PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : kentleşme ve konut politikası final



NERGİZ1234
21-01-2013, 14:57
ŞUBAT GÜZ DÖNEMİ KENTLEŞME VE KONUT POLİTİKALARI

5.ÜNİTE

TÜRKİYE’DE BÜYÜKŞEHİR YÖNETİMİ

Büyükşehir Yönetimin Tarihi Gelişimi


İstanbul’da 1855 yılında kurulan ilk belediye örgütünden sonra Galata ve Beyoğlu semtlerinde yaşayanlara kamu hizmeti götürmek amacıyla bir tür ilçe belediyesi kurulmuştur. “Şehremaneti” ne bağlı olarak kurulan bu “Altıncı Daire-i Belediye’nin” kendisine ait personeli ve özel gelir kaynakları vardı. Beledi¬ye başkanı ile belediye meclis üyeleri “Daire-i Belediye Meclisi” atama yoluyla iş¬başına gelirlerdi.

Metropolitan alan yönetimine örnek sayılabilecek bu ilk uygulama, 1869 tari¬hinde çıkartılan “Dersaadet İdare-i Belediye Nizamnamesi” ile geliştirilmiştir. Geti¬rilen yeni uygulama ile İstanbul iki kademeli yapıya sahip bir yönetim şeklinde örgütlendirilmiştir. Alt kademe çeşitli ilçe belediyelerinden, üst kademe ise anakent meclisi, Şehremaneti meclisi ve Şehremini’nden oluşmaktaydı. Bu mahalli örgüt¬lenme, 1876-77 tarihli Dersaadet Belediye Kanunu ile İstanbul’da yirmi belediye dairesinin kurulması şeklinde bir gelişme göstermiştir. 1912 yılında ise, ilçe beledi¬yeleri kaldırılmış ve yerlerine dokuz adet belediye şube müdürlüğü kurulmuştur. Bu yapı 1930 tarihinde yürürlüğe giren 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun çıkartıl-masına kadar devam etmiştir.

NOT : Osmanlı İmparatorluğunda ilk Büyükşehir uygulaması İSTANBUL’da olmuştur.

KALKINMA PLANLARINDA BÜYÜKŞEHİRLE İLGİLİ GÖRÜŞLER

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Konunun İncelenmesi

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, metropolitan alanlarla ilgili görüşler “Büyük kent bölgeleri” başlığı altında yer almıştır. Burada beliren görüş, metropolitan alanların, ekonomik faaliyetlerin ve nüfusun yoğun olduğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve fiziksel sorunların bölge planlamasının “bir baş¬ka yönü” olduğu şeklindedir. Ortaya çıkan sorunların başlıca çözüm şekli olarak, metropolitan alanlar çevresinde “yeni çekim ve büyüme merkezleri” kurmak suretiyle, nüfus yoğunluğu ve ekonomik faaliyetleri dengeli bir şekilde dağıtmak önerilmektedir.
Birinci Marmara Beş Yıllık Kalkınma Planında, metropolitan alan planlamasıyla ilgili ol¬duğu kabul edilen bölgesel planlama projesi, Doğu Bölgesiyle ilgilidir.

Doğu Marmara Bölgesi Projesi

Bu Proje, İstanbul büyükşehir bölgesinin (metropolitan alanının) ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm yolu bulmak, yeni gelişme merkezleri belirleyerek aşırı kentleşme ve merkezleşmenin yükünü azaltmak amacını taşır.

Metropolitan alan olarak, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Doğu Marmara Bölgesi adı altında İstanbul ve çevresi ele alınmıştır.

1964 yılı programındaki Orta Anadolu Bölge Projesi, Ankara ve Çevresinin met¬ropolitan alan olarak sorunlarına çözüm getirmeye çalışmıştır. 1967 yılı programı ise, Ege bölgesi Kalkınma Projesi adı altına, İzmir metropolitan alanıyla ilgili öne¬riler getirmiştir.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Konunun İncelenmesi

Genel anlamda kentleşme ve beraberinde getirdiği sorunlar ilk defa Beş Yıllık Kal¬kınma Planında ayrıntılı ve tek bir başlık altında incelenmiştir. “Bölgesel gelişme, Kentleşme ve Yerleşme” bölümünde yer alan ve kentleşme ile ilgili görüş ve öne¬riler şunlardır:

• Kentleşme desteklenecek ve kentleşmeden ekonomiyi itici bir güç ve bir ge¬lişme aracı olarak yararlanılacak

• Büyük kentler, büyüklükleri ölçüsünde kentleşmenin ekonomik ve sosyal gelişme katkısını arttıran bir güç kazanmaktadırlar. Büyük kentlerde ortaya çıkan ortam, daha küçük kentlere dağılmış bulunan daha büyük nüfusun yaratamadığı özellikler taşımakta ve bu özellikler ekonomik ve sosyal geliş¬meyi hızlandıran bir nitelikte olmaktadır.

Bu anlayışla büyük kentlerin büyümesi önlenmeye çalışılmayacak, gelişmeleri desteklenecektir”.

• Sorumluluk ve örgütlenme yönünden farklı büyüklükteki kentler arasındaki ayrılıklar düşünülmemiştir. Milyonluk bir kent belediyesiyle birkaç bin kişi¬lik bir belediye aynı görevlerle yüklü olmakta ve aynı şekilde örgütlenmektedir”.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Metropolitan alanlarla ilgili olarak yer alan görüş ve teklifler daha çok, kentleşmenin, kalkınmayı etkilediği düşünülerek des¬tekleneceği ve büyükşehir belediyelerinin örgütlenmelerin değişik olması gerekti¬ği noktalarında toplanmaktadır.

1968 -1972 yılları arasında çıkartılan bütün Yıllık Programlarda “Bölgesel Geliş¬me, Kentleşme ve Şehirleşmeyle” ilgili bölüm bulunmaktadır. Ancak 1969 yılı Prog¬ramı, Metropolitan alanın düzenlenmesi ile ilgili somut görüş ve öneriler getirmiştir. Bu görüş ve öneriler aynen şöyledir:

