PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ankara'da Başörtüsü Trafiği



_Cemil_
20-10-2010, 22:30
Ankara'da başörtüsü trafiği
İşte gün boyu yaşananlar

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563352_detay.jpg?1287591293


CHP'nin başörtüsü sorununun çözümüne yönelik yaptığı açıklamaların ardından AK Parti Meclis'te grubu bulunan 3 partiden randevu talep etti. AK Parti sırasıyla CHP, MHP ve BDP ile görüştü.

Bu görüşmelerin öncesinde YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'dan sürpriz bir açıklama geldi. Özcan, ÖSYM'nin düzenleyeceği tüm sınavlara başörtülü öğrencilerin girebileceğini açıkladı.

AK Parti'nin CHP ile görüşmesinden uzlaşma çıkmadı. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada AK Parti'nin samimi olmadığını belirtti ve başörtüsünün kamuda ve ilköğretim okullarında da serbest kalacağına dair kaygılı olduklarını belirtti.

MHP ise AK Parti'nin başörtüsü sorununun çözümü için Meclis'te komisyon kurulması önerisine sıcak baktı.

BDP de sorunun çözümü için Anayasal düzenlemelere olumlu bakıyor. Ancak meselenin din ve vicdan özgürlüğü kapsamında ele alınması gerektiğini ve yapılacak düzenlemenin Aleviler, cemevleri, azınlıklar ve Süryanileri de kapsaması gerektiğini düşünüyor.

Bu arada Finlandiya'da bulunan Başbakan Erdoğan, CHP'nin son tavrı için "Her zaman aynı oyunu oynuyorlar. Hep söylüyorum, bunlar gündüz başka akşam başka konuşurlar" dedi.

Ankara'da başörtüsü trafiği bu şekilde akarken tartışmaya yargı da katıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada başörtüsü ile ilgili düzenlemelerin laikliğe aykırı olduğu öne sürüldü ve daha önceki AYM ve AİHM kararları anımsatıldı.

AK Parti, Başsavcı Yalçınkaya'nın yayımladığı bu açıklamaya sert bir yanıt verdi. AK Parti'den yapılan açıklamada "Demokratik rejime açık müdahale. Yargı yetkisini kullananların görevi kanun koymak değil" ifadeleri kullanıldı.


Tüm sınavlara başörtülü girilebilecek
YÖK Başkanı ÖSS ve KPPS dahil tüm sınavlara başörtülü girilebileceğini açıkladı

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563087_detay.jpg?1287578892



YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince bundan sonra yapılacak sınavlara başörtüsü ile girilebileceğini bildirdi.

Özcan, ilkbahar dönemi Akademik Personel Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) kılavuzunda yer alan ancak 19 Aralık 2010'da yapılacak sonbahar dönemi ALES kılavuzundan çıkarılan ''Aday, başı açık ve kılık kıyafeti ilgili mevzuata uygun bir şekilde gelmemişse sınava alınmayacaktır. Başı örtülü adaylar sınava alınsa bile sınavları geçersiz sayılacaktır'' ibaresinin bundan sonraki sınav kılavuzlarında da yer almayacağını söyledi.

Özcan, YÖK'te, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi tarafından düzenlenen ''Dünya Üniversiteler Kongresi''ne video konferans sistemi ile katılarak bir konuşma yaptı. Özcan, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin ''ALES kılavuzunda yapılan değişikliği sendikalar yargıya taşıyacak. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusunu Özcan, ''Dava açabilirler. Orada hiçbir şey yok. Onu engelleyen bir durum da yoktu zaten. Tamamen ilk başta keyfi olarak konulmuş bir kuraldır. Biz de o kuralı kaldırdık'' diye yanıtladı.

Özcan, ''Geçmiş dönemde benzer davalar açılmış. Onlar incelenerek mi bu karar alındı?'' sorusu üzerine ''Hiç bir aykırılık görmüyoruz, onun için kaldırdık'' dedi. Bir gazetecinin ''Diğer sınavlarda da aynı uygulama olacak mı?'' sorusuna Özcan, ''Hepsinde aynısı olacak. Bütün sınavlar dahil. Bütün sınavların kılavuzunda aynı ifadeyi göreceksiniz'' dedi.

YÖK'ün son Genel Kurul toplantısında onaylanan sonbahar dönemi ALES kılavuzundan ''Aday, başı açık ve kılık kıyafeti ilgili mevzuata uygun bir şekilde gelmemişse sınava alınmayacaktır. Başı örtülü adaylar sınava alınsa bile sınavları geçersiz sayılacaktır'' ibaresi çıkarılmıştı.
"Başı açık" olma şartı, KPSS'nin 31 Ekim'deki sınavında da aranmayacak.
AA

AK Parti ile CHP uzlaşamadı


CHP: "Bu Türkiye'yi karartma operasyonunun bir parçasıdır. YÖK, dokunulmazlıklar ve seçim barajı düzenlenmedikçe destek vermeyiz"

