PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : kamu personel hukuku yeniiii



NERGİZ1234
26-11-2012, 22:09
_____KAMU PERSONEL HUKUKU_____1.ÜNİTE

-Temel Kavramlar ve Anayasal İlkeler-

Kamu görevlisi “Kamusal faaliyetlerin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak çalışan kişidir. (5237 sayısı TCK md.6)
Memur kümesini 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa bağlı personel oluşturur.Diğer memurlar ise hakim-savcılar, askeri personel ve akademik personel oluşturmaktadır. Her iki kümenin ortak niteliği, statü hukukuna bağlı olarak istihdam edilmeleridir.
Memur: Arapça ‘emr’ kökünden türemiş ve ‘emir almış olan kişi’ anlamına gelir
1982 Anayasası’nda, memurluk, bütün yurttaşların özgür, eşit ve liyakate göre katılımına açık (md.70), statü hukuku doğrultusunda istihdam edilen (md. 128/2-3; 129), bunun yanında asli ve sürekli görevleri yürüten (md.128/1) kamu personeli olarak tanımlanmıştır.

657 sayılı Yasay’ya göre, memurluğun üç niteliği vardır:
- Memurlar, görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayrılır.
- Memurluk, bir kariyer mesleğidir.
- Memurluk, liyakate dayanır.

-Diğer Kamu Görevlileri-
Diğer kamu görevlileri 1982 Anayasası ile kamu personel hukukuna girmiştir. Diğer kamu görevlileri, tıpkı memurlar gibi, akdi değil, statüter ilişki çerçevesinde devlette istihdam edilirler
Diğer kamu görevlileri kavramı, ilk olarak 1982 Anayasası’nda kullanılmakla birlikte, esas olarak, 1961 Anayasası döneminde fiili olarak memurlardan ayrılmış olan kümelere anayasal temel oluşturmak üzere ihdas edilmiştir.
1961 Anayasası döneminde yargı bağımsızlığı anayasal ilkesine dayanarak, genel memur statüsünden kopmuşlardır. Akademik personel ise mali haklar açısından Devlet Memurları Kanunu’nun içerisinde yer almakla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında memurlara ilişkin genel yasanın kapsamından çıkarılmıştır. Askeri personel de 1961 Anayasası sonrasında ayrı bir personel yasasına bağlı kalmıştır.

-Yardımcılar-
Yardımcılar kategorisi statü eğil, akdi(sözleşme) ilişkisi ile çalışan kümelerden oluşur. Yardımcılar, istihdam biçimi açısından “geçicilik”, yaptıkları işin niteliği itibariyle “tali” görevleri yürütmek özelliklerini barındırırlar.

-Sözleşmeli Personel-
Sözleşmeli personel, akdi olarak istihdam edilir. İdare ile personel arasında, sözleşme esastır. Bu sözleşme, idari hizmet sözleşmesidir. Sözleşmeli personel, memurluğun asıl istihdam biçimi olduğu kamu idarelerinde, istisnai bir istihdamdır. Bu istihdam türü 1982 Anayasası’nın 128.maddesi çerçevesinde, asli ve sürekli görevler dışında tali ve geçici görevler için kullanılabilir.
Kamu personel rejiminde sözleşmeli personel istihdamının genel rejimi Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesidir.
Sözleşmeli personelin genel rejiminin düzenlendiği 657 sayılı Yasa’nın 4/B hükmü, Yasanın kabul edildiği yıl olan 1965 sonrasında sürekli değişikliğe uğramış ve yapılan değişikliklerle istisnai bir istihdam biçimi olmaktan çıkmıştır.
Genel anlamda sözleşmeli personel, bakanlar kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller çerçevesinde belirlenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.

Türkiye’de Sözleşmeli Personel Rejimleri
- 4/B
- KİT
- Belediye ve İl Özel İdareleri
- Örgüt Yasalarına Göre
- Kadro Karşılığı Sözleşmeli Personel

Geçici Personel: Akdi rejim ile istihdam edilir. Temel yasal dayanağı 657-4/C’dir. Bakanlar kurulu tarafından karar verilen görevlerde, belirlenen adet ve ücret sınırları içerisinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kişilerdir.
İşçi: Yardımcılar kategorisinde akdi ilişki ile çalıştırılan kümedir.657-4/D’de ikiye ayrılırlar: sürekli işçiler ve geçici işçiler.
Seçilmişler(Fahri Ajanlar) : kamu görevlilerinin ikinci alt kümesini oluştururlar.Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, il genel meclis üyeleri, belediye başkanları, köy-mahalle muhtarları, köy ihtiyar meclisi, mahalle ihtiyar heyeti gibi.
Yükümlüler : Yasanın koyduğu hükümler çerçevesinde, idare tarafından tek yanlı zora dayalı olarak belirli bir süre için kamu hizmetlerine katılan kişilerdir. Bu hizmete katılmama, cezai işlem gerektirir. Askerlik hizmeti ya da olağanüstü hallerde verilen görevler gibi. Cumhuriyetin ilk yıllarında konulan yok mükellefiyeti ya da günümüzde de geçerli olan Köy Kanunu’ndaki köylüye mecbur tutulan hizmetler yükümlülüğün kaynaklarını oluşturmaktadır.
Gönüllüler : kamu hizmetlerine katılmada zor değil, rıza vardır. Nakdi- ayni yardım almadan katılmaktadırlar.