“Görülebilen zaman perspektifi içinde, Türkiye’de büyükşehir niteliğindeki merkezlerin sayısı 7 ila 8 e yükseleceği ortaya çıkmaktadır. Kentçilikle ilgili gelişmenin üst noktalarını teşkil ederek, yurt ölçüsünde dengeli bir yerleş¬me ve gelişmeye imkan hazırlanacak olan bu büyük kentlerin geliştirilmesi yanında, bir alt kent kademesini meydana getirecek olan diğer bölge geliş¬me merkezlerinin de belirlenmesi program dönemi içerisinde tamamlana¬cak ve bu merkezler büyükşehirlerle birlikte ekonomik ve sosyal gelişmeyi yaratıp bölgelerine yayacak noktalar olarak desteklenecektir”.
• “Büyük kentlerin hem kendilerine, hem de çevrelerine ve ulusal ekonomi¬ye beklenen katkıyı yapabilmeleri için gerekli sistemi ortaya koyacak bilim¬sel çalışmayı gerçekleştirecek bir organizasyona gerek vardır”.
• “Metropolitan alanlar içerisinde çok sayıda belediye ve uygulayıcı kuruluş bulunması, planlama kararlarının uygulamaya dönüşümünde güçlükler do¬ğurmaktadır. Bu yüzden koordinasyon ve davranış bütünlüğünün sağlan¬ması metropolitan idarelerin kurulmasına bağlı olacaktır”.
Metropolitan alan konusunda 1970 yılı programında yer alan hususlar ise şun¬lardan ibarettir:
• “Türkiye’de dünyaca kabul edilen tarife uygun tek metropolis İstanbul’dur. İstanbul Metropolitan planlaması için kullanılacak araçlar arasında Boğaz Köprüsü de yer alacaktır”.
• İmar ve İskan Bakanlığı tarafından İstanbul, Ankara ve İzmir çalışmalarının yanında Samsun ve Elazığ illeri için de metropolitan planlama çalışmaları başlayacaktır”.
• Metropolitan planlama çalışmaları ile ilgili mahalli kuruluşlar Devlet Planla¬ma Teşkilatının ilgili bölüm ve şubeleri ve İmar ve İskan Bakanlığının ilgili daireleri ile koordinasyon halinde bulunacaklardır”.
1971 yılı programında, metropolitan alanlarla ilgili olarak önceki programlarda öngörülen görüş ve öneriler tekrar edilmiştir. Bu arada daha önce öngörülen ön¬lemlerin, uygulamaların ve önerilerin gerçekleştirilemediği de belirtilmiştir.

1972 yılı programındaki metropolitan alanlar konusunda getirilen görüş ve öneriler, Üçüncü Beş Yıllık Kal¬kınma Planına geçiş özelliğini taşımaktadır. Yine aynı program, metropolitan alan¬larda gerçekleştirilmesi düşünülen projeler arasında koordinasyon sağlamak için “Demet Proje” yaklaşımı getirmektedir.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında Konunun İncelenmesi

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı Hedefleri ve Stratejisinde “Kademeli ve Fonksi¬yonel Kentleşme” ilkesi benimsenmiştir. Kademeli kentleşmeyle, çeşitli büyüklük¬teki kent grupları arasında karşılıklı ekonomik ilişki ve koordinasyon sağlanması amaçlanmıştır. Fonksiyonel kentleşme ise, kentleşen nüfusa yeni iş imkanları bu¬lunabildiği ölçüde kentleşmedir.
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında metropolitan alanlarla ilgili olarak yer alan görüş ve öneriler şunlardır:
• Özellikle büyük kent alanlarına ve 100.000 - 500.000 nüfus grubundaki kentlere yapılacak yatırımlar; fonksiyon, zaman ve mekan tutarlılığını sağla¬mak üzere birbirini tamamlayıcı ve destekleyici demet projeler halinde ha¬zırlanacaktır”.
• “Büyükşehir alanları için ekonomik yönü ağır basan metropolitan planlama teknikleri kullanılırken; daha küçük kentlerde fiziksel yönü ağır basan imar planları yoluyla alan düzenlemesi yapılacaktır”.

• “Büyükşehir alanlarından etkin bir yönetim sağlamak üzere mevcut mahalli yönetim sistemini yeniden düzenleyen mevzuat çalışmaları tamamlanacaktır”.

1974 yılı programı, îmar ve Iskan Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olan An¬kara, İstanbul ve İzmir metropolitan alanlarının nazım plan çalışmalarının yürütül¬düğünden bahsetmektedir. Ayrıca, Metropolitan İdare Kanun Tasarısıyla, İstanbul, Ankara ve İzmir metropolitan alan belediyelerinin gelirlerinin arttırılması için, Be¬lediye Gelirleri Kanunu Tasarısı içerisinde gerekli düzenlemelerin İmar ve İskan Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtilmiştir.

1975 yılı programı, Ankara, İstanbul ve İzmir metropolitan alanlarına ek olarak, 1985 yılına kadar Adana, İçel, Hatay, Samsun ve Zonguldak yörelerinin de metro¬politan alan özelliğini kazanacağını öngörmüştür. Programa göre bu gelişme bü¬yük ölçüde yöredeki sanayileşmeden kaynaklanmaktadır.

1977 yılı programında sadece Metropolitan Hizmet Birliği Kanun Tasarısının program döneminde Bakanlar Kuruluna sunulduğu belirtilmektedir.
1979 yılı programı, metropolitan alanların oluşumlarını sürdürdüklerini belirt¬mekte ve buralardaki sanayi bölgelerinin, konut alanlarının ve kent alt yapılarının genel bir planlama çerçevesinde yapılmasını önermektedir.

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında Konunun İncelenmesi
Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında, metropolitan alan olabilecek 500,000 den çok nüfuslu kentler grubunun, en yüksek gelişme gösteren kentler olduğu belirtil¬mektedir,


Planda metropolitan alanlarla ilgili olarak yer alan bir başka görüş de aynen şöyledir: “Metropolitan planlama ve örgüt alanı içerisindeki altyapı hizmetleri ara¬sındaki koordinasyon kurulacak metropolitan yönetim örgütlerinin fonksiyonu olacaktır” Metropolitan alanları ilgilendiren bir başka görüş de “Büyükşehir beledi¬ye yönetiminin kurulması gerçekleştirilecek, belediyelerin ekonomik etkinliklere daha aktif biçimde katılması ve ekonomik araçları kullanma imkânına kavuşturul¬masıyla da belediye gelirlerinin artması sağlanacaktır”,

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı, temel politikalar arasında metropolitan alanlarla ilgili olarak:
“....metropollerin ülkenin dengeli kalkınmasında ekonomik ve sosyal etkileri¬ni artırarak sürdürecekleri ve bu etkilerini çevrelerinin ekonomik ve toplumsal gelişmelerinde de yaygınlaştıracaklarının göz önünde tutulacağı; Projelerin kuru¬luş yeri seçiminde, özellikle metropollerde, nazım planlara uyulacağı” görüşleri yer almıştır.

Beşinci ve Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planlarında Konunun İncelenmesi
“Gelişmiş bölgelerde yer alan metropolitan merkezlerdeki fazla yığılmayı önle¬mek amacı, belirlenecek yerinden yönetim politikalarına uyumlu olarak hizmet ve donatım fonksiyonlarının geliştirilmesi sağlanacaktır.”