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563154_detay.jpg?1287581567



AK Parti Grup Başkanvekilleri'ni kabul ederek görüşen CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Akif Hamzaçebi ve Muharrem İnce açıklama yaptı. AK Parti'nin samimiyetine inanmadıklarını ifade eden Kemal Anadol, "Bu, Türkiye'yi karartma operasyonunun bir parçasıdır. YÖK, dokunulmazlıklar ve seçim barajı düzenlenmedikçe destek vermeyiz" şeklinde konuştu.
Anadol, şu açıklamalarda bulundu:
"CHP'den başlayıp diğer partileri de ziyaret edeceklerini, bir komisyon kurularak bu sorunun bu şekilde komisyon tarafından çözülmesini ve parlamentoda bu çözümün gerçekleşmesi yolundaki önerilerini bize ilettiler. Tabi olayın ortaya çıkışı, geçmişe yönelik referandum kampanyasından bu tarafa gelişen olayları anlattılar. TESK'in Genel Kurulu'nda Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Kılıçdaroğlu karşılaştığında referandumda türbanı çözmekten konuştular. Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki, 'ben sadece türban demedim, dokunulmazlık, YÖK, seçim barajından söz açtım, niye içinden bir tanesini çekip çözümleyelim diyorsunuz?' Elbette türban çözülmeli, ters görüş sahibi değiliz.

"Ülkenin hukuksal bütünlüğü açısından büyük arızalar gösteren YÖK duruyor. Türban sorunu da bunun bir parçası. YÖK'ü ele almadan nasıl bunu tek başına ele alırız? 'Bunu ayrıca ele almak, soruna çözüm aramak değil, siyasi sömürü aracı olarak bakmak demektir' görüşünü belirtti. Tek gündemde masaya oturmam yanıtını verdi. Biz bunları şimdi tekrarladık.
"AKP SAMİMİ DEĞİLDİR"
"AKP bu konuda samimi değildir, yıllardır şikayet ettiği YÖK grubu eline geçtikten sonra bu şikayetleri unutmuştur, YÖK'ün kaldırılması çok ciddi bir gerekliliktir, özerk üniversitelere kavuşmamız demokrasi için yaşamsal bir sorundur. Dokunulmazlık sorunu AB'nin yüz karasıdır, yolsuzlukların ana nedenidir. Bir an evvel ele alınması lazım. Uzlaşma sağlamak çok kolaydır istenirse. Seçim barajının düşürülmesiyse milli iradenin parlamentoya yansımasının önündeki en büyük engeldir. Anayasa değişikliğine bile gerek yoktur, yasa değişimiyle halledilir. Türban da düzenlenebilir, CHP'nin olumsuz bir tavrı yoktur. Ama tek başına değil. Bu paket çözümlenebilir, ama türban tek başına olmaz.
"Herkes AKP'nin bir gizli gündemi vardır diyor, bizde de bu kanaat egemendi. Bunu test ettik bugün. Tamam konuşuyoruz ama bize şunu söyleyin bitecek mi? Ortaöğretime de gelecek mi, devlet dairelerine, kamu alanlarına, hizmet verenlere, hatta ilköğretime gelecek mi gelmeyecek mi? belli olmaz, millet çözer, 10 sene sonra ne olacağı belli olmaz gibi bir davranış içine girdiler. Olmayacak gibi kesin ifade söyleyemediler kaçak güreşecekler gizli gündemlerini zımni olarak tekrar etmiş oldular. Biz türban sorunun üniversitelerde çözülmesine karşı değiliz. Ama ilköğretime, kamusal alanlara, devlet dairelerine girmesine karşıyız. Türkiye'yi karartma operasyonuna ortak olmayız, izin vermeyiz, karşı çıkarız. Bu konunun AKP tarafından ele alındığını ve düğmeye basıldığını tespit etmiş oluyoruz. Verdiğimiz cevap bu beyandan ibarettir. "
Anadol, daha sonra gazetecilerin sorularına cevap verdi.
Onlar bu şartları kabul edelim derlerse?
Sadece bunun tartışılması, komisyon kurulması koşulunun üstüne bastılar. Komisyona üye filan vermediğimiz gibi gizli gündemi bir daha saptamış olduk. Bu, üniversitedeki türbanın Türkiye'yi karartma operasyonunun bir parçası olduğunu çözmüş olduk, eğitim özgürlüğü değil.

Adana'daki türban için valilikten izin alınması istendi. Nasıl değerlendirirsiniz?
Teşebbüsler başladı, kuşkularımız ortaya çıkıyor. Ama ilköğretime türbanın girmesi Türkiye'nin gündemine geldi demektir bu.