-Kamu Personel Hukukunun Temel Anayasal İlkeleri-
1982 anayasasının 128.maddesinde kamu personel hukukunun üç temel anayasal ilkesi yer alır.
- Asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri tarafından yürütülmesi
- Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin özlük işlerinin yasa ile düzenlenmesi
- Üst kademe yöneticilerin yetiştirilmesinin yasa ile özel olarak düzenlenmesi

-Asli ve Sürekli Görevlerin Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Tarafından Yürütülmesi İlkesi-
Yasa koyucu ve idare belirli görevleri ancak, anayasada sayılan görevlileri eliyle yapılmasını düzenleyebilir ve yürütebilir.İlke, devlet teşkilatı içerisinde asli ve sürekli görevlerin, statü hukukuna bağlı olarak görev yapana memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesini, sözleşme ilişkisi ile görev yapanları ise, tali ve geçici görevleri yürütebilmesini hükme bağlamıştır.

-İlkenin Yer Bakımından Uygulama Alanı-
1961 Anayasasından farklı olarak kamu iktisadi teşebbüslerinin yer bakımından uygulama alanına girmesi, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olan kamu iktisadi teşebbüslerinde de bu ilkenin uygulanacağını hüküm altına almıştır. Böylece yasa koyucu ve idare, istisnaya yer bırakmayacak biçimde, devlet teşkilatı içerisinde bütün kamu kurum ve kuruluşlarında asli ve sürekli görevleri memurlar ve diğer kamu görevlileri aracılığıyla yürülmesini düzenlemek ve uygulamak zorundadır.

-Genel İdare Esaslarının Anlamı-
Memurlar ve diğer kamu görevlileri tarafından yerine getirilmesi zorunlu olan asli ve süreklli görevlerin birinci önkoşulu hizmetin kamu tüzel kişiliği tarafından yürütülmesi, ikinci önkoşulu ise genel idare esaslarına göre yürütülmesidir. Genel idare esasları, kamusal yönetim usulleridir. Kısaca, kamu hukuku temelinde hizmetin görülmesidir. Bu usulün tersi ise özel idare usulleridir. Özel idare usulleri, esas olarak kamunun özel hukuka bağlı işyerlerindeki usullerdir.

-Asli ve Sürekli Görevler-
Her kamu hizmetinin “asli ve sürekli”, aynı zamanda “tali ve geçici” görevleri bulunur. Bunlardan, asli ve sürekli olanlar, statü hukukuna bağlı çalışan memurlar ve diğer kamu görevlileri; tali ve geçici olanlar ise sözleşme ilişkisine bağlı çalışna personel eliyle görülebilir ya da özel kişilere gördürülebilir.

-İlkenin 1982 Sonrası Uygulaması-
1980’lerin ikinci yarısında kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevler yalnızca üst düzey yöneticilik görevleri olarak düzenlenmiş, geriye kalan görevler ise sözleşme ikişkisi ile görev yapan personel eliyle ve piyasadan satın alınmasının önü açılmıştır.1990’larda ise düzenleyici kurumlarda asli ve sürekli görevler bütünüyle memurlar tarafından yapılacak görevler olmaktan çıkarılarak, sözleşme ilişkisi ile istihdam edilen personel kategorislerine açılmıştır. 2000’li yılların ilk on yılında ise önce yerel yönetimlerde daha sonra da MEB ve Sağlık bakanlığı gibi baknalıklarda yasa koyucu tarafından, asli ve sürekli görevlerin sözleşme ilişkisi ile çalışan personel tarafından ya da taşeronlaşma ile taşeron personel tarafından yapılabilmesi ortaya çıkmıştır.

-Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Özlük İşlerinin Yasa ile Düzenlenmesi İlkesi-
1982 Anayasası’nın kamu personel hukukuna ilişkin bu temel ilkesinin sözel(lafzi) yorumu açıktır. Anayasa’ya göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statülerinin bütün öğeleri yasama organı tarafından yasa formunda düzenlenebilir.
İlke ile ilk olarak, statünün düzenleyici öznesi yasama organı olarak belirlenmiştir. Burada, yasama dışında hiçbir organ herhangi bir biçimde memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statülerini düzenleyemez kuralı ortaya çıkmaktadır.
İkinci olarak, yasama organına takdir hakkı tanınmayarak memurlar ve diğer kamu görevlilerinin rejimlerinin bütün öğelerinin yasa konusu olması hüküm altına alınmıştır.
Üçüncü olarak, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statüleri yasa tipi hukuk formu ile düzenlenebilir. Buradan ilkenin hukuki nedenselliğini görmemiz mümkündür.
Dördüncü olarak 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile hükme “mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır” cümlesi eklenerek memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statülerinin yasa ile düzenlenmesi ilkesine bir istisna getirilmiştir.

-İlkenin 1982 Sonrası Uygulanması-
2001 yılında 2011 yılına kadar geçen 10 sene içerisinde kamu personel hukuku alanı bütünüyle yasa ile düzenlenmiştir. Ancak, 2011 yılında yeni bir yetki yasası ile anal, yeni KHK ile düzenlenme sürecine girmiştir.
1983-2011 yılları arasında kamu personel hukuku olanı ile ilgili 17 yetki yasası kabul edilmiştir. Bu yetki yasalarına dayalı olarak doğrudan kamu personel hukuku ile ilgili yaklaşık olarak 120’nin üzerinde KHK çıkarılmıştır.