“Kentleşmenin mekan da dengeli dağılımını sağlamak amacıyla ekonomik po¬tansiyele sahip orta büyüklükteki kentlere ekonomik faaliyetlerin yönetilmesi des¬teklenecek, bunun temini için; mali ve fiziki teşvik tedbirleri nüfusu 50.000-500.000 arasında bulunan kentlere yöneltilerek buraların ekonomik faaliyetler açısından canlandırılmaları sağlanacaktır. Büyükşehirlerde ise, caydırıcı önlemler yoluyla ekonomik faaliyetlerin mümkün olduğu kadar küçük illere yayılmaları temin edi¬lecektir.”

Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planında metropolitan alanlarla ilgili olarak şu ilke ve politikalar geliştirilmiştir.

“Büyükşehirlerin, metropollerin ve metropolleşen yörelerin nüfuslarının artaca¬ğı, ekonomik ve sosyal etkilerinin genişleyeceği dikkate alınacaktır. Bu yerlerde, fiziki plan, arsa, altyapı, ulaşım, istihdam, konut, eğitim, sağlık gibi alanlarda ağır¬laşacağı anlaşılan sorunların hafifletilmesine çalışılacaktır.”

“Yerleşmelerin kademelenmesinde dengeye ulaşmak ve metropolitan alanlara yönelen nüfus ve sanayi yoğunluğunu azaltmak, bölgelerarası ve bölge içi göçleri yönlendirerek kontrol etmek üzere; metropol alt kentleri, orta büyüklükteki mer¬kezleri, az gelişmiş bölgelerin merkezi niteliğindeki kentleri ve merkezi nitelikteki kırsal yerleşme birimlerini belirleyip gelişmeleri desteklenecek ve bunun için ge¬rekli araçlar oluşturulacaktır. Metropolitan alan planlamasını gerçekleştirmek ama¬cı ile metropolitan alan idarelerinin oluşturulması sağlanacak, bu alanların sosyal ve teknik altyapı hizmetlerindeki eksikliklerin giderilmesine çalışılacaktır.”


Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı

1996-2000 Yıllarını kapsar.

• Metropollerin ve çevre illerin sorunların çözmek ve sosyo-ekonomik orta vadeli gelişme desenini belirlemek için gerektiğinde bölgesel gelişme plan¬ları yapılacaktır. Bu çerçevede, geliştirilecek ticaret, sanayi ve konut politi¬kaları ile çevre ve mekan kaliteleri korunacak ve kentsel büyüme denetim altına alınacaktır. Bu amaçla, metropollerde ve komşu illerde imar planları¬nın entegre bir şekilde hazırlanması sağlanacağı karar altına alınmıştır.
Buna bağlı olarak mevcut yönetim sistemi, dinamik bölge yapısı içerisinde metropollerdeki gereksinmelerini karşılayamadığından, kamu yönetiminde ye¬ni düzenlenmelere gidilecek, yerel yönetimlerin verimliliğinin artırılması sağla¬nacaktır. Bu çerçevede il özel idarelerine daha fazla etkinlik sağlanacaktır.


• İstanbul’un erişmiş olduğu mekânsal büyüklük, kentiçi güvenliğine ilişkin hizmetlerin diğer illerden farklı bir biçimde yürütülmesini gerektirdiğinden, güvenlik bakımından teşkilatlanmanın yeniden yapılanması sağlanacaktır.
• Metropollerde yapılacak yatırım ve hizmetlerin finansmanında mahalli kay¬nakların payı artırılacaktır.

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı


• Merkezi idare ile mahalli idareler, üniter yapı içinde idarenin bütünlüğü il¬kesine uygun olarak, iş bölümü ve koordinasyona dayalı yapıya kavuşturu¬lacak; merkezi ve mahalli idareler arasında görev, yetki sorumluluk ve kay¬nak paylaşımı ile mahalli idarelerin teşkilat, mali ve personel yapısı yeniden düzenlenecektir.
• Mahalli idarelerin düzenli gelir kaynaklarına sahip olması gerekli yasal dü¬zenlemeler yapılacaktır.
• Belediye ve Büyükşehir Belediyesi modeli yeniden düzenlenecektir.



GÜNÜMÜZDE BÜYÜKŞEHİRİN YÖNETİM YAPISI

“Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yö¬netim biçimleri getirebilir.”
1982 Anayasasında yer alan bu hüküm doğrultusunda ilk düzenleme “Büyük¬şehirler Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile yapılmıştır. Daha sonra bu Kararname, 1984 yılında yayınlanan 3030 sayılı “Büyükşehirlerin Yöneti¬mi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunla” değiştirilmiştir. Ayrıca 3030 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin yönet¬melikte, Aralık 1984 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3030 sayılı kanun 10.07.2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanu¬nu tarafından yürürlükten kaldırılmıştır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanuna göre Büyükşehir Belediyelerinin Or¬ganları şunlardır:

Büyükşehir Belediye Meclisi
Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili ka¬nunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur.
Büyükşehir belediye başkanı büyükşehir belediye meclisinin başkanı olup, bü¬yükşehir içindeki diğer belediyelerin başkanları, büyükşehir belediye meclisinin doğal üyesidir.
Büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri ile bunların çalışma usul ve esaslarına ilişkin diğer hususlarda Belediye Kanunu hükümleri uygulanır.
Büyükşehir belediye meclisi, her ayın ikinci haftası önceden meclis tarafından belirlenen günde mutat toplantı yerinde toplanır. Kasım ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır. Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok yirmi, diğer top¬lantıların süresi en çok beş gündür.
Mutat ( Alışılmış,bilindik) toplantı yeri dışında toplanılmasının zorunlu olduğu durumda üyelere önceden bilgi vermek kaydıyla belediye hudutları dahilinde meclis başkanının be¬lirlediği yerde toplantı yapılır. Ayrıca, toplantının yeri ve zamanı mutat usullerle belde halkına duyurulur.
Büyükşehir belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü belediye meclisi kararla¬rını, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere belediye meclisine iade edebilir. Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden gö¬rüşülmesi istenip de büyükşehir belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunlu¬ğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.
Büyükşehir belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir. Kararlar, kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülkî idare amirine gönderilir. Mülkî idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.
Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargı mercilerine başvurabilir.
İlçe ve ilk kademe belediye meclislerinin bütçe ve imarla ilgili olanlar dışında¬ki kararları dayanak belgeleriyle birlikte büyükşehir belediye başkanına gönderi¬lir. Büyükşehir belediye başkanı, yedi gün içinde, gerekçesini de belirterek huku¬ka aykırı gördüğü kararların yeniden görüşülmesini isteyebilir. İlgili meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile kararında ısrar ederse karar kesinleşir. Kesinleşen kararlar yedi gün içinde büyükşehir belediyesine gönderilir. Belediye başkanı, ke¬sinleşen kararın iptali için on gün içinde idarî yargı merciine başvurabilir.
Büyükşehir kapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri tarafından alı¬nan imara ilişkin kararlar, kararın gelişinden itibaren üç ay içinde büyükşehir be¬lediye meclisi tarafından nazım imar plânına uygunluğu yönünden incelenerek ay¬nen veya değiştirilerek kabul edildikten sonra büyükşehir belediye başkanına gön¬derilir.
Yeni Büyükşehir Belediye Kanunu İhtisas Komisyonlarının kurulmasını kararlaş¬tırmıştır. Büyükşehir belediye meclisi, her dönem başı toplantısında, üyeleri arasın¬dan seçilecek en az beş, en çok dokuz kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir.
İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin büyükşe¬hir belediye meclisindeki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması sure¬tiyle oluşur. İmar ve bayındırlık komisyonu, çevre ve sağlık komisyonu, plân ve bütçe komisyonu, eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu ile ulaşım komisyo¬nunun kurulması zorunludur.
Meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on işgünü, diğer komis¬yonlar ise beş iş günü toplanarak kendisine havale edilen işleri sonuçlandırır. Ko¬misyon bu sürenin sonunda raporunu meclise sunmadığı takdirde, konu meclis başkanlığı tarafından doğrudan meclis gündemine alınır.
Komisyon çalışmalarında uzman kişilerden yararlanılabilir. Gündemdeki konu¬larla ilgili olmak üzere; kurum temsilcileri, kamu kurumu niteliğindeki meslek ku¬ruluşları, üniversitelerin ilgili bölümlerinin, sendikalar (oda üst kuruluşu bulunan yerlerde üst kuruluşun, sendika konfederasyonunun bulunduğu yerde konfederas¬yonun) ve uzmanlaşmış sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile davet edilen uz¬man kişiler, oy hakkı olmaksızın ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve gö¬rüş bildirebilir.
İhtisas komisyonlarının görev alanına giren işler bu komisyonlarda görüşüldük¬ten sonra büyükşehir belediye meclisinde karara bağlanır.
Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere bü¬yükşehir belediye meclisi tarafından belirlenecek maliyet bedeli karşılığında verilir.