Kamusal alanı bir daha tanımlayalım demişti başbakan
Ayrı bir kaytarma yöntemi, kamusal alanın tarifine ihtiyaç var mı? Çankaya Köşkü kamusal alandır, oraya giren çıkanlar ayrı, başbakan cumhura açıktır orası diyor, kapalı olsun diyen yok, ama orada bulunan, o görevi yapan kişi, mahkemeyi yöneten hakim, cumhuriyet savcısı, mübaşir, bunlar hizmet veren insanlar. Doktor, hemşire, hastabakıcı, öğretmen, hademe, çoğaltalım örnekleri. Tartışmaya açmak demek kamusal alanı türbana açmak demek. Oraya gitmek başka, hizmet verenler başkadır, bizim gidip gitmememiz siyasi bir karardır.

Sizin dışınızda yasal düzenleme yapılırsa ne yapacaksınız?
Gelişmelere göre politika saptanır.

Laikliğin tarifinin tanımlanması...
Olabilir, arkasından bu da gelir.

Türbanla ilgili çalışmanız vardı, devam edecek mi?
Edecektir. Bilimsel çalışmalardır. Aslında Sayın Kılıçdaroğlu söylediği, türbanı, iktidara gelince biz çözeriz dedi. Oraları çıkarıp cımbızla çekiyorlar. İktidara geldiğimizde yapacağımız çalışmadır o.

YÖK Başkanı'nın bir açıklaması oldu, sınavlara artık türbanla girmek serbest olacak şeklinde
Bu bir güvenlik sorunudur. İşi ideolojik olarak ele almak yanlıştır, YÖK Başkanı da bu doğrultuda bir kişidir. Çarşafla gelince kimliğini nasıl bileceksiniz? Fotoğraf çektirmeye lüzum yok o zaman.

Şu an ne yapılabilir? YÖK'ün uyguladığı sistemi benimsiyor musunuz?
YÖK'ün genelgesi hukuka, anayasaya aykırıdır zaten. İktidara gelince çözeriz diye niyet belirtiyoruz biz sadece.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, AK Parti Grup başkanvekilleri ile yaptıkları görüşmede, başörtüsü konusunun ''üniversiteyle sınırlı olması güvencesini istediklerini'' söyledi. İnce, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına ilişkin değerlendirmede bulunan İnce, şunları kaydetti:

''Satır başlarıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamalarını özetlersek... Diyor ki 'yapılan yasalar Anayasa'ya aykırı olmaz; yürütme ve idare yargı kararlarını uygulamakla yükümlüdür; bunları değiştiremez geciktiremez.' Ayrıca, 'laiklik ilkesine aykırı talepler, demokratik bir hak değildir' diyor. 'Gerek Türkiye'nin yüksek yargı organları, gerekse uluslararası yargı organlarının kararlarıyla türban koruma görmemektedir' diyor. 'YÖK ve siyasi partiler mahkeme kararlarını gözetmek zorundadır' diyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıklaması bu. Biz yargı kararlarına saygı duyuyoruz. Yargı kararlarını dinlemeyen, onları değiştirmek isteyen, yargı kararlarına saygı göstermeyenlere soru sormanız gerekir.''

"BİR PAKET HALİNDE GÖRÜŞELİM"
Muharrem İnce, ''Türbana, başörtüsüne serbestlik girişimleri burada sona mı erecek?'' sorusu üzerine şöyle konuştu:

''Onu bilemiyorum, nasıl bir gelişim olur ama bugün bize yapılan ziyarette biz iki çekincemiz olduğunu söyledik. Bunlardan birisi bir paket halinde görüşelim -Genel Başkanımızın teklifi bu şekildeydi-. Neydi bu paket? İçinde YÖK'ün olduğu. Bir parçasını değil, bütünü çözelim, YÖK'ü çözelim. Bir diğeri, Türkiye'de siyasetin daha nitelikli, daha güven verici bir kurum haline gelebilmesi için Türkiye'de yolsuzlukların kaynağı gibi görünen dokunulmazlıkları bu paketin içinde görmek istediğimizi ve toplumun geniş katmanlarının parlamentoda temsil edilmesini ve seçim barajının düşürülmesini birlikte değerlendirmek istediğimizi söylediğimizde; AKP Grup başkanvekilleri 'böyle bir pakete sıcak bakmadıklarını, onların tek gündem maddesi olduğunu' söylediler.

