sicili bizlerin ve tüm yurttaşların nükleer santraller konusunda son derece ihtiyatlı olmasını gerektirmektedir.
-Nükleer santraller, hiçbir ülkede sigorta şirketlerince sigortalanmaz; çünkü bir nükleer kaza sonucunda oluşacak ve kuşaklar boyu sürecek, Çernobil Felaketi'nde olduğu gibi bir kaç ülkenin çevre felâketi bölgesi ilan edilmesine neden olabilecek insan ve çevre sağlığı kayıplarının maddi ve manevi boyutu, tahmin edilemeyecek ve karşılanamayacak ölçüde büyük olabilir.
-Yüksek teknoloji ürünü olan, her türlü terörist saldırısına karşı korumalı makam arabası içinde bayıldığı sırada şoför ve korumalarının eğitimsizliği ve bilgi hatası nedeniyle hapis kalan Başbakanımızın nasıl balyozla kurtarılmak zorunda kalındığı belleklerdedir. Bu durum, doğduğu ortamdan koparılmış bilginin nasıl yıkıcı eğilimler ve beklenmeyen sonuçlar taşıyabildiğine iyi bir örnektir. Her ülkenin enerji ve doğal kaynak, ekonomik, sosyo-kültürel, hukuksal, bilimsel, eğitilmiş insan gücü ve ahlâki vb. altyapısı farklıdır. Nükleer santrallerin, zaten var olan yüzyıllar boyu radyasyon kaynağı olacak atıklarıyla, barışta ve savaşta, kaza ve düşmanca saldırılara maruz kalma riskleri ile ülkenin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye düşürecek denli yüksek parasal kayıplara neden olabilme riskleri; eksik ve yetersiz alt yapısı nedeniyle ülkemiz için daha fazladır. Bu nedenle başka ülkeler örnek gösterilerek Türkiye'ye nükleer santral kurulmamalıdır.
-Riskin en büyüğü atıkların yönetimi ile ilgilidir. Ne yazık ki, bazılarının yarısının yok olması için 210 bin (teknetyum) ila 15.8 milyon (iyot-129) yıl gereken radyasyonlu atıkları tehlikesiz olarak yöneten bir teknoloji henüz geliştirilememiştir.
-Nükleer santraller, gerek yatırım ve işletme aşamasında; gerekse atıkları ve ekonomik ömür sonu sökümü yüzyıl süren radyasyonla kirlenmiş santral parçaları nedeni ile kirli, yatırımı ve ürettiği enerji maliyeti pahalı olduğu kadar tümüyle dışa bağımlı ve yakıt kaynakları sınırlı teknolojilerdir. Buna karşın ülkemiz doğal, aynı zamanda teknik ve ekonomik potansiyel bakımından hidroelektrik, rüzgar, güneş, biyokütle, biyoyakıt, biyogaz gibi çok daha bol, yeterli, ucuz, yerli, temiz ve yenilenebilir enerjisi kaynaklarına, yerli enerji üretme teknolojilerine ve büyük bir enerji tasarrufu potansiyeline sahiptir.
-Ülkemiz, imzaladığı uluslararası anlaşmalarla, nükleer silah yapmayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle Türkiye'ye nükleer santral yapma gerekçelerinden birisi 'nükleer silah üretmek' olamaz. Üstelik nükleer santral ve nükleer bomba yapma teknolojisini oluşturacak 'doğal bir sanayi süreci' ülkemizde oluşmamıştır.'

HaPPyGirL
10-11-2007, 00:06
cidden aydınlandım
sağolun paylaşım için

Aykut Balaban
10-11-2007, 00:15
Nükleer enerjiyi herseyden temiz göstermenizi anlıyamadım..
Ne çabuk unuttunuz Karadenizde yıllarca tarım yapılmadıgını,çayları içmediginizi..
Ne çabuk Unuttunuz Kazım Koyuncu'yu..
Nükleer enerji yerine güneş ve su enerjisine yönelmek lazım.Güneş senden para istemez,Su beni kullanıyorsun para ver demez..Ülkene enerji veriyorum diye ülkeni kirletmez,risk taşımaz.Güneş hergün dogar,yurdumuzun yuksek yerlerınde her zaman ruzgar vardır.Bunların kesınlıgı var.
Evet biraz daha pahalı ama inanın kı deger.Nükleer enerji bir risk ve çevreye zarar veren bir enerji şeklidir..
Tersini iddaa edicek bir insan varsa buyursun çıksın karşıma.
Türkiye var olan akarsularının üstüne 400 tane daha baraj yapabılır.
Böyle bir imkan var ise Nükleer enerji yapmak saçmadır.