Büyükşehir Belediye Encümeni
Büyükşehir belediye encümeni, belediye başkanının başkanlığında, belediye mec¬lisinin her yılın ilk olağan toplantısında kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oy¬la seçeceği beş üye ile biri genel sekreter, biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşur. Belediye başkanının katılamadığı toplantılarda, encümen toplantılarına ge¬nel sekreter başkanlık eder.

Büyükşehir Belediye Başkanı
Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliği¬nin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırları içindeki seçmenler tarafından doğru¬dan seçilir.
Büyükşehir belediye başkan vekili, Belediye Kanunundaki usullere göre belir¬lenir. Ancak, büyükşehir kapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye başkanları bü¬yükşehir belediye başkan vekili olamaz.
Büyükşehir ve büyükşehir kapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye başkanla- rı görevlerinin devamı süresince siyasi partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor klüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.
Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:
• Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare et¬mek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.
• Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin ku¬rumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi hazırla¬mak ve uygulamak, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans öl¬çütlerini belirlemek, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak.
• Büyükşehir belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek, bu organların kararlarını uygulamak.
• Bu Kanunla büyükşehir belediyesine verilen görev ve hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli önlemleri almak.
• Büyükşehir belediyesinin ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin etkin ve ve¬rimli yönetilmesini sağlamak, büyükşehir belediyesi ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin bütçe tasarılarını, bütçe üzerindeki değişiklik önerilerini ve bütçe kesin hesap cetvellerini hazırlamak.
• Büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek, alacak ve gelirleri¬nin tahsilini sağlamak.
• Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına söz¬leşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bu¬lunmak.
• Mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla ve resmî mercilerde büyükşehir belediyesini temsil etmek, belediye ve bağlı kuruluş avukatlarına veya özel avukatlara temsil ettirmek.
• Belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek.
• Gerektiğinde bizzat nikâh kıymak.
• Diğer kanunların belediye başkanlarına verdiği görev ve yetkilerden büyük¬şehir belediyesi görevlerine ilişkin olan hizmetleri yerine getirmek ve yetki¬leri kullanmak.
• Gerektiğinde görev ve yetkilerinden bir veya birkaçını ilçe veya ilk kademe belediye başkanına devretmek.
• Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, özürlülerle il¬gili faaliyetlere destek olmak üzere özürlü merkezleri oluşturmak.
Büyükşehir belediyelerinin 7. maddeye göre ilçe ve alt kademe belediyelerine görevlerini devretmeleri için büyükşehir belediye başkanınm uygun görüşü aranır.
Belediye Kanunundaki hükümler saklı kalmak kaydıyla büyükşehir belediye meclisinin feshine neden olan eylem ve işlemlere katılan büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediye başkanlarmın görevlerine Danıştay kararıyla son verilir.

Büyükşehir Belediyesi Örgütü
Büyükşehir belediyesi teşkilâtı; norm kadro esaslarına uygun olarak genel sekre¬terlik, daire başkanlıkları ve müdürlüklerden oluşur.
Büyükşehir belediyesinde başkan yardımcısı bulunmaz. Hizmetlerin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için, genel sekretere yardımcı olmak üzere, nü¬fusu üçmilyonun üzerindeki büyükşehir belediyelerinde en fazla beş, diğerlerinde en fazla üç genel sekreter yardımcısı atanabilir.
Büyükşehir belediyesinde hizmetlerin yürütülmesi belediye başkanı adına onun direktifi ve sorumluluğu altında mevzuat hükümlerine, belediyenin amaç ve poli¬tikalarına, stratejik plânına ve yıllık programlarına uygun olarak genel sekreter ve yardımcıları tarafından sağlanır.
Büyükşehir Belediyesinin Mali Yapısı
Büyükşehir belediyesinin gelirleri şunlardır:
• Genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ilçe ve ilk kademe belediyelerine verilen paylardan Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek oranlar içinde ayrılarak İller Bankası tarafından gönderilecek pay.
• Büyükşehir belediye sınırları içinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilât toplamı üzerinden Maliye Bakanlığı tarafından hesaplanıp, ertesi ayın sonuna kadar ilgili büyükşehir belediyesine yatırılacak % 5 pay.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan oran ve esaslara göre büyükşehir belediyesince tahsil olunacak at yarışları dahil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisinin % 20’si müşterek bahislere konu olan ya¬rışların yapıldığı yerin belediyesine, % 30’u nüfuslarına göre dağıtılmak üze¬re diğer ilçe ve ilk kademe belediyelerine ayrıldıktan sonra kalan % 50’si.
• Büyükşehir belediyesine bırakılan sosyal ve kültürel tesisler, spor, eğlence ve dinlenme yerleri ile yeşil sahalar içinde tahsil edilecek her türlü belediye vergi, resim ve harçları.
• 7. maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri.
• 7. maddenin (f) bendine göre tespit edilen park yerlerinin işletilmesinden
elde edilen gelirin ilçe ve ilk kademe belediyelerine, nüfuslarına göre dağı¬tılacak %50’sinden sonra kalacak %50’si.
• Hizmetlerin büyükşehir belediyesi tarafından yapılması şartıyla 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda belirtilen oran ve esaslara göre alınacak yol, su ve kanalizasyon harcamalarına katılma payları.
• Kira, faiz ve ceza gelirleri.
• Kamu idare ve müesseselerinin yardımları.
• Bağlı kuruluşların kesin hesaplarındaki gelirleri ile giderleri arasında oluşan fazlalık sonucu aktarılacak gelirler.
• Büyükşehir belediyesi iktisadî teşebbüslerinin safi hasılâtından büyükşehir belediye meclisi tarafından belirlenecek oranda alınan hisseler.
• Büyükşehir belediyesinin taşınır ve taşınmaz mal gelirleri.
• Yapılacak hizmetler karşılığı alınacak ücretler.
• Şartlı ve şartsız bağışlar.
• Diğer gelirler.