-Kamu Personel Hukuku Alanında Mutlak Olarak Yasa ile Düzenlenmesi Gereken Alanlar-
Anayasa’nın siyasi haklar ve ödevler bölümü olağan durumlarda KHK’larla düzenlenemez. Diğer yandan Anayasa, temel haklar ve kişinin hakları ve ödevleri bölümlerinin de olağan durumlarda KHK ile düzenlenmesini yasaklamıştır. Bu konuda, disiplin, suç ve cezaların da kamu personel hukuku analnında mutlak olarak yasa ile düzenlenmesi gereken alanlar arasına girmektedir.

_KAMU PERSONEL HUKUKU ÜNİTE-2_

-TÜRK KAMU PERSONEL REJİMİNİN KISA TARİHİ VE GENEL YAPISI-
Osmanlı – Türk tarihinde Batı tipi modern memurluğun kuruluş tarihini 1838 Maâşat Fermanı ile başlatmak gerekir.
1838 Maâşat Fermanı ve bu Ferman’daki unsurları tekrar eden 1839 Tanzimat Fermanı’nda Batı tipi memurluğun kurucu niteliği olarak memurun maaş ile istihdam edilmesi ilkesi kabul edilmiştir.
Osmanlı’da Batı tipi modern memurluğun kuruluşu yönünde ikinci büyük adım 1856 yılında kırâat olunan Islâhat Fermanı’dır. 1856 Islâhat Fermanı ile Batı tipi modern memurluğun ikinci olmazsa olmaz öğesi olan yurttaşların eşit ve özgür bir biçimde erdem ve yetenekleri doğrultusunda memurluğa girebilmesi ilkesi kabul edilmiştir.
1856 Islahat Fermanı ile kabul edilen Osmanlı milletlerinin memurluğa eşit ve özgür biçimde erdem ve yetenekleri çerçevesinde girmesi olgusu esas olarak batıda 1789 Fransız ve 1776 amerikan devrimlerinde ortaya çıkan yurttaşlık ile memurluk arasındaki bağın kurulmasına isabet etmiştir. 1789 fransız insan ve yurttaş hakları beyannamesi’nin 6.maddesinde yurttaşlık ve memurluk arasındaki ilişki açık biçimde kurulmuştur.
Tanzimatla başlayan süreç 1876 Kanun-ı Esasi ile yeni bir aşamaya ulaşmıştır. 1876 Kanun-ı Esasisi’nde Memurin kenar başlıklı maddelerde memurların statüsüne ilişkin hükümler ve hizmetler ilişkisinin kesilmesine dair koşullar yanında memurlara emeklilik hakkı tanınmıştır.
1876 Kanun-ı Esasisi’nde kabul edilen anayasal ilkelere koşut olarak 1880 yılında Maaşat kararnamesi ve 1881 yılında Memurinin Mülkiyye Terakki ve Tekaüd Kararnamesi kabul edilmiştir. Bu iki yasa ve kabul edilen diğer düzenlemelerle Osmanlı Kamu Personel Rejimi hukuki bütünlüğe ulaşmıştır.
1881 tarihli Memurini Mülkiyye Terakki ve Tekaüd Kararnamesi esas olarak bir kamu personel ve kamu personeli emeklilik yasası niteliğindedir. 1880 tarihli Maâşat kararnamesi ise hem maaş yasası hem de kadro yasası niteliğine sahip olmuştur. Yasada yer alana memur olma koşulları şunlardır :
- Osmanlı tebaasından olmak
- 20 yaşını tamamlamak
- İyi huy sahibi olmak
- Bir yıl ya da daha fazla ceza almamış olmak
- İlgili memuriyetin gerektirdiği özel bilgiye sahip olduğunu diploma ya da komisyon önünde yapılacak sınavda ispatlamak.
Memurun hizmetle ilişkisinin kesilmesi ise belirli koşul ve durumlara bağlanmıştır. Bunlar memurun hukuka aykırı biçimde hizmete alınması, bir yıl içerisinde nizamnamelere göre üç kez idare tarafından ceza verilmiş olması memmurun kadrosunun ortadan kaldırılması, süreli atamalarda memurun atandığı sürenin bitmesi, memurun istifası ve idare tarfından istifasının kabulü, devlet tarafından zorunlu bir nedenin görülmesi, memurun bir suçu dolayısıyla hapse atılması ya da sürgüne hükmedilmesi, memurun görevinin yapmada yetersizliğinie karar verilmesi.
Kurulan emeklilik rejiminde memurun maaşından %5 kesinti yapılması ve emekliliğe hak kazanailmesi için 30 yıl hizmete sahip olma koşulu getirilmiştir bakanlık ve idarelerin temsilcileri aracılığı ile yönetilen Emekli Sandığı, bütünüyle memurdan kesilen aidatlarla finanse edilmiştir.
Maaşların doğrudan yasa ile saptanması esastır, ancak acil durumlarda ve muvakkat memurlukların maaşları Meclis-i Vükela tarafından belirlenir.
En yüksek maaş büyükelçiler dışında Başvekil (Sadrazam) e aittir.

-Cumhuriyet döneminde Kamu Personel Rejiminin Yeniden Kuruluşu-
Cumhuriyet döneminde kamu personel rejimini personel yasalarını temel alarak iki alt bölümde incelemek mümkündür. Birinci bölüm 1926-1965 yıllarını kapsayan Memurin Kanunu Dönemi, ikincisi ise 1965 sonrası ortaya çıkan Devlet Memurları Kanunu Dönemi.