Bir diğer çekincemiz olduğunu da söyledik. 'Yalnızca üniversitelerde türbanı çözmekle sınırlı mı sizin projeniz? Yoksa sırada kamu çalışanları, sırada ilköğretim, ortaöğretim... Topluma tepeden tırnağa türban giydirme projesinin bir parçası mısınız' diye sorduk. Kızılcahamam'da bir AKP yöneticisinin 'parlamentoda niye türbanlı milletvekili yok' diye çıkışının toplumda bazı kesimleri kaygılandırdığını, gizli gündemlerinin olduğunu söyledik AKP Grup Başkanvekillerine ve bu konuda güvence istedik. Yani üniversiteyle sınırlı olması güvencesini istedik. Bu güvenceyi bize veremeyeceklerini, 'on yıl sonra bakarız' gibi yuvarlak laflarla gerçek niyetlerini ortaya koydular.''
"AK PARTİ'NİN GİRİŞİMLERİ BAŞARISIZLIĞA UĞRAYACAK"
Başörtüsü ve laiklik konusunda CHP'nin her zaman ilkelerinin arkasında olacağını söylen CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen, "İktidarın başörtüsünü siyasi simge haline getirme girişimleri başarısızlığa uğrayacaktır" dedi.
Partisinin Bursa il binasında basın toplantısı düzenleyen Öymen, AK Parti ile CHP arasında başörtüsü konusunda bugün gerçekleşen görüşmeyi değerlendirdi. Görüşme sayesinde CHP'nin çözüme yaklaşmadığı iddialarının yalanlanmış olduğunu savunan Öymen, AK Parti'yi eleştirdi.
Öymen, parti olarak anayasa değişikliğindeki beklentilerini bir kere daha dile getirdiklerinin altını çizerek, şöyle konuştu:
"Biz ümit ediyoruz ki, vatandaşlarımız bu türban etrafında oynanan oyunları gayet iyi göreceklerdir. İktidarın bunu siyasi simge haline getirme girişimleri başarısızlığa uğrayacaktır. Halkın inançlarıyla kimse siyasi amaçlarla oynamamalıdır. Halkın inançlarına saygı göstermek hepimizin görevi olduğu gibi dinin istismar edilmesini önlemek de hepimizin görevidir."
"BAŞI AÇIK DOLAŞMAK İÇİN GÜVENCE"
Türkiye'de laikliğin yaşatılacağını dile getiren Öymen, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın başı açık kızlara teminat vermesine tepki gösterdi.
Öymen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Efendim lütfediyor Sayın YÖK Başkanı teminat veriyor, başı açık kızlara güvence verecekmiş. Şu Cumhuriyetin geldiği duruma bakın. Yani başı açık bir kıyafetle dolaşmak için güvence altına alınmamız gerekiyor. Bu mudur yani sizin mesajınız? Üstelik nasıl güvence vereceksiniz. Türban serbest olduğu zaman ailesinden gelecek baskıyı nasıl önleyeceksiniz."
"HİÇ KİMSE CHP'NİN İLKELERİNİ SATACAĞINI BEKLEMESİN"
CHP olarak her zaman ilkelerinin arkasında olacaklarına dikkat çeken Öymen, "Abant toplantısında hem genel başkanımızın hem de genel sekreterimizin yaptığı açıklamalar, CHP'nin daima ilkelerine sahip olarak yoluna devam edeceğini ortaya koymuştur. Hiç kimse CHP'nin ilkelerini satacağını beklemesin. Bu ilkeler bizim varlık sebebimizdir ve Atatürk'ten aldığımız en önemli mirastır" diye konuştu.

haberturk

_Cemil_
20-10-2010, 22:34
Başbakan, başörtüsü görüşmelerini değerlendirdi

Başbakan Erdoğan Finlandiya'dan başörtüsü ile ilgili görüşmeleri değerlendirdi


http://im.haberturk.com/2010/10/20/563275_detay.jpg?1287584180

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Başkanvekilleri'nin başörtüsü konusuyla ilgili CHP, MHP ve BDP ziyaretlerini, Yargıtay Başsavcısı'nın açıklamasını değerlendirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin başörtüsü konusundaki tavrı ile ilgili olarak, ''Bunlar meydanda söylenen şeyler değildi. İşte şimdi önşartları ortaya çıkmaya başladı. Bunların ne kadar samimi olduğu bellidir. Konu neydi, bakın şimdi nereye çekmeye başladılar. Her zaman aynı oyun. Değişen bir şey yok. Diyorum ya hep söylüyorum, bunlar akşam başka, sabah başka konuşurlar'' dedi.

Başbakan Erdoğan, resmi bir ziyarette bulunduğu Finlandiya'da konakladığı Camp Otel'e gelişinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Erdoğan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, başörtüsünün laiklik ilkesine aykırı olduğu yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak, ''Tam metin üzerinde bilgim yok. Döndükten sonra arkadaşlarımızla değerlendirdikten sonra gerekli olan açıklama neyse orada o açıklamayı yaparız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, başörtüsü sorununun çözümü konusunda CHP'nin tavrına ilişkin sorulan bir soru üzerine şunları söyledi:

''Bunlar meydanda söylenen şeyler değildi. İşte şimdi önşartları ortaya çıkmaya başladı. Bunların ne kadar samimi olduğu bellidir. Konu neydi, bakın şimdi nereye çekmeye başladılar. Her zaman aynı oyun. Değişen bir şey yok. Diyorum ya hep söylüyorum, bunlar akşam başka, sabah başka konuşurlar. Bunların halkoylamasında meydanlarda ne söyledikleri bellidir. Hemen onun çerçevesi içinde yapılacak olanı yaparız. Yeni bir anayasayla ilgili de herkes çalışmasını yapsın. 2011 seçimlerinden sonra da oturalım yeni anayasayı müzakere edelim. Yeni anayasayı hazırlayalım''