Bakanlar Kurulu, birinci fıkranın (b) bendindeki % 5 pay oranını iki katına ka¬dar artırmaya veya kanunî haddine indirmeye yetkilidir. Bu payın %75’i bu tutar¬dan düşülerek doğrudan ilgili belediye hesabına, kalan %25’i ise büyükşehir bele¬diyelerine nüfuslarına göre dağıtılır. Hesaplama ve dağıtım işlemleri Maliye Bakan¬lığınca yapılır.

Büyükşehir belediyesinin giderleri de, kendisine kanunlarla verilen hizmet ve görevlerin gerektirdiği harcamalar; mallarının vergi resim, harç ve sigorta giderle¬ridir. Büyükşehir belediyesiyle, ilçe belediyeleri bütçelerini hazırlarken ve uygular¬ken, 1580 sayılı Belediye Kanununu dikkate almak zorundadırlar. Büyükşehir be¬lediyesi bütçesi vali tarafından onaylanır. İlçe belediyelerinin bütçeleri ise, Büyük¬şehir belediye meclisi tarafından kabul edildikten sonra valinin onayına sunulur.

Vali, büyükşehir ve ilçe belediye bütçelerini onaylarken:
Bütçe metnindeki, mevzuata aykırı madde ve ibareleri çıkarmaya ve değiştirmeye; Belediyelerin tahsile yetkili olmadığı gelirleri çıkarmağa veya kanuni yetki üze¬rindeki gelir ve tahminlerini normal ve kanuni orana indirmeye;
Yapılması görev olmayan hizmetler için konulmuş ödenekleri çıkarmaya; Bütçeye konulması kanunen zorunlu iken konulmamış ödenekleri ve kesinleş¬miş yönetim borçlarını eklemeye;
Yıllık yatırım programlarının gerçekleştirilmesi için gerekli ödenekleri ekleme¬ye; yetkilidir.
Büyükşehir belediye meclisi, ilçe belediyelerinin bütçesini kabul ederken vali¬nin sahip olduğu yukarıda belirtilen yetkilere benzer “düzeltme”, “ekleme” ve “çı¬karma” yetkilerine sahiptir.
Vali tarafından yapılacak değişikliklere karşı, belediye başkanının yirmi gün içerisinde idari yargı mercilerinde itiraz hakkı vardır. İdari yargı mercileri itirazı 30 gün içerisinde karara bağlamak zorundadır.

Büyükşehir Belediye Bütçesi
• Büyükşehir belediye bütçesi ile ilçe ve ilk kademe belediyelerinden gelen bütçeler büyükşehir belediye meclisine sunulur ve büyükşehir belediye meclisince yatırım ve hizmetler arasında bütünlük sağlayacak biçimde ay¬nen veya değiştirilerek kabul edilir.
• Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediye bütçeleri, büyükşehir belediye meclisinde aynı toplantı döneminde ve birlikte görüşülerek karara bağlanır ve tek bütçe hâlinde bastırılır.
• Büyükşehir belediye meclisi, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin bütçelerini kabul ederken;
a. Bütçe metnindeki kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı madde ve iba¬releri çıkarmaya veya değiştirmeye,
b. Belediyenin tahsile yetkili olmadığı gelirleri çıkarmaya, kanunî sınırlar üzerinde veya altında belirlenmiş olan vergi ve harçların oran ve miktar¬larını kanunda öngörülen sınırlarına çekmeye,
c. Kesinleşmiş belediye borçları için bütçeye konulması gerekip de konul¬mamış ödeneği eklemeye,
d. Ortak yatırım programına alınan yatırımlar için gerekli ödeneği eklemeye, Yetkilidir.
• Büyükşehir belediye meclisince ilçe ve ilk kademe belediye bütçelerinde yapılan değişikliklere karşı on gün içinde Danıştaya itiraz edilebilir. Danış¬tay, itirazı otuz gün içinde karara bağlar.
• Bütçenin hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin diğer hususlarda Belediye Kanunu hükümleri uygulanır.


ŞUBAT GÜZ DÖNEMİ KENTLEŞME VE KONUT POLİTAKALARI 7.ÜNİTE

GECEKONDU

Sözlük anlamı “izinsiz olarak hemen bir gecede yapılıveren yapı” şeklinde olan gece¬kondu, diğer taraftan hukuki ve sosyolojik yönlerden de tanımlanmaya çalışılmıştır, Hukukî açıdan gecekondunun tarifini 775 sayılı Gecekondu Kanunu yapmıştır, Buna göre gecekondu: îmar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hü¬kümlere bağlı kalmaksızın kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde sahi-binin rızası alınmaksızın izinsiz yapılardır (md.2),
Kanundaki bu tanımını unsurlarına ayıracak olursak şu nitelikleri taşıyan bina¬lar gecekondu kabul edilecektir,
• Bina; imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın yapılmış olacaktır,
• Bina; mülkiyeti kendisine ait olmayan arazi ve arsalar üzerinde yapılmış ola¬caktır,
Bina; mülkiyeti başkasına ait olan arazi ve arsalar üzerinde sahibinin rızası alınmadan ve izinsiz yapılmış olacaktır,

GECEKONDULARIN DOĞUŞ SEBEPLERİ

Türkiye’ de gecekonduların ortaya çıkışı 1945 yıllarına kadar uzanır. Genellikle gecekondular kentlerin,tarım dışı üretimin yapıldığı ve buralarda çalışan vasıflı işgücünün barındığı yerlerdir.
Kentlerdeki imar planına uygun inşa edilen ko¬nutların maliyetinin yüksek oluşu da gecekondu yapımını hızlandırmıştır, Gecekonduların yapı¬mında ücret ödemelerinin çok az olması, inşaat¬ta düşük kalite malzeme kullanılması ve inşaat yapılan arsaya hiç para ödenmemesi veya çok az para ödenmesi ve genel olarak inşaatın planının projesine para ödenmemesi maliyetinin düşük olmasına neden olmaktadır.