-Memurin Kanunu Dönemi-
788 sayılı Memurin kanunu 1926 yılında kabul edilmiştir. Barem yasaları da denilen bu yasalarla kamu personel rejimi 1924 Anayasası’nın ilkeleri doğrultusunda düzenlenmiştir.
1924 Anayasası’nın koyduğu ilkeler çerçevesinde memurin kanunu’nda memur ve müstahdemler olarak iki istihdam kategorisi düzenlenmiştir.
1930 belediye kanunu ve bu yasaya dayalı olarak kabul edilen 1931 ve 1943 nizamnameleri ile belediye memurlarının rejimi düzenlenmiştir. Devlet memuru belediye memuru ayrımı 1970 yılında ortadan kalkmış ancak ilginçtir ki ilgili nizamname 1994 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Müstahdemler devlet işlerinde sözleşmeyle ve ücret karşılığı çalışan, sözleşme yapılmadığı durumlarda çalışma koşullarının idarece belirlendiği kadrosu bulunmayan ve memurların hak ve yetkilerine sahip olmayan personel olarak tanımlanmıştır.

-Devlet Memurları Kanunu Dönemi-
657 sayılı Devlet Memurları kanunu 1965 yılında kabul edilmiştir.DMK fordist nitelikli, tekçi-üniter ve güvenceli istihdam biçimi üzerine kurulmuştur.
1958 tarihinde bu uluslar arası anlaşmaya dayalı olarak 7163 sayılı Teşkilat Kanunu ile müstakil bir akademik kurum olarak düzenlenen Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) ile usta-çırak ilişkisine dayanan memur eğitimi, bilimsel bir çerçeve kazanmıştır.
-Esneklik ve Türk Kamu Personel Rejimi-
1980 sonrasında kamu personel rejimini biçimlendiren temel öğe esnekliktir.
1980 sonrasında memurlar nicel olarak azalmıştır. Süreç önce KİT’lerle başlamıştır KİT’lerde memur statüsünün yerine sözleşmeli personel istihdam biçimi geçmiştir.
1970’de ilk defa uygulamaya konulan ancak 1989’da genişleyen ‘hızlı yükselme’ mekanizması, kıdem ve eğitim temelli memur yükselme mekanizmasının bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.

-Türk Kamu Personel Rejiminin Kurumsal ve Nicel Yapısı-
Kamu personel rejiminin kurumsal yönetimini Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı yürütür.
Maliye Bakanlığının kamu personel rejimi üzerindeki doğrudan etkisi kadro ve maaş sürecindedir bakanlık, personel rejiminin kadro ve maaş süreçlerini Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü eliyle yönetir.
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, kamu personel rejimi ile ilgli görevlerini dört daire başkanlığı eliyle yerine getirir. Bunlar :
- Kadrolar Dairesi Başkanlığı
- Personel mevzuat Dairesi Başkanlığı -I
- Personel Mevzuat Dairesi Başkanlığı –II
- Maaş ve Yük Hesabı Dairesi Başkanlığı.
Devlet Personel Başkanlığının görevleri şunlardır:
1. Kamu personelinin hukuki ve mali statüsünü uygulanmasının esaslarını tespit etmek, bunların düzenlenmesi ve geliştirilmesiyle ilgili çalışmaları yapmak, gerekli tüzel metinleri hazırlamak,
2. Kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyaçlarını karşılamak için uygulanacak usul ve esasları düzenlemek,
3. Personel ve teşkilatlanma konuları ile ilgili olarak tasarı ve tekliflerini incelemek,
4. Personel idari usul ve esaslarla ilgili konulardaki uygulamaları takip ve değerlendirmek, bu konuda gerekli çalışmaları yapmak,
5. Personel rejimi konusunda gerekli araştırma ve incelemeleri yapmak veya yaptırmak, personel rejimleri arasında uyum ve denge sağlamak, bu konularda gerekli ilke ve esasları tespit etmek,
6. Kamu personeli ile ilgili hususlarda her çeşit istatistiki bilgileri toplamak, genel personle kayıtlarını merkezi olarak tutmak,
7. Personel mevzuatı ve teşkilatlanma ile ilgili konularda, kamu kamu kurum ve kuruluşlarındaki farklı uygulamaları önleyecek ve uygulama birliğini sağlayacak çalışmalar yapmak
8. Kamu kuruluşlarında, personel planlaması yapılması uygulamasına yardımcı olmak ve bu konuda gerekli çalışmaları yapmak,
9. Hizmet öncesi eğitim kurumlarının müfredat programlarına kamu görevlerinin gerektirdiği niteliklerin ve bilgi ve alışkanlıklarının kazandırılmasına yararlı konuların yansıması için gerekli koordinasyon ve çalışmaları yapmak,
10. Kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat ve görevleri hakkında çalışmalar yapmak,
11. Personel rejiminin esaslarını tespit etmek, devlet personel politikasının tespitinde ve uygulanmasında Bakanlar Kuruluna yardımcı olmak ve koordinasyonu sağlamak,
12. Kamu personeline ait hukuki ve mali statülerin esasları ile insangücü istihdam planına ait ilke ve teklifleri tespit ederek Bakanlar Kurulu’na sunmak,
13. Kamu görevlileri sendikalarına ilişkin mevzuatın uygulanmasında, danışma, destek ve koordinasyon hizmetlerini yürütmek,
14. Özelleştirme veya yeniden yapılandırma sürecinde bulunan kamu kurum ve kuruşlarındaki istihdam fazlası ve nakle tabi personele ilişkin işlemleri yürütmek.
Devlet personel başkanlığı yasa ile verilen görevlerini 8 adet ana hizmet birimi eliyle yerine getirir. Bu birimler:
1. Kadro ve Kamu Görevlileri Dairesi Başkanlığı
2. Eğitim Dairesi Başkanlığı
3. Hukuki ve Mali Statüler Dairesi Başkanlığı
4. Teşkilat ve Yönetimi Geliştirme Dairesi Başkanlığı
5. Bilgi Sistemleri ve İstatistik Dairesi Başkanlığı
6. Kamu Görevlileri Sendikası Dairesi Başkanlığı
7. Kamu Personel İstihdamı Dairesi Başkanlığı
8. Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve Özelleştirme Dairesi Başkalığı.