Erdoğan, ''Uzlaşma olmazsa AK Parti olarak başörtüsü sorununun çözülmesi için adım atacak mısınız?'' sorusuna da ''Anayasa değişikliğini yapabilecek bir sayı olmadıktan sonra böyle bir adımı atmanın anlamı var mı?'' yanıtını verdi.
AA


Yargıtay'dan Başörtüsü açıklaması

Yargıtay Başsavcılığı başörtüsü serbestliğinin Laiklik İlkesi'ne aykırı olduğunu açıkladı

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563163_detay.jpg?1287579032

Yargıtay Başsavcılığı YÖK'ün aldığı "Başörtülü öğrenciler tüm sınavlara başları kapalı şekilde girebilirler" kararına tepki gösterdi. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın yayınladığı açıklamada, başörtüsü serbestliğinin laiklik ilkesine aykırı olduğu açıkladı. "Anayasa'ya AYM ve AİHM kararlarına uyulmalıdır" denilen açıklamada "Yasama ve yürütme yargıya saygı duymalıdır" ifadeleri kullanıldı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, ''Dinsel inanç veya dinsel kurallarla doğrudan ilişki ve bağlantı kurularak yapılan düzenlemeler, hem devrim yasalarını, hem de laiklik ilkesini ilgilendirir. Yükseköğretim kurumlarındaki öğrencilerin giyimlerini düzenlerken türban kullanımına dinsel inanç nedeniyle geçerlilik tanımak, kamu hukuku alanındaki bir düzenlemeyi dinsel esaslara dayandırma suretiyle laiklik ilkesine aykırılık oluşturur'' denildi.

Açıklamada, son günlerde görsel ve yazılı yayın organlarında kamu kuruluşlarından sayılan yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin dinsel inançları nedeniyle türban takmak suretiyle öğrenim görmelerinin sağlanması için Anayasa veya yasa değişikliği yapılması gerektiği, bu amaçla kıyafet serbestisi tanınmamasının eğitim ve öğretim özgürlüğüne ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu yönünde yer alan haber, yorum ve siyasi kişilerin beyanları ile ilgili olarak bazı hususların açıklanmasında yarar görüldüğü ifade edildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının siyasi partilerin eylemlerini, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olup olmadığı yönünden soruşturmakla görevli ve yetkili olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Anayasanın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı, hukuk devletinin temel ilkelerindendir.

Anayasanın 11. maddesinde Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olarak tanımlanması ve yasaların Anayasaya aykırı olamayacağının vurgulanması, 153. maddesinin son fıkrasında Anayasa Mahkemesinin kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağının öngörülmesi, 138. maddesinin son fıkrasında ise yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunun, bu organlar ile idarenin, mahkeme kararlarını değiştiremeyeceğinin ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceğinin açıkça hükme bağlanması hukuk devleti ilkesinin gereği ve sonucudur.

Dinsel inanç veya dinsel kurallarla doğrudan ilişki ve bağlantı kurularak yapılan düzenlemeler, hem devrim yasalarını, hem de laiklik ilkesini ilgilendirir. Yükseköğretim kurumlarındaki öğrencilerin giyimlerini düzenlerken türban kullanımına dinsel inanç nedeniyle geçerlilik tanımak, kamu hukuku alanındaki bir düzenlemeyi dinsel esaslara dayandırma suretiyle laiklik ilkesine aykırılık oluşturur.''
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, ''Hukuk devletinin gerçekleşmesini, demokratik kuralların yerleşmesini sağlayan yüksek yargı organlarının kararları karşısında; sözü edilen konuda siyasi çevrelerin aksi yöndeki beyanları, politik çıkara dayalı ve devletimizin temel niteliklerinden olan hukuk devleti, laiklik ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmaz niteliktedir'' denildi.

Açıklamada, Anayasa Mahkemesinin kararlarında, yüksek öğrenim kurumlarında öğrencilerin dinsel inanca dayalı türban ile öğrenim görmelerine izin veren düzenlemelerin Anayasanın laiklik ve eşitlik ilkelerine açıkça aykırılık oluşturduğunun hükme bağlandığı, Danıştay'ın verdiği kararlarda da kamu kurumlarında dini inançla türban takmak suretiyle öğrenim görme ve hizmet vermenin hukuka-Anayasaya aykırılık oluşturacağının belirtildiği hatırlatıldı.

''Laiklik ilkesi, Avrupa kamu düzeni içerisinde de koruma görmekte ve laiklik ilkesine aykırı, bu ilkeye saygı gösterilmemesi şeklindeki tutum ve eylemlerin demokratik bir hak olduğu savunması kabul görmemektedir'' ifadelerine yer verilen açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ibadet, eğitim, uygulama ve gözlem gibi bir kişinin dinini veya inancını açıklama biçimlerini belirten 9. maddesinin, bir din veya inanç tarafından yönlendirilmiş bir hareketi korumadığı belirtildi.