GECEKONDULARLA İLGİLİ ALINACAK ÖNLEMLER

Genel Olarak Önlemler
Gecekondularla ilgili sorunların uzun veya kısa süreli önlemlerle çözülmesi “gece¬kondu politikasını” meydana getirir, Gecekondularla ilgili sorunlar ekonomik, sos¬yal, kentbilim ve kültürle ilgili sorunlardır,

• Ekonomik sorunlar; gecekonduda yaşayanların çalışma ve iş edinmeleriyle ilgi¬li sorunlardır,
• Sosyal sorunlar; gecekonduda yaşayanların kent toplumuna uyum sağlayabil¬mek için sosyal değerlerde meydana gelen değişmelere uyma zorunluluğunun or¬taya çıkardığı sorunlardır,
• Kentçilik sorunları ise; daha çok gecekondunun yapıldığı arazinin mülkiyeti, plansız gelişim, çarpık yapılaşma ve kamu hizmetlerinden yararlanma durumuyla ilgili sorunlardır,
• Kültür sorunları ise; şehir dışı yerleşme alanlarındaki kente göç eden ve gece¬konduya yerleşen kimselerin kent kültürüne uyum sağlama çabalarından doğan sorunlardır, Kendi kendine yeten kapalı tarım çevrelerinden gelenlerin getirdiği kültür Gecekondularla değerleri, kent kültürü içerisinde, yoğrularak yeni bir kültür çeşidi şeklinde karşımıza çıkmaktadır, Lümpen kültür adı verilen bu kültür çeşidi adeta hem kır kültürünü ve hem de kent kültürünü reddederek “kimliksiz” bir kültür olarak orta¬ya çıkmaktadır, Daha çok gecekondularda kendisini hissettiren bu kültür sorunla¬rı da yine gecekondu politikası vasıtasıyla çözüme kavuşacaktır,

Gecekondu Kanunu, kentbilim açısından gecekondu sorunlarının çözümü¬nün üç şekilde olabileceğini kabul eder,
• İmar ve ıslah önlemleri: Alınacak önlemlerle yaşama şartları açısından dü¬zeltilebilecek gecekondular bu grubu oluşturur, Kanuna göre:
“ Islaha muhtaç gecekondu bölgelerinin seçimi, haritaların hazırlanması imar ve ıslah planlarının düzenlenmesi îmar ve Iskan Bakanlığı’nın denetimi altın¬da ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır” (md, 19), Kanun, ıslaha muhtaç gecekondu bölgeleri ve sınırlarının belediyeler tarafından bu kanunun yürür-lüğe girmesinden 6 ay sonra belirleneceğini de kabul etmiştir (md, 16 ),
• Tasfiye önlemleri: Alınacak önlemlerle yaşama şartları açısından düzeltil¬mesi mümkün olmayan gecekondular veya bölgeleri için düşünülen önlem¬lerdir, Tasfiye önlemlerinin uygulanacağı bölgelerin seçimini de ıslah ön¬lemlerinde olduğu gibi, Bayındırlık ve Iskan Bakanlığı’nın denetimi altında Belediyeler yapacaktır,
• Caydırıcı önlemler: Bu önlemler, daha çok gecekonduların yapılmasının önlenmesiyle ilgilidir, Caydırıcı önlemler konusunda Gecekondu Kanunu şu düzenlemeyi getirmiştir:
“Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içerisinde veya dışında belediyelere, hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak dai¬mi ve geçici bütün izinsiz yapılar inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmaksızın belediye veya devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır (Md, 18), Görüldüğü gibi, kanun caydırıcı önlemler olarak belirli şartlar dahilinde bunların yıkılmasını kabul etmiştir,

İç Göçü Düzenleme Yoluyla Getirilebilecek Önlemler
Günümüzde, tarım politikasıyla kentbilimin uğraştıkları ortak alanlardan bir tanesi toprak erozyonu ve toprak kirlenmesidir, Bu da, köy gibi yerleşme alanlarında yaşa¬yanların kentlere göç etmelerini önlemek konusunda sadece kentbilim politika¬larının yeterli olmayacağını tarım politikasıyla belirli bir ilişki içerisinde bulun¬ması gerçeğini ortaya koymaktadır,
Köy ve burada yaşayanlarla ilgili çalışmalar sistemli şekilde yapılmamalarına rağmen Cumhuriyet’in ilanından sonra yoğunluk kazanmıştır, Nihayet planlı kal¬kınma dönemine girildikten sonradır ki, köye yönelik politikalar kalkınma planla¬rıyla ve programlarında yer almaya başlamıştır,
Tarım sektöründe özellikle köylüye yönelik “devlet düzenlemeleri ve desteği¬nin” bu yerleşme alanlarında yaşayanların ekonomik ve sosyal sorunlarını çözücü etkisi vardır, Destekleme politikalarıyla, tarımdaki gelir dağılımının adaletli olması ve devlet desteğine alınan ürünlerin üretim planlamasının yapılması gibi ekono¬mik faydalar sağlamak istenir,
Kentleşmeye etkisi şüphesiz olan tarım sektörü ve köy yerleşme alanları ile kentler arasındaki ekonomik, sosyal ve demografik dengeyi devam ettirebilmek için düşünülecek önlemler sırasıyla şunlardır:
• Toprak ve tarım reformu,
• Kooperatifleşme,
• Merkez köylerdir,

İç Göçü Düzenleme Aracı Olarak Toprak ve Tarım Reformu
Genel anlamda toprak - insan ilişkisini düzenlemek amacını taşıyan toprak ve ta¬rım reformlarının asıl sebebi, kıt olan toprağın adil dağıtılması ve nüfus artışlarına göre genişletilip, çoğaltılması olanaklarının sınırlı olmasıdır.
Geniş anlamda toprak ve tarım reformu, arazi ile onu işleyen insan arasındaki bütün ilişkileri iyileştirmek amacıyla, devlet tarafından alınan her türlü önlem ve uygulamayı kapsar.Tarım ve Toprak Reformu önlemlerin neler olması gerektiği ko¬nusunda Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatıyla Milletlerarası Çalışma Teşkilatı’nın ortaklaşa hazırladıkları bir raporda özellikle şu noktalar konumuz açısından önem taşımaktadır:
• Tarımla uğraşan nüfusun göçebelik ve işsizlik gibi sebepler dolayısıyla “Ha¬reketlerine” son verilmesi ve belirli tarım alanlarına yerleştirilerek güvenlik¬lerinin sağlanması,
• Gıda, konut, sağlık, eğitim, eğlence, ulaşım, kültür ve diğer asgari hayat se¬viyesi elemanlarına göre bir seviyenin tespiti ve tarım toplumunun bu sevi¬yenin üzerine çıkartılmasının hedef alınması.