3.ÜNİTE ÖZET
Memur Statüsü 1 (Genel Statü ve Hizmete Giriş)
Memurluğun ayırt edici özü statü hukuku doğrultusunda istihdam edilmesidir. Statü hukuku, asıl olarak akdi(sözleşme) ilişkinin tersidir.
Statü hukukunun 19.yy’da temel öncülleri belirmekle birlikte,esas olarak Batı'da ve Türkiye'de tarihsel olarak, 1945 sonrası ortaya çıkan Fordist dönemde bütüncül olarak ortaya çıkmıştır. Statü hukukunun anayasal düzlemdeki ilk bütüncül ifadesi, 1919 Alman Weimer Anayasası'ndadır.
Kabul edilen bir diğer anayasal ilke, memurların kazanılmış haklarının dokunulmaz olduğudur.
Weimar Anayasası'nda memurların üçüncü kişilere verdiği zararlardan devlet ve memurun görev yaptığı kamu kurumu sorunlu tutulmuş,
ancak devletin memura rücu hakkı saklı tutulmuştur
Akdi istihdamın tersi olarak statü hukukunun dört temel niteliği bulunmaktadır.Bunlar:
1.Çalışma rejiminin anayasal ilkelere dayalı olarak bütünüyle yasalardan başlayan hukuki düzenleme silsilesi ile belirlenmesi
2.Çalışma rejiminin devlet tarafından tek taraflı olarak belirlenmesi
3.Çalışanın yasadan kaynaklanan objektif durum ve kouşullar ortaya çıkmadıkça yaşam boyu kariyer düzeni içerisinde istihdamı
4.Çalışanların statüleri üzerinde tesisi edilen işlemlere karşı yargı yoluna gidebilmesidir.

Statü hukukunun birinci temel niteliği, çalışma rejiminin anayasal ilkelere dayalı olarak, bütünüyle yasa eliyle düzenlenmesidir.
Böylece çalışma rejimi, kişisellikten arındırılmış genel, soyut ve gayrişahsi olma niteliğini kazanmıştır.
Statü hukukunun ikinci temel niteliği, çalışma rejiminin devlet tarafından tek taraflı olarak belirlenmesidir.
SH'nin 3.temel niteliği, çalışanın yasadan kaynaklanan objektif durum ve koşullar ortaya çıkmadıkça yaşam boyu kariyer düzeni içerisinde istihdam
edilmesidir.
SH'nin 4.temel niteliği, çalışanların statülerinin herhangi bir unsuru üzerine tesis edilen işlemlere karşı yargı yoluna gidilebilmesidir.

-DMK'ya Göre Memurluğun Nitelikleri-
Yasa'da memurluğun 3 temel niteliği sayılmıştır(madde3); sınıflandırma, kariyer, liyakat.
1.Sınıflandırma: Sınıflandırmada genel olarak dünya ülkeleri içerisinde iki tür sistem bulunmaktadır. Bunlar: Rütbe ve Kadro Sınıflandırması.
Rütbe sınıflandırmasının en saf uygulamaları Almanya, Fransa, İtalya gibi Kıta Avrupası ülkeleri ve İngiltere'de; kadro sınıflandırması ise
ABD, Kanada, Japonya, Brezilya gibi ülkelerdedir. Buna göre memurlar, entellektüel görevleri yapanlar ve rutin görevleri yapanlar olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır
Bu konudaki ilk ayrım, 1853 yılında İngiltere'de hazırlanan Northcote-Trevelyan Raporu ile önerilmiştir.

a)Rütbe Sınıflandırması: Görev ve sorumlulukların değil memurun sahip olduğu yetenek ve kişisel niteliklerin önemli olduğu sınıflandırmadır.
b)Kadro Sınıflandırması: Memurun, genel eğitim ve diploması gibi kişisel nitelikleri hizmete alınmak için önem taşımaz. Önemli olan işi yapıp yapamayacağıdır.
*Kadro sınıflandırmasının kaynak ülkesi ABD'dir.