Açıklamada şöyle denildi:
''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de laiklik ilkesinin, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ve demokrasiye saygı ilkeleriyle uyum içinde bulunan devletin temel ilkelerinden biri olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen laiklik kavramının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin temelini oluşturan değerler ile uyumlu bulunduğunu ve bu ilkenin desteklenmesinin ülkemizde demokrasinin korunması için gerekli olduğunu, yine Anayasanın temelini oluşturan cinsiyet eşitliğini de kapsayan eşitlik ilkesinin sözleşmenin temelini oluşturan anahtar ilkelerden biri olduğunu belirtmiş, üniversitelerde İslami başörtüsü takılmasına sınırlamalar getiren düzenlemelerin ve bunları uygulamaya yönelik tedbirlerin, güdülen amaçlarla orantılı ve haklı olduğuna ve demokratik bir toplumda gerekli olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmış, laiklik ilkesine aykırı davranışların din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesi tarafından korunamayacağını karara bağlamıştır.

Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 4. Dairesinin 29 Haziran 2004 tarihli ve Büyük Dairenin 10 Kasım 2005 tarihli kararlarında, türbanın yasaklanmasının 'başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması' ile 'kamu düzeni ve güvenliğin sağlanması' bakımından demokratik bir toplumda zorunlu bir tedbir niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, 15 Şubat 2001 tarihli kararında türban taktığı için ilköğretim kurumlarında öğretmenlik yapması engellenen öğretmenin başvurusunu reddederken, türbanın cinsiyetler arası eşitlik ilkesiyle bağdaşması güç olan dini bir simge olduğunu, buna izin verilmesinin diğer dinlerin giyim sembollerinin de kullanımını beraberinde getireceğini, okullarda devletin tarafsızlığını tehlikeye düşüreceğini ve yasaklamanın altında önemli bir kamu yararı bulunduğunu, sonuç olarak öğretim faaliyetinde başörtüsü takma yasağının başkalarının hak ve özgürlüklerinin, kamu güvenliğinin ve kamu düzeninin korunması amacıyla orantılı ve demokratik bir tedbir olduğunu ifade etmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 3. Dairesinin 31 Temmuz 2001 ve Büyük Dairenin 13 Şubat 2003 tarihli kararlarında da başörtüsü takma özgürlüğünün başkalarının hak ve özgürlüklerinin, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması gereğiyle çatışması durumunda sınırlanabileceğini, laiklik ilkesine saygı gösterilmemesi şeklindeki bir tutumun sözleşmeden yararlanamayacağı, üniversitelerde çoğunluğa mensup dinin gereklerini yerine getirmeyen veya başka dinlere mensup öğrenciler üzerinde baskı kurulmasını engelleyecek önlemlerin sözleşmeye uygun olduğu, laik üniversitelerde çeşitli inançlara mensup öğrencilerin barış içinde bir arada yaşamalarını ve dolayısıyla da kamu düzeni ve başkalarının inançlarının korunmasını teminen söz konusu dine ilişkin ritüel ve simgeleri sergilemenin yeri ve seklini belirleme hususunda sınırlamalar öngörülebileceği kabul edilmiştir.''

''AÇIK VE TARTIŞMASI BİÇİMDE VURGULANDIĞI GÖRÜLMEKTEDİR''
Konunun çeşitli boyutlarıyla iç hukuk ve uluslararası hukukta yer aldığına işaret edilen açıklamada, ''Gerek iç hukuk, gerekse uluslararası hukuk boyutu ile incelenip değerlendirildiğinde; yüksek yargı organlarının kararlarında üniversite ve diğer eğitim ve öğretim kurumlarında türbanın din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma görmediğinin, laiklik ilkesiyle bağdaşmadığının açık ve tartışmasız bir biçimde vurgulandığı görülmektedir'' ifadesine yer verildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Hukuk devletinin gerçekleşmesini, demokratik kuralların yerleşmesini sağlayan yüksek yargı organlarının kararları karşısında; sözü edilen konuda siyasi çevrelerin aksi yöndeki beyanları, politik çıkara dayalı ve devletimizin temel niteliklerinden olan hukuk devleti, laiklik ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmaz niteliktedir.

Belirtilen ilke ve kararlar ışığında; bir hukuk devletinde bu konudaki düzenlemelerin, yargı kararlarına aykırı olarak gerçekleştirilemeyeceği ve özellikle 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası ile bu yasaya dayanılarak çıkarılacak düzenlemelerde yüksek yargı organlarının kararları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygunluk gözetilmesi gerektiği gibi yürürlüğe konulacak yeni kuralların da bu metinlere aykırı olamayacağı, bundan sonraki siyasi, toplumsal, kurumsal, ekonomik ve hukuki sorumlulukların tüm siyasi partilere ait olacağı, üstün değerler taşıyan, objektif ve tarafsız düşünen, hukuk devletine bağlı yüce Türk milletinin bilgisi dahilindedir.''
AA

_Cemil_
20-10-2010, 22:37
MHP'den başörtüsü sorununun çözümüne destek
Grup Başkanvekili Şandır: "Bu sorun çözülmelidir