Toprak ve Tarım Reformları başarıya ulaşırsa kentlerdeki hizmet sektörlerine iş bulmak için gitmeye kararlı işgücünü bulundukları yerdeki iş alan¬larında istihdam etmek mümkündür, Toprak ve tarım reformları uygulama sonuç¬larının özellikle kent dağılımına da etki etmesi, kent ile köy arasında bu açıdan or¬taya çıkabilecek dengesizliği de giderecektir,

İç Göçü Düzenleme Aracı Olarak Merkez Köyler
Kamu hiz¬metleri arasında yer alan veya devletin yerine getirmeyi bir ödev olarak yüklendi¬ği görevlerden eğitim, sağlık, kültür ve ulaşım, konut gibi çeşitli hizmetler, kentler¬de gerçekleştiği oranlarda köylerde gerçekleşememektedir, Bu konuda devletin bütün malî fedakarlıklarına rağmen, köy yerleşme alanlarına götürülmek istenilen bu kamu hizmetleri, çeşitli sebepler dolayısıyla gerçekleşememektedir, Bu sebep-leri sıralayacak olursak:
• Köy yerleşme birimlerinin dağınık olması, Türkiye genelinde köy yerleşme bi¬rimlerinin dağınıklığı göz önüne alınırsa, kamu hizmetlerinin, bütün bu yerleş¬me alanlarına kentlerdeki gerçekleşme seviyesinde götürülmesi hem ekono¬mik değildir ve hem de devlet bütçesine çok büyük ölçüde malî külfet getirir,
• Köy yerleşme alanlarına bu hizmetleri götürecek ve genelleştirecek perso¬nelin, gerek nitelik, gerekse nicelik yönünden yetersiz olması, Hem yüksek öğretim, hem de orta öğretim kurumlarından, köylere bu hizmetleri götür¬mek amacıyla yetiştirilen personel, sayı itibariyle yetersiz kalırken; kendi eğitildikleri sahalarından başka alanlarda faaliyet göstermemeleri, diğer bir deyimle tek yönlü eğitilmeleri, bu personelin nitelik açısından da yetersiz kalmasına sebep olmaktadır, Yine bu değişik hizmet alanlarında görevlen¬dirilmek amacıyla yetiştirilen personel arasındaki koordinasyonun sağlana¬maması da bunların hizmet etkinliğini etkilemektedir,

Kısaca çeşitli yönlerden değinmeye çalıştığımız merkez köyler bir “politika” olarak, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın köy kalkınması bölümünün “hedefle¬ri” arasında benimsenmiştir, 1970 Yılı Programında merkez köyler uygulaması “tedbir” olarak kabul edilmiştir, Buna göre:
“Dağınık bir özellik gösteren köy yerleşme düzenini belirli ölçüde ve olumlu yönde etkilemek için tarım kooperatifleri, sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı mer¬kezleri, ortaokul ve bölge okulları, köy sanat ve meslek kursları, selektör evi, P,T,T, şube ve ajansı ve benzeri tesisler 1971 program yılından itibaren gelişme po¬tansiyelinin sahibi merkezi nitelikteki köylerde toplanacak ve gezici nitelikte görev yapan kamu görevlisinin hizmetlerini bu köylerde yapmaları sağlanacaktır, Bu tip köylerin tespitine esas olmak üzere Devlet Planlama Teşkilatınca bir araştırma ya¬pılacaktır,”

1972 Yılı Programında, değişik kriterlere dayalı olarak seçilen merkezi köyler aracılığıyla öteki köylere hizmet sunmak ve genel idare kuruluşları tarafın¬dan yürütülen hizmetlerle ilgili tesislerin farklı yerleşme alanlarına dağıtılmasını önlemek amacıyla yapılacak çalışmalar Köy İşleri Bakanlığı’nın yürütücülüğüne bı¬rakılmıştır, Merkez köylerle ilgili olarak,

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı, şu gö¬rüşlere yer vermiştir,
“Başlıca niteliği dağınıklığı ve sayı itibariyle çokluk olan kırsal yerleşme biçimi¬nin bu yerleşmelere götürülen hizmetlerin kapsam sınırlarını genişletme, mahiye¬tini artırma gibi olumsuz etkilerini gidermek;
• Sunulan hizmetlerden bütün köylü nüfusun yararlanmasını sağlamak;
• Kırsal yerleşme düzenini geliştirmek için merkez köyler oluşturmak,”
Görüldüğü gibi Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı merkez köyleri, tarım toplu¬munun yapı değiştirmesinde temel unsur olarak kabul etmektedir,

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında Merkez Köy Projelerinin uygulanması prensip olarak benimsenmiştir,

1981 yılında 88,553 küçük ve dağınık yerleşme biriminin bulunduğu ülkemizde, köyden kentlere göçü önleyecek ve tarım sektörünün mali ekonomi içerisindeki ağırlığını devam ettirecek etkili bir araç merkez köyler projesidir, Bu projenin başa¬rısı, köyde yaşayan nüfusun kalkınması çabasının da başarısı olacaktır, Buda kent ve köy toplumlarının yatay bir bütünleşme düzeyinde birleşmeleri anlamına gelir,

1987 yılında Köy Kanununda değişiklik yapılmıştır, Bu değişiklik ile köy yerleş¬me planlarının, günün ihtiyaçlarına göre düzenlenmesine çalışılmaktadır.