-DMK'da Sınıflandırma-
DMK'nın 1965 yılında kabul edilen ilk biçimi kadro sınıflandırılmasını esas almıştır. Ancak kadro sınıflandırması yaşama geçmeden 1970 yılında Yasa'nın uygulanmasını sağlayan 1327 sayılı Kanun ile rütbe sınıflandırmasına geçilmiştir. Günümüzde Türk memurluk rejimi, rütbe sınıflandırması esasına dayanmaktadır.
DMK 10 hizmet sınıfı oluşturmuştur (madde 36). Belirlenen bu sınıfların dışında, memur kadrosu ihdas edilemez (madde 39). Oluşturulan hizmet sınıfları şunlardır;
- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (GİH)
- Teknik Hizmetler Sınıfı (TH)
- Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı (SH)
- Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı (EÖH)
- Avukatlık Hizmetleri Sınıfı (AH)
- Din Hizmetleri Sınıfı (DH)
- Emniyet Hizmetleri Sınıfı (EMH)
- Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YH)
- Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı (MİAH)
- Milli İstihbarat Hizmetleri Sınıfı (MİH)


1. Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (GİH): Torba sınıftır. Yasa ile tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memur sınıfını oluşturur.
2. Teknik Hizmetler Sınıfı (TH) : DMK kapsamına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen yürüten en az orta derecede mesleki eğitim görmüş bulunan memur sınıfıdır.
3. Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı (SH) : Sağlık hizmetlerinde mesleki eğitini almış sağlık personelini kapsar.
4. Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı (EÖH) : DMK kapsamına giren kurumlarda eğitim ve öğretim vazifesiyle görevlendirilen öğretmenleri kapsar.
5. Avukatlık Hizmetleri Sınıfı (AH) : Avukatlık ruhsatına sahip, baroya kayıtlı kurumlarını yargı mercilerinde temsil yetkisine haiz olan memurları kapsar.
6. Din Hizmetleri Sınıfı (DH) : Dini eğitim görmüş olan ve dini görev yapan memurları kapsar.
7. Emniyet Hizmetleri Sınıfı (EMH) : Emniyet mensubu memurları kapsar.
8. Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YH) : İhdasına lüzum görüldüğü yardımcı hizmetleri ifa ile görevli bulunanlardan işçi statüsü dışında kalanları kapsar.
9. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı (MİAH) : İçişleri Bakanlığı merkez ve iller kuruluşlarında çalışan ve maiyet memurlarını kapsar.
10. Milli İstihbarat Hizmetleri Sınıfı (MİH) : MİT kadrolarında veya bu teşkilat emrinde çalıştırılanlardan özel kanunlarında gösterilen veya Başbakanlıkça tespit edilen görevleri ifa edenleri kapsar.

Kariyer : DMK’ ya göre memurluğun ikinci niteliğidir. DMK’ da kariyer ilkesi; “Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamak” olarak tanımlanmıştır.
Liyakat : DMK’ ya göre memurluğun 3.niteliği liyakattir. Liyakat 1982 Anayasası’nın 70.maddesinden vücut bulmaktadır. Liyakat, memurluğun bütün süreçlerinde erdem ve yeteneğin temel ölçüt alınmasıdır.
Liyakat ilkesi modern memurluk ile birlikte ortaya çıkmıştır. 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 6.maddesinde ‘eşitlik’, ‘erdem ve yeteneğin’ memurluk için temel ölçüt olduğu belirtilmiştir. Aynı biçimde, 1856 Islahat Fermanı’nda ve 1876 Kanun-ı Esasisi’nde ‘eşitlik’ yanında ‘ehliyet ve kabiliyet’ memurlar için temel ölçüt olarak alınacaktır. 1924 Anayasası’nda, ‘eşitlik’ , ‘ehliyet ve istihkak’ memurluğun ölçütüdür. 1961 ve 1982 Anayasalarında ise liyakat ‘eşitlik’ yanında ‘ödevin’ ve ‘görevin’ niteliği ile bağlı kılınmış ‘güvence de bir unsur olarak yer almıştır.

NERGİZ1234
26-11-2012, 22:11
4, ünite yoldaa

p1vot
27-11-2012, 01:39
selam dilek hazırladığın notlar güzel . muratın soru bankasıyla eşgüdümlü olarak gitmişsin . 4.üniteyi hazırlıyormusun yoksa daha yazmadın mı ?

NERGİZ1234
12-12-2012, 03:43
Kamu personel hukuku 4. ünite

Memur statüsü 2 (ödev – sorumluluklar , yasaklar ve genel haklar)

1-)Memurların ödev ve sorumlulukları:

Memurların yapmak zorunda oldukları, yasa tarafından yükümlü kılınan davranış ve durumları bulunmaktadır. Bunlar ;

* Anayasaya ve yasalara sadakat: memurların sadakat ödevi 1982 anayasasının 129. Maddesinde vurgulanmıştır. Memurlar anayasaya ve yasalara sadakatini ‘asli devlet memurluğuna ‘ atandıktan sonra en geç 1 ay içinde kurumlarınca düzenlenecek olan merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve yemin belgesini imzalayarak göreve başlarlar.

* Tarafsızlık ve devlete bağlılık: memurların tarafsızlık ödevi birbirine bağlı 4 unsurdan oluşmaktadır.

1. Memurların siyasi partilere üye olma yasağı; anayasanın 68. Maddesinde ve devlet memurları kanununun 7. Maddesinde hüküm altına alınmıştır.

2. Memurlar herhangi bir siyasal parti, kişi ya da zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamaz.

3. Memurların , görevlerini eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirmesi hüküm altına alınmıştır. Bu olgu, anayasanın 10. Maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin yansımasıdır.

4. Devlete bağlılık; memurlar her durumda devletin çıkarlarını korumak zorundadırlar.

* Genel davranış ve yurt dışında davranış: devletin yüzü olarak memurlar, vatandaşlardan farklı olarak ; hizmet içinde ve dışında ölçülü olmak zorundadırlar.

* İşbirliği ve kanunsuz emir : devlet memurları kanununa göre , memurların görevlerini işbirliği içerisinde yürütmeleri esastır.(8. Madde) memurlar; anayasa , yasa, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.