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563199_detay.jpg?1287579046

AK Parti Grup Başkanvekilleri ile üniversitelerdeki başörtüsü sorununun çözümü konusunda görüşen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, açıklama yaptı. "Bu sorun çözülmelidir. Çözüme katkı vereceğiz" diyen Şandır, AK Parti'nin Meclis çatısı altında sorunun çözümü için mutabakat araması gerektiğini ifade etti.
Mehmet Şandır, şu şekilde konuştu:
"Başın örtülmesi sorununun bir toplumsal sorun olmaktan çıkartılması ve bu sorunun çözülmesini, MHP olarak biz istiyoruz. İster başörtüsü ister türban dersin, hiç bir gerekçeye sığınmadan, kamuoyu hizmetlerinin sunulmasına sadık kalarak, üniversitelerde başörtüsü sorununun giderilmesine biz varız, buradayız. Sayın Genel Başkanımızın açıklaması bu yöndeydi.
Anayasa'nın 10. ve 42. maddeleri ve YÖK yasasının geçici 17. maddesindeki değişikliklerle bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz. Bu inanç doğrultusunda mecliste bir mütabakatla, bir anayasa değişikliği yapılacağının doğru olacağı kanısındayız. Bu mutabakatın temin edilmesi sorumluluğu, iktidar partisine aittir. Toplumsal sancıya dönüşen bu sorunu çözmek için mecliste bir mutabakat temin etmelidir. MHP'nin çözüm önerisi, tavrı ortadadır. Biz onların tavrını sizlerle birlikte izliyoruz. Yoksa biz bu sorunun üniversitelerde çözülmesini başından beri istiyoruz.
Tüm görüşmelerden sonra, AKP'nin atacağı adımları izledikten sonra, MHP yeniden bir değerlendirme yaparak görüşlerini ifade edecektir. Biz bu sorunun çözümünü istemekteyiz, çözüme de sonuna kadar katkı vereceğimizi tekrar ediyoruz."

Şandır, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ana muhalefet partisinin kaygısı, özellikle türbanın kamuda hizmet verenler, ortaöğretim, ilköğretime de girecek yönünde. Bunun için de iktidardan güvence istediklerini, onların da vermediğini bildirdiler. Siz şart sürer misiniz?

İktidar partisinin diğer partiyle yapacağı görüşmeden sonra, açıklamalarını hep birlikte izleyelim.

Sizin kaygınız var mı?

Şimdi sorunumuz mecliste mütabakatın temin edilmesiddir. Onun temini için gayret içerisindeyiz. Ondan sonraki muhtemel sorunları öne çekmenin şuan bir faydası yoktur.

CHP, daha kapsamlı bir paket öne sürdü ve paketin tümü alınmazsa, türbanın çözümüyle ilgili çekincelerinin olduğunu belirti. Sizin çekinceniz var mı? Seçim barajı, YÖK gibi...

Bugün şimdi konumuz, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu meydanlarda ifade ettiği 'türban sorununu biz çözeriz' sözünden sonra, siyasi istismar olarak üniversitede türban sorunun çözülmesiyle ilgili bir çıkış yolu arıyor. MHP'nin irade beyanı vardır bu konuyla ilgili, biz çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çözüm önerisi sunuyoruz. Anayasa değişikliği, YÖK yasasının 17. maddesindeki değişiklik önerimiz, sayın siyasi partilerin yöneticilerinin masasında beklemektedir. Bu, MHP'nin iradesidir.

Siz sadece üniversitede türbana özgürlük verilmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz?
Evet efendim. Şimdi sorun üniversiteler. Yeni bir sorun alanı yaratmanın anlamı yok.

Bir temenni olarak söylüyorum, CHP'yi hedef alarak söylemiyorum, toplumsal sorunları siyasette istismar olarak kullanılmasını saygısızlık olarak görüyorum.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın açıklamasıyla ilgili olarak sorulan soruya ise, Şandır şu şekilde cevap verdi: "Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın açıklamasını aldık, okuyup değerlendirdikten sonra görüşlerimizi sizlerle paylaşacağız.

Daha önce de türbanlar ilgili bir girişiminiz olmuştu fakat Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştü karar
Tüm bu gelişmeler halkımızın gözü önünde olmaktadır. MHP'nin bu sorunun çözümü konsundaki samimiyeti ortadadır, bunu yanlış değerlendiren ve bunun üzerinden MHP'ye hakaret edenlerin şimdi oturup düşünmeleri gerekir.