KENT YENİLENMESİ
Kentlerin yenilenmesi ve geliştirilmeleriyle, köhnemiş konut ve sanayi bölgele¬rinde ki büyük parsellerin bir araya getirilmesi için mevcut binaların tasfiyesi, ye¬ni bina yapacaklara cazip gelebilecek şartlarla parseller sağlanması gibi fiziki açı¬dan düzenleme, başta gelen amaçtır. Özellikle gecekondu bölgelerinde ve gelişmesi durmuş kent kısımlarında yapılacak yenileme ve geliştirme çalışmaları, kent-lere hayatiyet kazandıracağı gibi ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlara da çözüm getirecek bir yoldur, Fakat göz önünde bulundurulması gereken önemli bir nokta, bu ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlara çözüm getirirken birbirleriyle, uyum içerisindeki “önlemler demeti” şeklinde düşünülmesi gerektiğidir,
Özellikle kentin ekonomik sorunları iş ve ticaret merkezinin yer aldığı merkezi bölgelerin fonksiyonlarını kaybetmeye başlamasıyla ortaya çıkabilir. Diğer taraftan mahalli idare de, kent merkezi dışına çıkan hemşerilerine götürülecek kamu hizme¬tinin finansmanı için gerekli vergileri toplarken de ayrıca zorlanacaktır, Kent mer¬kezinde kalanlar için vergi tabanlarının yükseltilmesi ise, bunların da bir müddet sonra çevre kentlere (banliyölere) yerleşmelerine sebep olacaktır. Kent yenilenme¬si sırasında kentin kaybettiği ekonomik özellikleri yanında kültürel ve nüfus sorun¬ları da söz konusudur. Kent yenilenmesine gidilirken, şehirle ilgili vergi tabanının ayarlanması belki ekonomik sorunlara bir ölçüde çözüm olabilir, Ancak sosyal hiz¬met elemanı için, kent yenileştirmesi işlemi içerisine giren bölgedeki insanların re¬habilitasyonu, ana amaç şeklinde görülebilir, Bu koordinasyonu sağlamanın en et¬kili “aracı” planlamadır, Hazırlanacak planın, proje bölgesiyle ilgili olarak kesin ve tam bilgilere dayanması ve sadece fiziki planlama düzeyinde kalmayıp, ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan önlem ve teklifler getirmesi gerekmektedir, Kent yeni¬leme programının ekonomik açıdan önemli yönleri şu noktalarda toplanabilir:
• Kent yenilemesiyle ilgili olarak fiziki düzenleme içerisinde ne gibi tesisler yapılacak ve yenilenecek; bunlar nerelere yerleştirilecek,
• Kent yenilemesinin “maliyeti” ne olacaktır, Kent yenilemesine bir başka yaklaşım da şu noktalardan olabilir:
• Kent yenileme planıyla diğer toplum kalkınma planları ve bölge planları arasında nasıl bir ilişki vardır?
• Kent yenileme programı, toplumun ekonomik refahını nasıl etkileyecektir?

NERGİZ1234
21-01-2013, 16:43
ŞUBAT GÜZ DÖNEMİ KENTLEŞME VE KONUT POLİTAKALARI 6.unıte

ÇEVREKENTLESME
Çevrekentlerin birleşmesı ile ilgılı olarak Burgess, üst gelır duzeyını olusturanların kent merkezınde yasadıklarını ileri surer.

Çevre kent;Esas kentın veya yonetım sınırının dış tarafına bıtısık bulunan veya tamamı bır arada butun meydana getıren yerleşme alanları cevrekent olarak tanımlanmakta.

Kent merkezı:Genellıkle cevrekentlerde yaşayanlara oranla daha düşük gelır duzeyını oluşturanların coğunlugunu ve az orandada üst gelır duzeyını olusturanları barındıran alandır.

Gece kondu:Plansız şekılde genellıkle hazıne arazısı uzerıne ızınsız yapılan bınaların toplandıkları bölgedır.

Çevrekentlere yerleşme nedenler;
1.Kişilerın gelır duzeyı
2.Vergı oranının dusuk olması
3.konut satıs fıyatının ve kıralarının dusuk olması
4.Ulasımın kolaylasması ve hızlanması
5.Çalısma şekıllerının değişmesı

Hukukı sebepler
-Konut yapmaya ozendırme

CEVRE KENT ÇEŞİTLERI

PLANLANMIS CEVREKENTLER PLANLANMAMIS CEVREKENTLER
.Her yonuyle bır ornek (standart) Koy yada kasaba nıtelıgındekı buraya
olmalıdır. goc edenler tarafından, belırlı bır ornekten
.Belırlı bır sıyası ve otarıteler tarafından yoksun olarak yaptırılan konutlarla bır sure
Planlanır ve denetlenır. sonra cevrekent nıtelıgı kazanmayla ortaya
cıkar.Değiştırıcı etken, goc edenler.


ORTAK MERKEZLI ÇEMBERLER TEORISINE GORE CEVREKENTLER
.Burgess ortaya atmıs.
.Kentın yerlesme durumunu belırten cemberlerın en dısındakı bulunur.

DILIM TEORISINE GORE CEVREKENTLER
-Ana ulasım yolları uzerınde,orta ve ust gelır duzeylerının yasadıgı cevrekentler gelısme gostermektedır.

COK MERKEZLI GELISME TEORISINE GORE CEVREKENTLER
-Merkezı ıs ve tıcaret alanı
-Basıt el sanatlarının yapıldıgı alan
-Dusuk gelırlılerın yasadıgı alan
-Orta ‘’ ‘’ ‘’
-Yuksek ‘’ ‘’ ‘’
-Agır sanayı alanı
-Kentın dıs sınırındakı iş ve tıcaret alan
-Sanayı cevrekentlerı
KURULUS AMACLARI ACISINDAN CEVREKENTLER

-Buralarda hangı faalıyetın egemen oldugu esasına dayanır.

SANAYI VE TICARET CEVREKENTLERI YATAKHANE CVREKENTLER
-Yatakhane cevrekentlerınden hem daha -Kent merkezınde yada baksa yerlerde calısanların
Buyuk hemde daha eskıdır. yasadıkları alanlarda kurulmus olan cevrekentler.
Bu sanayı cevrekentlerı ; 1.TIP; Cok ıyı malzemeyle inşaa edılmış
Kent merkezınden veya dıger cevrekentler- buyuk evlerın bulundugu cevrekent.
den gelen işcılerın calıstıkları uretım mer- 2.TIP; Insaat alanları daha kucuk ve
kezı nıtelıgındedır. 2.sınıf malzemeyle yapılan cevrekentler.
Organıze sanayı bolgeler. 3.TIP;Cok dusuk gelır duzeyıne sahıp
kısılerı yasadıkları yerler.

SANAYI-YATAK CEVREKENTLERI EĞİTIM CEVRE KENTLERI
-Sanayı kurulusları yanında genellıkle -ceşitlı duzeydekı egitim
iş yerlerınde calısanların barındıkları bırımının bulundugu yerleşım
cevrekentlerdır.ORN;Londra’da WEST alanları.
ham cevrekentı.Londra’nın camberwell -Unıversıteler.
ve Paddington cevrekentı .

Cevrekentlesmenın sonucları
.Mahallı ıdarı acısından sonucları ;
Mahallı otarıtenın cok kucuk bırımlere bolunmesı ve mahallı ıdarenın vergı kaynaklarında degısme olması.
.Ekonomık ve Kulturel acılardan sonucları;
Kent merkezınden cevrekentlere goz etmek,kent merkezını ekonomık ve kulturel acılardan olumsuz etkıler.

NoT;Cevrekentın butun ozellıklerını tasıyan tanımını KURTZ EİCHER yapmıstır.

akasya59
22-01-2013, 11:43
Teşekkür ederim Nergiz1234

esiyasmin
01-02-2013, 00:37
kentleşme ve konut politikaları ders özeti varmı ?