* Amir durumdaki memurların ödev ve sorumlulukları: (10. Madde)memurlar “amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun ,tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan , maiyetindeki memurları yetiştirmekten ,hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten sorumludurlar.”

* Mal bildiriminde bulunmak: memurlar anayasanın 71. Maddesine göre mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar. Mal bildirimi konusunda genel esaslar, 1990 tarihli ve 3628 sayılı mal bildiriminde bulunulması , rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kanunu ve ilgili yönetmelik ile düzenlenmiştir. Yasaya göre ; memurlar atandıklarında göreve giriş için gerekli belgelerle , mal varlıklarında önemli bir değişiklik olduğunda bir ay içinde. Görevin sona ermesi halinde ayrılma tarihini izleyen 1 ay içinde mal bildiriminde bulunurlar.

Not : memurlar görevleri devam ettiği sürece sonu “sıfır” ve “beş” ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar mal bildirimlerini yenilerler.

* Resmi belge , araç gereçlerin yetki verilen mahaller dışına çıkarılmaması ve iadesi: genel olarak , devlete ait resmi belgeler , araç ve gereçler memurun özel mülkiyetinde değildir ve belirtilen yerler dışına çıkarılamaz. Memurlar görevleri icabı kendilerine teslim edilen resmi belge , araç ve gereçleri görevleri sona erdiği zaman iade etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk , memurun mirasçılarına da şamildir.

* Kıyafet mecburiyeti: ( devlet memurları hukuku madde 19)

* Mesai saatleri içerisinde iş başında bulunma: memurların çalışma süresi haftalık 40 saat olarak belirlenmiştir. (devlet memurları kanunu madde 99) ancak kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri belirlenebilir.

NOT: Devlet memurları kanununda yer alan memurların görev yaptıkları kurumların bulunduğu yerleşme merkezlerinde ikamet etme zorunluluğu 2011 yılında kaldırılmıştır.


2-) Memur yasakları:

* Grev , toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı.( devlet memurları kanunu madde 26/27)

* Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı.( madde 28)

* Hediye alma ve menfaat sağlama yasağı.( madde 29)

* Denetimdeki teşebbüsten menfaat sağlama yasağı.(madde 30)

* Gizli bilgileri açıklama yasağı.( madde 31)

* Ayrıldığı görev alanıyla ilgili iş yapma ve görev alma yasağı.

* Siyasal partilere girme yasağı.

* 2 görev yasağı.( 87. ve 88 . maddeler)


3-) Memurların genel hakları:

* Statü kurallarının uygulanmasını isteme hakkı: Devlet Memurları Kanunu’nun 17. maddesine göre, memurlar, “bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tespit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.”

* Güvence (güvenlik) hakkı: Devlet Memurları Kanunu’nun 18. maddesine göre, “Kanunlarda yazılı hâller dışında devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz.” Memurun kadrosunun kaldırılması durumunda, memurun statüsü devam eder.

* Emeklilik hakkı: Devlet Memurları Kanunu’nun 19. maddesi ile özel yasada belirtilen koşullara göre memurların emeklilik hakkı tanınmıştır.

* Çekileme hakkı (istifa): memurların hiçbir şekilde , memurluktan çekilmesi yasaklanamaz ve çekilme zorlanamaz, memurun isteği şarttır. Fakat memurun isteği , aynı zamanda idarenin kabulünü gerektirir. İstifa , bir şart tasarrufudur.

* Müracaat , şikayet ve dava açma hakkı: memurlar , amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet hakkına sahiptirler. Usulsüz müracaat ve şikayette bulunan memurlara uyarma cezası verilir.

* Kovuşturma ve yargılama usulünün özel hükümlere bağlı olması hakkı: Devlet Memurları Kanunu’nun 24. Maddesine göre; memurların, görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması hükümlere bağlanmıştır.

* İsnat ve iftiralara karşı korunma hakkı: (madde 25) memurlar hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için , uydurma suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde , merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler; isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

* Sendika kurma hakkı: memurların sendika kurma hakkı ilk olarak 1961 anayasası ile güvence altına alınmış ve buna bağlı olarak 1965 yılında 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu kabul edilmiştir.


* Anayasa’nın 51. maddesine göre, sendika kurma hakkının unsurları şunlardır: > Bütün çalışanlar ve işverenler sendika kurma hakkına sahiptirler. > İdare makamlarından önceden izin alınmadan sendika kurma, üye olma ve çekileme hakkı vardır. > Sendikalar yanında, sendika üst kuruluşları kurulabilir. > Hiç kimse sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. > Sendika, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurulan örgüttür. > Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. > Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil , şart ve usuller kanunda gösterilir. > İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir. > Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

* Memur statüsünde yer alıp sendika kurması ve sendika üyeliği yasaklananlar şunlardır: > TBMM başkanlığı idari teşkilatı, cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği ile milli güvenlik kurulu genel sekreterliğinde çalışan memurlar. > Yasa kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının müsteşarları, başkanları, genel müdürleri , daire başkanları ve yardımcıları yönetim kurulu üyeler, hukuk müşavirleri , bölge il ve ilçe teşkilatlarının en üst amirleri, belediye başkanları ve yardımcıları. > Milli savunma bakanlığı ile TSK kadrolarında çalışan sivil memurlar.( jandarma genel komutanlığı ve sahil güvenlik komutanlığı dahil) > Mit mensupları. > Ceza infaz kurumlarında çalışan memurlar.


* Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’na Göre Memur Sendikalarının Yer Aldığı Hizmet Kolları

o Büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri

o Eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri

o Sağlık ve sosyal hizmetler

o Yerel yönetim hizmetleri

o Basın, yayın ve iletişim hizmetleri

o Kültür ve sanat hizmetleri

o Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri

o Ulaştırma hizmetleri

o Tarım ve ormancılık hizmetleri

o Enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri

o Diyanet ve vakıf hizmetleri.


* Kamu görevlileri sendika ve konfederasyonlarının izin verilen etkinlikleri: > Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları… gibi konularda görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere temsilci göndermek. > Devlet personeli mevzuatında yer alan memurların temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek. > Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek… > Üyelerin mesleki yeterliliklerinin arttırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek. > Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleriyle ilgili ilgili kurumlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak. > Üyelerin ve ailelerinin yararlanmaları için hizmet amacıyla eğitim , sağlık vb konularda kooperatifler kurulması için yardım etmek ve kredi vermek.



* Memur sendika ve konfederasyonlarına getirilen yasaklar:

> Yönetim ve işleyişleri Anayasa da belirtilen cumhuriyetin niteliklerine ve

demokratik esaslara aykırı olamaz.

> Kamu makamlarından maddi yardım kabul edemez, siyasal partilerden maddi

yardım alamaz ve onlara maddi yardımda bulunamazlar.

> Siyasal partilerin kuruluşu içinde yer alamazlar; siyasal partilerin ad, amblem veya

işaretlerini kullanamazlar.

> Ticaretle uğraşamazlar.


* Toplu sözleşme hakkı. Memurların toplu sözleşme hakkı 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile anayasal güvence altına alınmıştır.

* dernek vakıf kurma ve üye olma hakkı: Anayasa’nın 33. maddesine göre, vatandaşlar dernek kurmak, üye olmak ve üyelikten çıkmak özgürlüğüne sahiptirler. Ancak bu özgürlük, memurlar için görevin gerektirdiği ölçüde, yasa ile sınırlandırılabilir. 2908 sayılı Eski Dernekler Kanunu ile memurların derneklere üye olması kısıtlamalara tabi

iken 2004 yılında kabul edilen Yeni Dernekler Kanunu ile genel kısıtlamalar kaldırılmıştır. Buna göre, memurların genel olarak dernek kurma ve derneklere üye olma hakkı vardır.

* Seçme ve seçilme hakkı:

* izin hakkı: (madde 50) memurun izin hakkı 4 e ayrılır:

1. yıllık izin: kanuna göre hizmet süresi 10 yıl dahil olmak üzere 1 yıldan 10 yıla kadar olan memurların yıllık izin süresi 20 gün, 10 yıldan fazla olanların ise 30 gündür.

2. Mazeret izni: memurlar mazeret izni süresi içinde , fiili çalışmaya bağlı her türlü ödemeler hariç mali haklar ile sosyal yardımları almaya devam eder.6 ya ayrılır;

* Analık( doğumdan önce 8 doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere 16 hafta analık izni verilir, çoğul gebelik durumunda doğum öncesi 8 haftalık analık iznine 2 hafta daha eklenir

* Babalık ( eşinin doğum yapması halinde , isteği üzerine 10 günlük babalık izni verilir.)

* Evlenme(memurun kendisi veya çocuğunun evlenmesi durumunda verilir)

* Yakınlarının ölümü (memurun isteği üzerine 7 gün ölüm izni)

* Süt izni( doğum sonrası analık izni süresinin bitiminden itibaren ilk 6 ayda günde 3 saat , ikinci altı ayda günde bir buçuk saat süt izni verilir. )

* Genel mazeret

4. hastalık ve refakat izni: kanser verem akıl sağlığı gibi uzun süreli bir tadaviye ihtiyaç gösteren hastalığı halinde 18 ay, diğer hastalık hallerinde ise 12 aya kadar hastalık izni verilir.

5. aylıksız izin: memura belirli koşul ve sürelerde aylık ve diğer mali hakları ödenmeksizin fakat kadrosuyla ilişkisi devam ederek izin verilmesidir.

Memurun aylıksız izin alabilmesi için koşul ve süreler:

> Refakat izni verilen memura , izin bitiminden itibaren , sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla isteği üzerine 18 aya kadar aylıksız izin verilebilir.

> Doğum yapan memura , doğum sonrası analık izni süresinin bitiminden ; eşi doğum yapan memura ise doğum tarihinden itibaren istekleri üzerine 24 aya kadar aylıksız izin verilebilir.

> Üç yaşını doldurmamış bir çocuğu evlat edinen memurlara vesayet dairelerinin izin verme tarihinden itibaren istekleri üzerine 24 aya kadar aylıksız izin verilir.

> Burslu olarak veya bütçe imkanlarıyla yetiştirilmek üzere yurtdışına gönderilen memurlara aylıksız izin verilebilir.

> Memura , yıllık izinde esas alınan süreler itibariyle 5 hizmet yılını tamamlamış olması ve isteği halinde memuriyeti boyunca en fazla 2 defa kullanılmak üzere toplam bir yıla kadar aylıksız izin verilebilir.

> Askerliğe ayrılan memurlar, askerlik süresince görev yeri saklı kalarak aylıksız izinli sayılır.


Öğrenim ve burslardan yararlanma hakkı: Devlet Memurları Kanunu, memurlara, mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini arttırmak ya da staj yapmak üzere dış ülkelere gönderilme ve burslardan yararlanma hakkını tanımıştır.