Bugün YÖK Başkanı'nın bir açıklaması oldu, sınavlara başörtüsüyle girişin serbest olacağıyla ilgili
Konu siyasetin konusudur, çözümün siyaset zemininde olması gerekir. TBMM bu soruna kanun kapsamında, anayasa kapsamında bir çözüm üretmek mecburiyetindedir. İdari tedbirlerle kalıcı çözüm imkanı görülmemektedir. YÖK'ün aldığı tedbirlerle çözüleceğini söyleyenler, topu taca atmaktadır. Sorunların çözüm yeri TBMM'dir, parlamentodur, başı da iktidar partisidir.

haberturk

BDP'den şartlı evet

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, başörtüsü sorununun çözümü için atılacak adımlara şartlı destek verdi

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563238_detay.jpg?1287573553

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, başörtüsü sorununun çözümü için atılacak adımlara şartlı destek verdi. Yıldız, bu konunun tartışılmasını önemsediklerini, ancak siyasete malzeme yapılmasına karşı olduklarını kaydetti.
AK Parti Grup başkanvekillerinin CHP ve MHP'nin ardından BDP'ye yaptığı görüşme sona erdi. Görüşmenin ardından bir açıklama yapan BDP'li Yıldız, başörtüsü sorunun Anayasal zeminde çözümü için yapılacak düzenlemelere olumlu baktıklarını ifade etti.
Konunun sadece başörtüsü bağlamında ele alınmaması gerektiğini anlatan Yıldız, meseleyi din ve vicdan özgülüğü olarak gördüklerini kaydetti. Bunun için yeni bir özgürlük paketinin hazırlanması gerektiğini, bunun içine Aleviler, cemevleri, azınlıklar ve Süryanileri de içine almasının önemine işaret eden Yıldız, başörtüsü için kurulacak komisyona destek verip vermeyeceklerinin ise yapacakları MYK'da belli olacağını ifade etti.
Konunun palyatif çözümlerle geçiştirilmesinin sorunu temelden çözemeyeceğine işaret eden Yıldız, "YÖK'ün aldığı karalar pratikte kolaylık getirir. Ama yasal zemin olmadan iş bununla yürümüyor. Çünkü bir başka kurum aksi açıklamalar yapıyor olabilir. Bu alanlara yeni yasal zemin sağlamak lazım." dedi.
Bengi Yıldız, özgürlüklerin belli bir alanda değil, tüm alanlarda olması gerektiğini ifade etti. Yıldız, başörtü konusunun toplumu kutuplaştırma aracı olarak kullanılmasının doğru olmadığını söyledi.
Başörtüsü sorunu gibi özgürlerin siyaset malzemesi yapılmasına karşı olduklarını konuda samimiyete ihtiyaç olduğunun altını çizen Yıldız şöyle konuştu: "Bizce bu konunun çok iyi ele alınması lazım. Bu konun muhatabı sadece Parlamento değil. STK'lar, üniversiteler ve en önemlisi de halktır. Ama türban meselesinin başka alanlarda kullanılmasını çok ciddi tartışmak lazım. Bu iş 'amalarla, fakatlarla' çözülmez. Sayın cumhurbaşkanı ve başbakan eşlerinin başörtülü olması kamusal alan bağlamında tartışılmasını yadırgıyorum. Belki ileride tartışıldığında özellikle 18 yaşın önemli olduğunu söyleyebilirim. Özgürlükleri herkes istediği şekilde kullanabilir. Hassas bir meseledir. Tartışılmaya ama siyasete malzeme yapılmaması lazım. Sadece seçimden seçimi ya da referandumdan referanduma olmaması gerekir. Yeni bir samimiyete ve sayfaya ihtiyaç var."
CİHAN

_Cemil_
20-10-2010, 22:39
AK Parti'den Başsavcı'ya sert yanıt

AK Parti, Yargıtay Başsavcısı'nın türbanla ilgili yaptığı açıklamaya yanıt verdi

http://im.haberturk.com/2010/10/20/563309_detay.jpg?1287591765

AK Parti Grup Başkanlığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasının ''Parlamenter demokratik rejime açık bir müdahale niteliğinde'' olduğu belirtildi.

AK Parti Grup Başkanlığında yapılan yazılı açıklamada, şunları kaydedildi:

''Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) siyasi parti grupları arasında temas ve görüşmeler sürerken, aynı konuda ve eşzamanlı olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşmelerin içeriğini hedef alan ve kuvvetler ayrılığını yok sayan açıklaması parlamenter demokratik rejime açık bir müdahale niteliğindedir.

Bir demokratik toplumda, kişilerin, kurumların veya toplumsal grupların siyaset müessesinden hak ve özgürlük talebinde bulunmaları, bu taleplerin toplumun her kesiminde tartışmaya açılması ve siyaset kurumunun gündeminde yer alması demokratik bir hukuk devleti anlayışının gereğidir. Bu taleplere olumlu veya olumsuz cevap verecek ve kural koyacak olan kurum yasama yetkisini elinde bulunduran TBMM'dir.

Yargı yetkisini kullananların görevi kanun koymak değil, TBMM tarafından kabul edilen yasaları uygulamaktır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı önleyici bir yargısal yetkiye sahip değildir.

Yüksek yargıda güçlü pozisyonlara aday konumunda bulunanların kendilerine destek sağlamak üzere TBMM'yi ve siyaset kurumunu hedef alan açıklamalar yapmaları kabul edilemez. Hiçbir kişi, organ veya makam TBMM'ye emir ve talimat veremez.''
AA